Siyasi partiler ormanlara varlık değil kaynak muamelesi yapıyor

Siyasi partilerin ormanlara bakış açısını inceleyen iki bilim insanı tarafından yayınlanan makalede, siyasi partilerin ormana varlık değil kaynak gibi yaklaştıkları ortaya kondu.  Araştırmada, AKP’nin iktidar olduğu dönemde artırdığını söylediği korunan alan sayısı bilgilerinin de yanıltıcı olduğu ifade edildi.

21-26 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Ormancılık Haftasına girerken siyasi partilerin ormancılığa bakış açılarını ortaya koyan bilimsel bir çalışma geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisinde yayınlandı. Bartın Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Erdoğan Atmış ve ve Yard. Doç. Dr. Hikmet Batuhan Günşen imzalı ve “Türkiye’de 2015 yılı genel seçimlerinde siyasal partiler ve ormancılık ilişkileri” başlıklı makalede 2015 yılında seçime giren siyasi partilerin seçim bildirgeleri ormancılık konusu özelinde ele alındı.

KORUMA MI YARARLANMA MI?

Ormancılık hizmetleri ve korunan alanlar konusunda DSP, MHP, AKP, CHP gibi partilerin korumadan çok yararlanma eksenli olarak konuya yaklaştığının ifade edildiği araştırmada, ANAPAR, HDP, SP’nin ise korumacı bir yaklaşımı öne çıkartarak, mevcut iktidar partisinin doğa ve ormanlar üzerinde aşırı tahrip yaratan uygulamalarına son vereceklerini, bu tür projeleri iptal edeceklerini belirttikleri ifade edildi. AKP’nin bir yandan “Korunan alanların yönetimi konusunda iyileştirmeler yapacağını” iddia ederken, iktidarı döneminde uyguladığı tahrip edici-gelir getirici politikaları da savunmasındaki çelişkiye vurgu yapılan araştırmada, “Ayrıca AKP’nin iktidarları döneminde artırdığını söylediği korunan alan sayısı konusundaki bilgiler de yanıltıcıdır” deniliyor. AKP’nin ağaçlandırma ve erozyon kontrolü  gibi konularda da yanıltıcı rakamları paylaşmakta bir sıkıntı görmediğinin altı çiziliyor.

‘TABİATI BOZUK YASA’ YOLDA!

Orman toplum ilişkilerine değinen AKP ve MHP’nin bu ilişkileri sadece orman köylüsünün kalkındırılması açısından ele alan öneriler sunduğunun belirtildiği araştırmada, bu partilerin 2011 seçimlerinde olduğu gibi başta kentte yaşayanlar olmak üzere diğer ilgi gruplarının ormanla ilişkileri konusunda bir değerlendirme yapmadıklarının altı çiziliyor. AKP’nin seçim öncesi toplumsal muhalefetin tepkisi nedeniyle TBMM’den bir türlü geçiremeyerek geri çekmek zorunda kaldığı “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu”nu seçim beyannamesine koyduğuna vurgu yapılan araştırmada, “Seçimi kazanan AKP’nin bu yasayı tekrar gündeme getireceği çok açıktır” denildi.

HER KOŞULDA HES’Cİ PARTİ

BTP hariç, partilerin çoğu çevreye ve ormanlara zarar veren nehir tipi HES’ler konusunda düşünce birliği içinde olduğunun tespit edildiği araştırmada, muhalefet partilerinin nehir tipi HES’lerin zararlarına vurgu yaparak bunları ya tamamen iptal edeceklerini, ya da ÇED sürecinde daha hassas davranacaklarını belirttiği söyleniyor. AKP’nin de 1 Kasım öncesi seçim bildirgesine eklettiği bir hükümle, artık 10 MW gücünün altındaki HES’lere izin vermeyeceğini açıklayarak, nehir tipi HES’lerin yapmakta olduğu tahripleri bir nebze de olsa kabul ettiğinin altı çizildi.

Seçim bildirgelerinde yapılan incelemeler sonrasında; ormanların mülkiyeti ve işletilmesi konusuna sadece seçimlerin ardından başkanlık kurulu istifa eden ANAPAR, ormanların satılmasına ve kiralanmasına karşı beyanda bulunmuş. Araştırmada, diğer partilerin özelleştirme konusunda olumlu veya olumsuz anlamda herhangi açıklama yapmadıkları dile getirildi. Araştırmada, partilerin orman mülkiyeti ve işletmeciliği başlığında ilgilerinin orman dışına çıkarılmış 2B alanlarının nasıl değerlendirileceğine yoğunlaştığı tespiti yapılıyor.

Tüm bu değerlendirmelerin sonrasında siyasi partilerin ormanlara yaklaşımları konusunda önemli farklılıklar olduğu , kimisinin ormanlara bir varlık değil de gelir getirecek bir kaynak olarak yaklaştığı tespitinin yapıldığı makalede şu görüşlere yer verildi; “Bazı partilerin ormanlara bir varlık değil de gelir getirecek bir kaynak olarak yaklaştığı halkın hoşuna gidecek popülist söylemler geliştirdiği, abartılı veya yerine getiremeyeceği vaatlerde bulunduğu ve ormanlar hakkındaki görüşlerini sağlıklı bilgilere dayandıramadığı söylenebilir. (Özer AKDEMİR – Evrensel)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir