Suriye’de Kurt’un kanlı ağzına Tasma… – Erdoğan TATAR

 

ERDOgAN-TATAR1Rusya’nın askeri müdahalesi ile, Suriye’deki selefi çeteter önemli bir darbe yedi. Cenevre 3 görüşmesiyle, Rusya’nın saldırıları durdurmasını bekleyen ABD ve batı koalisyonu, sahada önemli mevziler kaybetmeye başladı. Özellike de Cenevre 3 sürecinde Halep ve Azez’e yönelik yapılan askeri operasyonlar, Türkiye de Erdoğan’ı çileden çıkarırken, ABD ise treni kaçırmamak için; sahada PYD ile koalisyon girişimlerini arttırdı.

Cenevre ertesinde, halen durumu lehine çevireceğini düşünen, Davutoğlu; generalleriyle Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından Suudi Arabistan, Bahreyn Türkiye ile beraber Suriye’ye kara hareketi yapabileceğini duyurdu. Yapılan açıklamaların ortak paydası, Türkiye üzerinden Suriye’ye girip; PYD, dolayısıyla da Kürtlerin ezilmesiydi. Ancak, sahadaki yeni durumdan dolayı, ABD’nin PYD müttefikimizdir açıklamasıyla, planlar bozuldu.

8 Şubat günü ABD’nin, PYD müttefikimizdir, açıklaması, Ankara tarafından mahalle kabadayılarının reaksiyonuyla karşılandı. Erdoğan, Ey ABD benden mi yanasın yoksa Teröristten mi, şeklinde ilk tepkiyi gösterdi. Erdoğan’ın bu çıkışına karşılık gecikmedi. ABD söylediğini tekrarladı. Buna tepki olarak Ankara büyük elçisi, Türk dışişleri bakanlığını çağrıldı.

Bu gün itibariyle Ankara halen yeni planlar ve ittifak güçleri üzerinde çalışmakta. ABD’nin PYD’yi resmi müttefik olarak tanımasıyla, Türkiye açısından yapılacak önemli bir hamlenin önü kesilmiş oldu.

Suriye’de, Türkiye-Suudi-Katar destekli selefilerin neredeyse belinin kırılmış olması, ABD açısından yeni bir durum ortaya çıkardı. Zaten Kasım, Aralık aylarında ABD’nin Qamişlo’da askeri üs genişletme girişimi de, olası bu durumla ilgiliydi. Son durum, Türkiye ile ABD’nin hedefleri açısından büyük bir farklılaşmanın ortaya çıkmasına yol açtı. Gidişat bu açının büyümesi ihtimalini arttırmaktadır.

Rusya açısından da durum farklı değil. Suriye başta olmak üzere, bölgede etki gücünü arttırabilmesinin önemli bir yolu da PYD-YPG ile ilişkileri sıcak tutmasıdır. Hatta son dönemlerde, ABD’nin Cerablus yerine Rakka’ya ortak operasyon baskısına karşı, devreye girip PYD’nin Türkiye sınırında yapacağı operasyon bölgelerine, hava desteği vermiştir. PYD’nin Rakka yerine Cerablus’a yönelmesi, Türkiye’nin güvenlik bölgesi adına, buraları işgal girişimini boşa çıkarıp, Esat güçlerinin Rusya’nın yardımıyla Rakka’yı ele geçirme fırsatını yaratmıştır.

Gün be gün yaşanan bu gelişmeler, Suriye’de savaşın yeni bir boyut kazandığını açığa çıkarmaktadır. Yeni durumda, düşman iki kamp, sahada etki gücünü arttırabilmek için aynı güce, yani Rojava Kürtlerine ihtiyaç duymaktadır. Rusya ve ABD atacakları adımla, dünden daha “cüretkar” bir şekilde Kürt’leri desteklediklerini açıklamaktadır. PYD ile ilişkilerde geri kalmak istemeyen Rusya ise bir ilke imza atarak,  10 Şubat’ta Moskova temsilciliği açılmasına izin verdi. Bu temsilcilik Rojava açısından önemli bir diplomatik zafer olarak görülebilir.

Büyük Kobani direnişiyle başlayan, kazanımlar, diplomatik alanda kurumlaşmaya başlıyor. Süreç önümüzdeki günlerde neyi gösterir, bu günden kesin bir şey söylemek pek mümkün görünmüyor. Veriler, Türkiye ile ABD arasında önemli bir çatlağın çıkabileceğini gösteriyor.

Erdoğan eliyle yaratılan mülteci krizi nedeniyle AB, Türkiye lehine daha fazla devreye girebilir. Suriye de yaşanacak gelişmelerden bağımsız olarak batı, Türk devletinin kuzey Kürdistan’da yaptığı ve yapacağı katliamlara; bu gün için ses çıkarmayacağını gösteriyor.

Cizre, Sur ve başka alanlarda yapılan katliamlara, bu güne kadar ABD ve bütün diğer batının sessiz kalması; Suriye’de PYD’nin sınırlandırılıp teslim alınmasını hedefliyordu. Katliamlara, hatta Barzani  ve Türkiye eksenli abluka ve hendeklere rağmen; PYD önemli bir güç olarak kendini yeniden var etti.

Gelinen aşamada, bir süre daha Türkiye’nin içeride PKK’ye yönelik saldırılarına göz yumulabilir. Ancak ABD ve AB çatışmaların, Mart ayından sonra iç savaşa dönüşeceği kaygısını dile getirmekte ve temkinli olmaya çağırmaktadır. Hatta ABD ve AB yetkilileri, devletin yaptığı katliamlara ses çıkarmayıp,  iki tarafa da masaya dönün çağrısını yapmaktadır. Bunun içinde Erdoğan’a Mart’a kadar yapacağını yap, sonra dur işaretleri verilmektedir.

Kısaca,  Rusya’nın Suriye’ye askeri müdahalesi, batı blokunun beslediği çetelerin, kazanma şansını ortadan kaldırdı. Savaşa yeni bir boyut kazandırdı. Kobani direnişi ve Şengal, Musul, Yezidi soykırımı; Batıyı zor durumda bıraktı.  O zamana kadar muhalif görülenlerin, hiç te muhalif değil, insanlık düşmanı katil olduklarını kamuoyu gördü. Bu durum PYD’nin Rojava’da meşru bir güç olmasını beraberinde getirdi. Adım adım gelişen olaylar, Suriye de savaşı yeni bir boyuta ulaştırdı. Artık Aktörler ve ittifak güçleri değişmekte. Düne kadar Selefilerin başını çektiği sözde muhalefet belirleyici olmaktan çıktı. Türkiye, bir çılgınlık yapıp, bunları yeniden TSK aracılığıyla Cerablus’a sokmazsa, artık miyadlarını doldurmuş olacaktır.

Verilerin açığa çıkardığı yeni evrede, savaşın bir tarafında Esat, diğer tarafından PYD ve bazı muhalif Arap grupları kalacaktır. ABD tarafından sözü edilen, ılımlı sivil muhalefet ise fiiliyatta bir etki gücü bulunmamaktadır. Ancak bundan sonra, silahlı veya silahsız Esat karşıtı muhalif çevreler oluşabiilr. Türkiye’nin elinde ise batı üzerinde santaj yapacağı tek şey; mülteciler kalmaktadır.

Gelinen durum, PYD’nin resmi olarak tanınması, Rojava’da Kürt’lere statüyü gündeme getirebilir. Güney Kürdistan’dan Afrin’e bir Kürt Koridoru, Türkiye ve İran’ın isteyeceği son şeydir. Bu durum Türkiye’nin Şii ve Esat’a ilişkin politikasını tam tersine çevirme ihtimalini güçlendirmektedir.

Görünen o ki Suriye’de devrimci kazanımlar halen bıçık sırtında yürüyor. Özgürlük hareketinin attığı adımlar önemli kazanımları beraberinde getirdi. Bundan sonra atılacak adımlar ise, gerici emperyalist devletler açısından daha karmaşık hale gelmektedir.

Türkiye Kürtlerine katliamda sessiz kalan ABD ve Batı, Suriye’de Kurt’un kanlı ağzına şimdilik tasma takmayı öngörüyor. Bunun yaratmış olduğu çılgınlık, Kuzey Kürdistan’da şuursuz saldırganlıkla yansıyor.

Süreç, Türkiye’nin Suriye’nin intikamını Kuzey Kürtlerinden alma hattında yürüyor. Bu durum önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin batısında iç savaş tehlikesini daha da arttırmaktadır. Savaş Suriye’de durulma ihtimalini arttırırken, Türkiye’nin Suriye’lileşme ihtimalini yükseltmektedir. Emek çephesinin giderek güçlenmesi, egemenler cephesinde ne kadar birlik görünse de; çatlağın büyüdüğünü göstermektedir. Sonuç olarak toplu katliamlara karşı PKK tarafından yapılan intikam açıklamaları da, batıda artık eski rahat ve göreceli, huzurlu ortamın son bulacağını gösteriyor.

 




One thought on “Suriye’de Kurt’un kanlı ağzına Tasma… – Erdoğan TATAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir