Erdoğan’ın sonu diktatör Franco gibi olacak.

Avrupa Özgür İttifakı (EFA) Başkan Yardımcısı Arizti, Erdoğan’ın sonunun İspanya’ya diktatörlük rejimi dayatan Franco gibi olacağını söyledi. Arizti, “Zenginliğimiz, farklılıklara duyduğumuz saygıdan geliyor. Sadece bu hakka saygı duyarak bir arada yaşayabiliriz. Bunun aksi aldatmacadır, faşizmdir, diktatörlüktür. Ve Türkiye’de şuan yaşanan gerçek de budur.”

Avrupa’da faaliyet yürüten 47 kitle örgütünün oluşturduğu Avrupa Özgür İttifakı (EFA) Başkan Yardımcısı Lorena Lopez de Lacalle Arizti ile EFA üyesi Aralar ile Bask Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Inaki Irazabalbeitia Fernandez, Kürt halkının özyönetim ilanları ile AKP-Saray iktidarının saldırılarına ilişkin ETHA’nın sorularını yanıtladı.

‘FAŞİZM VE DİKTATÖRLÜK, TÜRKİYE’DE ŞUAN YAŞANAN BUDUR’

“Türkiye totaliter rejim var” diyen EFA Başkan Yardımcısı Arizti, faşizmde ısrar eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sonunun İspanya’ya diktatörlük rejimi dayatan Franco gibi olacağını söyledi. Arizti şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan sadece kendi başkanlık rejiminin derdine düşmüş, buna karşı çıkan her şeyi yok edilmesi gereken bir problem olarak görüyor. Şimdi bütün bir Kürt nüfusunu ortadan kaldırmayı planlıyor. Tıpkı İspanya’da Franco’nun yapmaya çalıştığı gibi. O da bu yolun sonunu eninde sonunda görecek.”

Toplumun çoğulcu olduğunu ve farklı kimliklerin birbirine saygı duymak zorunda olduğunu belirten Arizti, “HDP’nin de şuanda yapmaya çalıştığı şey tam da budur. Herkes için saygı. Sadece Kürtler de değil, Ermeniler ve bütün Türkiye toplumu için. Bu bütün Avrupa ve dünya için de geçerli. Çünkü hepimiz ezilen halklardan oluşuyoruz. Israr edeceğiz. Savaşacağız çünkü varolma hakkımız var. Zenginliğimiz farklılıklarımıza duyduğumuz saygımızdan geliyor. Sadece bu hakka saygı duyarak bir arada yaşayabiliriz. Bunun aksi aldatmacadır, faşizmdir, diktatörlüktür. Ve Türkiye’de şuan yaşanan gerçek de budur” şeklinde konuştu.

‘AVRUPA TÜRKİYE’DEKİ SAVAŞI GÖRMÜYOR’

EFA Başkan Yardımcısı Arizti Kürdistan’da yaşananların Avrupa’dan nasıl göründüğüne ilişkin soruya “Türkiye hükümeti ülkenin doğusunda yaşayan Kürt halkına karşı bir savaş açmış durumda” diye yanıt verdi. Avrupa ülkelerinin bunun gerçekten farkında olmadığını belirten Arizti, “Irak ve Suriye savaşlarını görüyoruz. Ancak Türkiye’deki savaşın farkında değiliz. İlk olarak yüksek sesle şunu söylememiz gerekiyor; Erdoğan masum insanları, kadınları ve çocukları katlediyor. Avrupa’dan bakacak olursak parlamentodan çıkartılabilecek bir çok yöntem, komisyon ve konseyler var. 1-2 Nisan tarihlerinde Korsika Ajacciu’da tüm bu kurumlar bir araya gelecek. Ve bizler, Türkiye hükümetini izole etmeyi talep edeceğiz. Antidemokratik uygulamaların önüne geçmenin bir çok siyasi yöntemi var. Bu konuda, duyurmak, kınamak, teşhir etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Türkiye hükümetinin şuan yaptıklarını engellemek için bütün ülkelerden ekonomik ve siyasi tedbirler almalarını isteyeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘FAŞİZME KARŞI DAYANIŞMA’

Dayanışmanın zorunlu olduğunu vurgulayan Arizti, “Somut iletişimimiz var zaten. Yerel bölgelerimiz arasında bir bağ kurmamız gerek. Kitle örgütlerimiz bilgi akışı ve yardımlaşmayı güçlendirmeli. Sol hareketin DNA’sını bunlar oluşturur. Her zaman bütün halklarla dayanışma içerisinde olunabilmeli. Bizler Franco faşizmine karşı savaşırken dayanışma çağrısında bulunduk. Şunu çok iyi biliyoruz ki, mücadele iradi bir şekilde yürütüldüğünde ve dışarıdan dayanışma olduğunda çok ileri adımlar atılabilir. Bizler de şimdi Avrupa topluluğu olarak dayanışmak zorundayız. Solcular daha güçlü olmak, birleşmek için çaba sarf etmek zorunda” şeklinde konuştu.

‘SINIRLAR DAİŞ’E AÇIK, MÜLTECİLERE KAPALI’

Arizti, Ortadoğu’da yaşananlara ilişkin Avrupa’da neler yapılması gerektiği sorusuna şu yanıtı verdi: “Hem Ortadoğu’da hem de genelde koşullar değişiyor. Bütün eski anlaşma ve ittifaklar değişti. Suriye’deki koşullar Rojava’yı doğurdu ve Rojava için durum şimdi çok daha iyi. Kürtler DAİŞ’e karşı savaşta en ön cephede yer aldı. Türkiye hükümeti ise DAİŞ’e karşı mücadeleyi Kürtlerle savaşmak için kullanmaya çalışıyor. Türkiye sınırlarını silah sevkiyatına ve DAİŞ’e katılanlara açarken diğer taraftan Avrupa’nın da işbirliğiyle savaştan kaçan mültecilere sınırlar kapatılıyor. Bu çifte standardı kınamamız gerek. Savaşın çok yıkıcı bir boyutu ortaya çıktı. Ortadoğu halkları bu kirli savaşın bir parçası olmak istemiyor. Bütün varlığınız, toplumunuz yıkıldığında kaçmak zorundasınız. Bu noktada Avrupa sınırları açmak yerine kapatıyor. Türkiye burada kritik bir hata yapıyor. Avrupa yönetiminin Türkiye’yi mülteci sorununun ön ayağı yapma hakkı yok. Bu Avrupa’yı oluşturan birliğe karşı bir şey. Avrupa Birliği bu sonuçları ortadan kaldırmak için dayanışma ve sosyal adalet amacıyla iki büyük dünya savaşının ardından oluşturuldu. Bu ülkeler mültecileri barındırmak için yeteri kadar zenginliğe sahip zaten. Ancak bu da yeterli değil. Avrupa bu savaşı sona erdirmek, bu ülkelerde sosyal ve ekonomik koşulların daha çok iyileştirilmesi, herşeyin yeniden inşa edilmesi, toplumun yeniden inşa edilmesi için mücadele etmeli. Avrupa’nın politikasını değiştirmesi gerekiyor. Yoksa bu politika ülkelerin kişisel çıkarlarını öne çıkarmaktan başka bir işe yaramayacak, AB’nin de sonunu getirecek. Bu hepimizi anlamsızlaştıran bir hal alır çünkü bizler bunu istemiyoruz. İnsanlığın geleceği dayanışma üzerinedir. Bugün bunu HDP’de burada söylüyor. Daha fazla sosyal adalete, demokrasiye, müzakereye, saygıya ihtiyacımız var. Yeni bir yaşamda, mutlu bir toplum olarak birarada kalmanın yolu buradan geçiyor.”

Arizti, Türkiye’ye aynı zamanda HDP’nin mücadelesinden öğrenmeye geldiklerini kaydetti, “HDP’den öğrenecek çok şeyimiz var. Örneğin yüzde 50 kadın kotası sadece bizim partimizde değil, Avrupa’nın çoğunluğunda bile yok. Burada bir kadın ve bir erkek lider var. Kadınlar, kendi özgünlüklükleri ve istekleri doğrultusunda çok fazla örgütlü ve hareketli” dedi.

‘DURUM İÇLER ACISI, TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ YOK’

EFA Aralar ile Bask Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Fernandez ise “Kürdistan’a yönelik saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorumuza şu şekilde yanıt verdi: “Durum gerçekten içler acısı bir boyutta. Türkiye’de gerçek demokrasi yok. Hükümet müzakereleri gerçekleştirmemek için elinden geleni yapıyor. Gazeteciler katlediliyor, ifade özgürlüğü ortadan kaldırılıyor, şehirler ordu tarafından kuşatılıyor. Türkiye’de şuan demokrasi anlayışı tamamen totaliter bir rejime dayanıyor.”

Fernandez, Avrupa Birliği’nin mülteci politikasına dikkat çekti, “Türkiye halklarının yerine yönetimini dikkate aldığı gibi mülteci politikasında da bunu görebiliyoruz. Avrupa’nın Ortadoğu ve Türkiye’ye gerçek bir barış ve demokrasi getirme politikası yok. Bunu Avrupa’nın Ortadoğu’ya yönelik her müdahalesinde görmek mümkün. Avrupa bütün halklar için, demokrasi, özerklik, özyönetim için mücadele etmeli. Kültürlerin farklılığına saygı duyarak demokrasi ve barışı inşa edebiliriz. Avrupa bunu yaptığı zaman dünyanın bütün geri kalanı için deniz feneri rolü görecek bir hamle olur” şeklinde konuştu. (Yunus AKAN – ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir