Sur direnişe çağırıyor – Mehmet REŞİT

MEHMET REŞİTDiyarbakır’ın Sur ilçesindeki kesintisiz sokağa çıkma yasağı, tam üç ayını dolduruyor. Ondan önceki parçalı sokağa çıkma yasaklarını da eklersek, Sur halkı neredeyse son altı aydır doğru dürüst sokağa çıkma, gündelik işlerini sürdürme ve normal yaşamını yürütme konumundan mahrum bırakılmış bulunuyor.

Çok açık ki, bu durumun kendisi bile başlı başına bir direniş gerçeğini ifade ediyor. Üç ay boyunca hiç sokağa çıkmamak, herhalde tarihin en uzun süreli kitlesel hücre cezasının uygulanması oluyor. Kadın-erkek, yaşlı-çocuk tüm halk Sur’da hücrelere doldurulmuş bulunuyor.

Kuşkusuz Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşananlar, bununla sınırlı da değildir. Eğer böyle olsaydı, belki de gündeme bile getirilmezdi. Sur’da üç aydır uygulanan sadece sokağa çıkma yasağı değil, bu temelde Sur’un her bakımdan yok edilmesini amaçlayan bir saldırıdır. Öyle ki, Sur adeta yaşanılmaz bir alan haline getirilmek istenmektedir.

Üç aydır kesintisiz sokağa çıkma yasağı uygulanan Sur, aynı zamanda ağır bir bombardıman altında tutuluyor. Tank ve top saldırıları ile adeta taş taş üstünde bırakılmamak isteniyor. Tam bir kuşatma altına alınmış olan Sur’da, neredeyse saldırıya uğramamış hiçbir yer kalmamış bulunuyor. Söz konusu üç aylık saldırının ölü ve yaralı bilançosu ise henüz bilinemiyor. AKP hükümetinin Sur’daki uygulamaları, katliamı da aşarak tümüyle açık bir soykırıma denk düşüyor. Sur’da tarih ve gelecek katlediliyor, toplum ve insanlık katlediliyor. Beş bin yıllık şehrin tüm tarihi dokusunu yok eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir de Kürt toplumuyla alay edercesine “Eskisinden daha iyi yapılacağını” belirtiyor.

Sur halkı işte böyle bir vahşi katliama ve soykırıma karşı direniyor. İlçe nüfusunun belli bir kesimi karakış ortasında AKP katliamlarından kurtulmak için evini, sokağını bırakarak çevre alanlara göç etmiş bulunuyor. Geriye kalanlar ise Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç ve Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır’ın izinden giderek son nefesine kadar Sur’u terk etmemeyi esas alıyor.

Haftalardır AKP faşizminin borazancı başları, Sur etrafında dolaşarak direnen halka “Teslim olun” çağrısı yapıyor. Bir yeri işgal etmeye gelip de etrafını kuşatan güçler, içerde bulunanlara “Teslim olun” çağrısı yaparlar AKP iktidarı adına Sur’u kuşatanlar da aynısını yapıyor.

Fakat nafile! Tüm çabasına rağmen, AKP’nin faşist kolluk kuvvetleri ilk günkü beş kişi dışında başka kimseyi getiremiyor. Her türlü tehdide, yalvarmaya ve olmayacak vaadler vermeye rağmen, bir kişiyi bile teslim alamıyor. Sur halkı her türlü baskı ve zulme karşı direniyor, üç aydır süren sokağa çıkma yasağına karşı direniyor, yirmi dört saat devam eden tank ve top atışına karşı direniyor.

Direnişin bedeli ne olursa olsun onu ödemeye razı oluyor, ama asla teslim olmuyor ve özgürlük için direnişten vazgeçmiyor. Sonuna kadar da bu yiğit ve kararlı tutumunu sürdüreceği anlaşılıyor. Sur halkı sadece kendisi de direnmiyor, aynı zamanda kendisine demokrat ve yurtsever diyen herkesi AKP faşizmine ve soykırımına karşı direnmeye çağırıyor.

Sur halkının bu çağrısı Kürdistan ve Türkiye’de karşılık bulmuş görünüyor. Nitekim başta Diyarbakır’ın diğer ilçeleri olmak üzere tüm Kürt kent ve kasabaları hemen her gün direniş eylemi yapıyor. Geçen Cumartesi günkü Sur’a destek eyleminin oldukça etkili olduğu gözleniyor. Diyarbakır halkı, Sur etrafındaki faşist AKP ablukasını kırmakta kararlı olduğunu ortaya koymuş bulunuyor. Sur’un direniş çağrısına yanıt sadece Kürdistan ile de sınırlı kalmıyor. Başta Mersin ve İstanbul olmak üzere Türkiye metropolleri de söz konusu direniş çağrısına cevap veriyor. Cumartesi günkü Mersin mitingi ve İstanbul’un bazı ilçelerinde gelişen direnişler, AKP faşizmine karşı mücadelenin topyekün gelişeceğini ortaya koyuyor.

Kadın örgütleri, 8 Mart eylemlerinin startını bugünden itibaren vermiş bulunuyor. Önümüzdeki on gün boyunca Türkiye ve Kürdistan’ın her tarafında özgürlükçü kadın eylemlerinin yapılacağı anlaşılıyor. Ardından ise yeni bir Newroz sürecine giriliyor ki, Amed’in şanına yakışır tarihi bir Newrozun bu yıl da yaşanacağı görülüyor.

Dikkat edilirse, her biri Sur çağrısına cevap niteliği taşıyan çok görkemli direniş eylemlerinin yaşanacağı bir sürece girmiş bulunuyoruz. AKP faşizminden zarar gören ve 24 Temmuz faşist darbesiyle başlayan saldırının ülkeyi ve toplumu bölmekte olduğunu anlayan herkesin bu direniş sürecine katılacağını ve bu temelde AKP iktidarından kurtulunacağını görüyoruz. İşte bu nedenledir ki, adeta kendi sonlarını görmekte olan Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu her geçen gün daha fazla saldırganlaşıyor. Tayyip Erdoğan “Bölücü terör örgütü yok olacaktır” derken, Ahmet Davutoğlu yüz yıldır çizilmiş olan sınırı unutmuş olacak ki, ABD ile Rusya öncülüğündeki çabalarla gerçekleştirilen Suriye’deki ateşkesi tanımayacağını açıklamış bulunuyor.

Belli ki sadece açıklama ile de sınırlı kalmıyor, ateşkesin başladığı gün Tıl Abyad’a yönelik faşist çete saldırısına yol vererek adeta ateşkes sürecinin sabote edeni oluyor. Bu durum AKP’nin IŞİD ve El Nüsra çeteleriyle ne kadar iç içe olduğunu bir kez daha tüm kamuoyuna açıkça gösteriyor. Sur’da ve Tıl Abyad’ta bunlar yaşanırken, sözde yeni anayasa yapacak olan ve bütçe kanunu çıkarmaya çalışan Meclis adeta havanda su dövüyor. Aslında bu tür gerçekleşmeyecek şeylerle toplum aldatılmaya çalışılıyor. Halbuki ortada siyasi iradeye sahip bir Meclis yoktur. 7 Haziran seçiminin ortaya çıkardığı Meclis iflas ettirilerek, aslında parlamenter sistem iflasa götürülmüştür.

Dolayısıyla sözde Meclis çalışmaları ve anayasa yapma çabaları aslında bir hikayedir. Bu Meclis değil anayasa yapmak, doğru dürüst bir tartışma bile yapamaz, bir çöpü bile oynatamaz. Bu nedenle hiç kimse bu tür oyalayıcı yaklaşımlara aldanmamalı ve asılsız beklentiler içerisine girmemelidir. Demokratik Türkiye’nin nabzı Sur’da ve Kürdistan’daki demokratik özyönetim direnişlerinde atmakta ve Kürt halkı tüm Türkiye’yi direnişe çağırmaktadır. Şimdi bu tarihi çağrıya cevap vermenin ve gereğini yapmanın zamanıdır.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir