Halkların Birliği Hareketi – Hüseyin ALİ

HÜSEYİN ALİTayyip Erdoğan ve AKP iktidarının halkları birbirine düşürme, düşman etme politikasına karşı Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimciler, birliktelikte ve kardeşlikte ısrarlıdır. AKP iktidarı, halkları ve Türkiye’yi bölerken, devrimciler birleştirmektedir. Türkiyeli ve Kürdistanlı on devrimci sosyalist hareketin birleşmesi bunun somut kanıtıdır. AKP iktidarının halkları birbirine düşman etme politikasına karşı Halkların Birleşik Devrimci Hareketi’nin (HBDH) kurulması bunu ifade etmektedir. Türkiye’nin AKP iktidarına teslim edilmeyeceği ve AKP faşist iktidarına karşı mücadelenin yükseltilmesi kararı alınmıştır.

HBDH’nin 12 Mart’ta kurulması, faşizme karşı Mahirlerin, Denizlerin ve İbrahim Kaypakkayaların devrimci duruşuyla mücadelenin gerçekleştirileceğinin ilanıdır. Denizler idam sehpasında halkların kardeşliğini ve ortak mücadelesini haykırmışlardı. HBDH bu mirasa sahip çıkmakta, onların demokratik Türkiye, özgür Kürdistan özlemini gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

AKP iktidarı, Türkiye tarihinin en faşist karakterli hükümeti haline gelmiştir. 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe dönemleri, 1990’lı yılların kirli savaş dönemi bu düzeyde bir iktidar hırsıyla ölüm ve yıkımlara yönelmemişti. O dönemlerde egemen sınıflar ve ulus-devlet zihniyeti egemenliğini kurmak için halka ve devrimcilere saldırmıştır. Şimdi bu zihniyete bir de bireysel iktidar hırsı ve bir partiyi iktidarda tutma amacı da eklenince görülmedik bir faşist saldırı ve kör bir siyaset, Türkiye’yi o dönemlerden daha karanlık bir döneme getirmiştir. AKP iktidarı, 1940’lı yılların CHP’sinden daha fazla iktidarı bırakmamak için her türlü kirli iç ve dış siyasete başvuracağını ortaya koymuştur.

İşte bu görülmedik faşist iktidarı ve yarattığı ortamı durdurmak ve halkların kardeşliğine dayalı Türkiye’yi yaratmak için devrimci örgütler bir araya gelmiştir. Karşımızda öyle bir faşist iktidar bulunmaktadır ki, tüm devrimci örgütleri silahlı mücadeleyi yükseltme zorunluluğuyla karşı karşıya getirmiştir. Bu durumu yaratan AKP iktidarının halklara karşı silahlı şiddeti ve ölümleri en acımasız biçimde dayatmasıdır. Kürdistan’ın şehirlerinde, kasabalarında, mahallelerinde uygulanan şiddet ve azgın demokrasi düşmanlığı karşısında silahlı mücadeleden başka yol kalmamıştır diyenler sonuna kadar haklı değil midir? Demokrasi güçlerinin tümden susturulduğu, halka bu kadar şiddet uygulandığı ve katliamların yapıldığı bir ortamda Kürt gerillasına da, Türkiyeli devrimci örgütlere de kim, neden silahlı direniş yapıyorsunuz diyebilir? Çünkü dünyada sivil halka ve sivil yerleşim yerlerine bu düzeyde tankla, topla saldırıldığı az görülmüştür. Suriye’de şehirler tankla, topla yıkılırken Tayyip Erdoğan “böyle bir iktidarın meşruiyeti olmaz” demiştir. Şimdi AKP iktidarı, aynısını hem de kendi mahallelerini yöneteceğim diyen sivil halka karşı yapmaktadır.

AKP iktidarı, Kürt halkına ve demokrasi güçlerine yönelik bu saldırıları yaparken, Kürt halkında duygusal kopuş hızlanırken, Türkiyeli devrimciler Kürt halkına sahip çıkarak halklar birlikte yaşayabilir; demokratik Türkiye’yi birlikte kurabiliriz, demişlerdir. Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin halkların kardeşliğine dayalı ortak mücadele zihniyeti bu topraklarda yeniden canlandırılmıştır. Türkiye ve Kürdistan’ın çok zor bir süreçten geçtiği bir dönemde Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcilerin ortak mücadele duruşu çok anlamlıdır ve tarihidir. Bu birliktelik Türkiye’deki siyasete müdahaledir. Türkiye’nin daha fazla siyasi kaosa girmeden faşist bir çıkmaza sokulan siyasi ortamına devrimci demokratik bir müdahale yapılmıştır. Halkların Birleşik Devrimci Hareketi’ni Türkiye’yi demokratikleştirme müdahalesi olarak görmek gerekir. Çünkü bu faşist AKP iktidarı durdurulmadan, Türkiye’yi bu faşist saldırılardan ve onun yarattığı kaostan kurtarmak mümkün değildir.

Halkların Birleşik Devrimci Hareketi’nin kuruluşu Türkiye’de Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin halkların kardeşliği temelinde demokratik Türkiye’yi yaratma çizgisinin hala Türkiye’nin tek siyasi alternatifi olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye’nin kurtuluşu, kesinlikle bu çizginin güncellenmesi ve somutlaşmasıyla gerçekleştirilebilir. Ulus-devletçi faşist zihniyet Türkiye için kriz, kaos ve savaş anlamına gelmektedir. Farklı etnik ve inanç topluluklarının var olduğu Türkiye’de bu alanlarda demokratik ve özgürlükçü olmadan barış ve istikrarı sağlamak mümkün değildir. HBDH’nin siyasi çizgisi, Türkiye’nin ihtiyacı olan böyle bir programı içermektedir.

HBDH, Türkiye’nin ihtiyacı olan bir ittifaktır. Oluşumu bile çok önemlidir. Ancak bu oluşumun yanında Türkiye’nin diğer demokrasi güçlerinin de bir demokrasi bloku kurması önemlidir. Artık AKP iktidarını seyretmek, bu duruma demokrasi blokuyla müdahale etmemek ve AKP’nin kuyruğuna takılmak, Türkiye’yi daha da olumsuz mecralara sürükleyecektir. AKP’nin çağrısı olan faşist şovenist birlik içte ve dışta savaşı derinleştirmek anlamına gelmektedir. Bu açıdan demokratik Türkiye’yi hedefleyen demokrasi bloku ve bu eksende AKP iktidarına karşı mücadele bugün en temel acil görev haline gelmiştir. HBDH bu yakıcı ve acil görevi herkese hatırlatmıştır. Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin, Kemal Pir, Haki Karer, Orhan Yılmazkaya ve Paramaz Kızılbaşların özlemi olan Türkiye mi, yoksa her gün tek tek tek diyerek halklara ve inançlara düşmanlık çizgisinin mi hakim olacağı bu dönemde gösterilecek tutumlar ve yürütülecek mücadeleyle belli olacaktır.

Ankara’da Çevik Kuvvet Polislerini hedefleyen eylemden sonra AKP iktidarının “ezeceğiz, yok edeceğiz” söylemleri, kirli savaşın daha da şiddetleneceğini ve sivil katliamların Cizre, Silopi, İdil ve Sur’da olduğu gibi pervasızca gerçekleştirileceğini ortaya koymaktadır. Bu gerçeklik bile faşist AKP iktidarına karşı oluşmuş HBDH’nin ne kadar doğru zamanda ilan edildiğini ortaya koymaktadır.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir