Özgecan’ın ardından isyan ve direniş – Pınar Gayıp

Mersin’de tecavüz edildikten sonra yakılarak vahşice katledilen Özgecan Aslan yaşamını yitireli bir yıl oldu. Bir yılda devlet ve erkek şiddeti değişmezken, kadınlar ölümle tehdit edildikleri sokakta isyana durdu.

özgecan-1

Özgecan Aslan deyince artık aklımıza taciz, tecavüz ve kadın katliamları geliyor. Mersin’de evine gitmek için bindiği dolmuşun şoförü, babası ve en yakın arkadaşı tarafından yani kısaca erkek şiddeti yüzünden tecavüze uğradıktan sonra yakılarak katledilişinin üzerinden bir yıl geçti.

Bir yıl süren adalet arayışları, kadınların örgütlü mücadelesi Özgecan Aslan’ın ardından isyana durdu. İlk haberi aldığımızda hangimiz, “Ya ben olsaydım” diye düşünmedi? Ya da sonrasında “Ben değilim evet ama hesabını soracağım” öfkesine kapılmadı? Özgecan bu coğrafyada tecavüze uğrayarak katledilen ne ilk kadındı ne de son olacaktı.

Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreninde dinmeyen gözyaşlarının yanı sıra isyan hakimdi. Anne Sonnur Aslan’ın tabutu erkeklerin taşımasına izin vermemesi, tüm kadınların öfkesini dile getirilişiydi. Kararlıydık, bir kadını daha kaybetmiştik, canımız yanmıştı, hesabı sorulacaktı.

Erkek şiddeti kendisini değiştirmeden sürmeye devam ederken, erkek egemen sistemin yargı organı kadın katillerini “iyi hal” indirimleriyle ödüllendirirken 12 Haziran 2015 tarihinde ilk duruşması görüldü Aslan’ın. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık Ahmet Suphi Altındöken, babası Necmettin Altındöken ve arkadaşı Fatih Gökçe Hakim karşısına çıktı.

Ertelemelerle uzayıp giden duruşmalarda, adliye önünde bekleyişlerimizde umudumuzu yitirmedik. Özgecan Aslan’ın hesabı sorulacaktı. Emsal gösterilen bir kararla, 3 Aralık 2015 tarihinde sanıklara ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Sokaktaki kadın isyanının basıncıyla erkek adaletin tahrik indirimi uygulanmaması bir kazanımdı.

Canımız yanmıştı, yetmezdi bu karar. Özgecan Aslan Yasası çıkmalı ve tüm kadın katillerine uygulanmalıydı.

NE DEĞİŞTİ?

Özgecan Aslan’ın katledilişinin ardından, Türkiye’de kadına ve LGBTİ’ye yönelik şiddet kesilmedi. AKP hükümeti tüm mekanizmalarıyla kadınlara saldırmaya devam etti. Mahkemelerde uygulanan “iyi hal” indirimleri hala devam ederken, medya da kadın katliamları, “Cinnet geçiren koca”, “Kendisini aldatan eş” diye verilirken, taciz ve tecavüzler giydiğimiz kıyafetlerle, sokağa çıktığımız saatlerle tanımlandı.

Hızını alamayan Diyanet aleni bir şekilde ensesti meşrulaştırdı. Saray kadınları hedef aldı. Gözaltında tacizler kendini göstermeye devam etti. Son bir yılda devlet cephesinde kadına yönelik saldılar sürdü.

Artık sokakta, isyandayız. Mümkünü yok, reddettik toplumsal rollerimizi. Aslan’ın katledilişinin ardından gündemimize düşen özsavunma hakkı, artık her birimizin bilincine yerleşti. Kadınlar olarak bize biçilen geleceği kabul etmiyor, özsavunma hakkının bilinciyle örüyoruz kendi devrimimizi.

Tıpkı Çilem Doğan, Nevin Yıldırım ya da Yasemin Çakal gibi. Özgecan Aslan aramızdan ayrılalı 1 yıl geçti, acı ve isyanla dolu bir yıl. Kadınlar olarak kararlıyız, canımızı bir daha yakamayacaksınız. (Pınar GAYİP – ETHA)

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir