Ya Amerikancı darbe ya demokratik devrim – Alp ALTINÖRS

ALP ALTINÖRSABD’nin eski Türkiye Büyükelçileri Mort Abramowitz ve Eric Edelman, Washington Post’a “muhtıravari” bir yazı yazdılar. Erdoğan’ın giderek “otoriterleşen yönetimini”, basının sansürlenmesini, gazetelere el konmasını, Erdoğan’a hakaret adı altında halk üzerinde uygulanan baskıları, Türkiye’nin giderek istikrarsızlaşmasını ve ekonomide yaşanan bozulmayı gerekçe göstererek Erdoğan’a bir çağrı yaptılar: “Ya reform yap, ya da istifa et”.

Eskiden ABD emperyalizmi bu tür müdahaleleri TSK’nin muhtıraları üzerinden yapardı. Şimdi eski elçilerinin yazısıyla yapıyor. Hiç kuşkusuz, ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine yaptığı bu müdahaleyi kabul etmiyoruz. Erdoğan’la ilgili söylediklerinin tümü doğru olduğu halde! ABD’nin bu müdahalesi, bize, Erdoğan’ın ABD için kullanım süresinin dolduğunu ve onun tasfiyesi için düğmeye basıldığını gösteriyor. Ne var ki, halklarımızın mücadelesiyle geriletilen, teşhir olan ve siyasal ömrü dolan Erdoğan’ın yerine bir başka zorbanın getirilmesini, örneğin Mısır’da olduğu gibi ordu darbesiyle bir Türk Sisi’nin başa getirilmesini asla kabul etmeyeceğiz.

Erdoğan’ın ve onun Saray darbesinin siyasal ömrü dolmuştur. Her alanda tıkanmıştır. 7 Haziran’da ortaya çıkan siyasal iktidar boşluğu, ordunun ve polisin zorbaca gücüyle doldurulmaya çalışılsa da; 1 Kasım’da darbe koşullarında yapılan seçimlerle toplum manipüle edilerek “güçlü AKP” imajı yaratılmaya çalışılsa da, bunların hiçbirisi çürümüş ve çökmekte olan bir iktidar yapısını tazeleyememiştir. Siyasal ve tarihsel bakımdan ömrünü doldurmuş, demokratik meşruiyetini yitirmiş bir iktidar, silahların gücüne dayanarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Erdoğan anayasayı rafa kaldırmış, ülkeyi fiili bir yönetim tarzıyla uçuruma doğru sürüklemektedir. Burjuva muhalefet partileri CHP ve MHP Erdoğan’ı alkışlamaktan başka bir şey yapamamakta, iç sorunlarıyla boğuşmaktadır.

Bu koşullarda Erdoğan’a alternatifi ancak devrimci demokratik halkçı güçler üretebilir. Erdoğan’ın askıya aldığı 12 Eylül anayasasının bütün kurumları, ironik biçimde, onun arkasına dizilmiş durumdadır. Erdoğan bu güçlerin fiili desteğine dayanarak Türkiye’yi ailesinin hanedanlık yönetimine sürüklemektedir. ABD, Türkiye halklarının bu yönetimden nefretini izlemekte, bu nefretin yükselişini sessizce gözlemlemektedir. Eğer halklarımızın mücadelesi, Erdoğan’ın karşısında birleşik bir alternatif üretemezse, tıpkı Mısır’da olduğu gibi Silahlı Kuvvetler eliyle Erdoğan’ı devirecek bir faşist darbeyi örgütleyebilir. Doğrusu, Erdoğan da sürekli ordunun hareket sahasını genişleterek, Kürt sorununu 1990’larda olduğu gibi generallere havale ederek bu “darbe mekaniğine” güç taşımaktadır. Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak adına, MGK’yi yeniden iktidar organı haline getirmiştir. 2007-2008 döneminde TBMM ve sivil hükümetin önem kazanmasını sağlayan Erdoğan, bugün tam tersini yapmakta, MGK ve generalleri her geçen gün daha da güçlü hale getirmektedir. TSK’nin bir NATO ordusu olduğu ve Genelkurmay Başkanı iktidar partisine mensup dahi olsa, darbe yapabileceği (27 Mayıs örneği) unutulmamalıdır.

Demokratik muhalefet, Amerikan emperyalizminin müdahalesini reddetmeli, bizzat bir demokratik alternatif oluşturmak üzere bir araya gelmelidir. Türkiye’de oluşacak bir demokrasi bloku, halk meclislerine dayanan yeni bir demokratik sistemi kurabilecek güçtedir. Yerel halk meclislerinden başlayan ve güçlendirilmiş bir TBMM’ye uzanan bir Meclisler Sistemi, 12 Eylül’ün de, Erdoğan’ın hanedanlık rejiminin de demokratik alternatifidir. Gezi’nin ve Kürt halk direnişinin toplumsal güçleri birleştiğinde 12 Eylül’cü rejimi de Saray darbesini de tarihin çöp sepetine atabilir. Kendi özgücüne güvenmek yerine dış güçlerin müdahalelerine bel bağlayanlar bir zalimden kaçarken, başka bir zalimin kucağına düşmekten kurtulamazlar. Türkiye sol, sosyalist hareketleri, Alevi inancından halklarımız, işçi sınıfının mücadeleci güçleri, yerel ekoloji direnişleri, kadın örgütleri, Çerkes, Arap, Laz, Ermeni vd. bütün ezilen ulusal topluluklar ellerini Kürt halk direnişiyle birleştirirse, yeni Türkiye’yi ezilenler kurabilir. Çare, Amerikancı faşist bir darbe değil, demokratik, sivil, çoğulcu bir halk devrimidir.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir