IŞID’in kanlı “tesadüfler” yumağı

NABİ KIMRANKimin IŞİD’i sorusu yakıcılığını koruyor.

Tayyip Erdoğan  iki gün önce “bombanın Brüksel’de patlamaması için sebep yok” demişti, bu sabah Brüksel’de bombalar patladı, 34 insan yaşamını yitirdi. Kolaycı değerlendirmelere gerek yok ama insan “tesadüfün bu kadarı da fazla” diye düşünmeden de edemiyor…

Başka “tesadüfler” de var. Dört ay kadar önce Türk tanklarının Irak’ın Başika üssünde bulunması uluslararası bir krize dönüşünce Tayyip, “biz orada DAEŞ terörüne karşı bulunuyoruz” demişti. Ertesi gün DAEŞ Başika’daki Türk üssüne gerçekten “saldırmış”, can kabı olmayan bir çatışma yaşanmıştı. Tayyip de gecikmeden demeci patlatmıştı; “şimdi ne demek istediğimiz anlaşıldı mı”?  (İlgilenenler internette kısa bir aramayla gün gün, saat saat olayların gelişimine ilişkin ayrıntılı döküm çıkarabilir.)

YPG’nin Fırat’ın batısına geçişinin ardından Türkiye düpedüz şavaş tehtidleri savurdu. Tayyip’in höykürüşlerinin yankıları dinmeden  IŞİD çeteleri Türkiye üzerinden Suriye’nin kuzeyine sızarak Gre Spi/Tel Abyat bölgesine saldırdılar, tesadüf işte.

Bu saldırıda YPG’nin esir aldığı Savaş Yıldız ayrıntılı itiraflarda bulundu ve 7 Haziran seçimleri öncesi Adana ve Mersin HDP binalarını Efe adlı bir MİT elemanının talimatıyla kendisinin bombaladığını söyledi, keza yakalandığı Tel Abyat saldırısında Türkiye’nin rolünü açıklıkla anlattı.

“Tesadüfler” çoğaltılabilir, ama bu kadarı yeter.

IŞİD, kendine özgü sebeplerle doğan, fakat emperyalist ülkelerin ve bölgedeki gerici devletlerin yoğun olarak “ilişkilendikleri” bir örgüt. Suriye’de karada asker bulundurmama kararı alan ABD önderliğindeki koalisyon, IŞİD’i Esat’ı devirecek bir güç olarak  açıkça destekledi. Tayyip ve ekibi bu plana yeni-Osmanlı hayaliyle eklemlendi. Libya’da ele geçirilen silahlar CİA’nın onayıyla ve MİT eliyle Suriye’ye aktarıldı. İstanbul’da, Antalya’da emperyalist batının gözetiminde ve Türkiye’nin ev sahipliğinde “ılımlı Suriye muhalefeti” örgütlendi. Bu “ılımlıların” ezici çoğunluğu Suriye’ye girer girmez IŞİD ve benzeri cihatçı gruplara katıldılar. “Eğitilip donatılanlar” da silahlarıyla birlikte aynısını yaptılar. IŞİD Irak’ta aşırıya kaçan Şii Maliki hükümetinin ABD hesabına düşürülmesinde işlevli oldu. Esad’ı ve Suriye ordusunu hırpaladı. Kendi hesabından daha çok Türkiye hesabına Kobani ve Rojava şehirlerine saldırdı, karşılığında her tür desteği aldı. Para, silah, güvenli geri cephe, rahat sınır geçişi, sağlık hizmeti vb. vb. IŞİD dar anlamda taşaron bir örgüt değildir; kendisinden yararlanmak isteyenlerden o da yararlanmıştır. Ve kendini güçlü hissettiğinde kendi “ajandasını” öne almış, kendisini kullanmaya çalışanlara  saldırmaktan da geri durmamıştır: Böylece eski dostlar düşman oldular. Fakat düşmanlığın dahi bir ayarı var: “IŞİD ile savaş uzun sürecek” diyen Obama, tastamam şunu söylemektedir: “IŞİD ile kontrollü bir savaş yürüteceğiz, çünkü bölgede yarattığı kaosa ihtiyacımız var.” Koalisyaon güçleri hiç bir zaman 1991 Bağdat ve ardından Belgrad bombardımanları düzeyinde bir saldırı yapmadılar İŞİD’e. Evet savaş “uzun sürecek”, çünkü öyle isteniyor.

Türk devletinin ve Batının İŞİD ile kurduğu karmaşık ilişkiler bir anda sonlanamaz. Bir alanda anlaşıp diğer alan savaşmaları dahi mümkündür. Bu yüzden Alman ve ABD istihbaratlarının terör ve bomba alarmları ciddiye alınmalıdır. Keza Tayyip’in “Brüksel’de bomba patlarsa” söylemi de; Belçika hükümetinin patlamanın ardından Türkiye’deki temsilciliklerini kapatması da, “tesadüf”tür işte, hayat garip tesadüflerle dolu…

Hüsnü Mahalli,  iki trilyon dolar sermayeye hükmeden bir tür islam-cihat enternasyonalinden sözediyor. “Ilımlı” Müslüman Kardeşlerden IŞİD’e, Endonezya’dan Fas’a uzanan büyük bir iddia ve ihtiras söz konusu. Suudi Arabistan ve Katar mali olarak bu ağın merkezinde duruyorlar, Tayyip Erdoğan ise siyasi-askeri ve istihbari olarak bu ittifakta öne çıkıyor. Osmanlı hayaliyle liderliğe oynuyor ve  IŞİD benzeri yapıları, bizatihi MİT’in kurduğu iddia edilen Sultan Murat Tugayları vb’ni, “Halifeliğinin” akıncıları ve uç beyleri  olarak görüyor. En azından  “İslamın kılıcı” olarak iş gören IŞİD’in açtığı yolun işine yarayacağını düşünüyor. Keza düpedüz Bilal oğlanın adının karıştığı IŞİD ile illegal petrol ticareti türünden iddialar da yabana atılamaz.

Tayyip “tak” emrediyor, Gn.kurmay Başkanı Hulusi Akar “şak” yapıyor; Tayyip ile IŞİD arasında bu türden bir “tak-şak” ilişkisi olduğunu sanmıyoruz, gerek de yok zaten. Ama Hüsnü Mahalli’nin sözünü ettiği islam enternasyonali, Tayyip’in halifelik-padişahlık-Osmanlı hayalleri ve İslamın kılıcı olarak sahne alan IŞİD’in eylemleri garip ve görünmez dolayımlardan geçerek,  “şu Allah’ın işine bak” dedirtecek “tesadüfler” olarak  birbirlerini tamamlayabiliyor.

Tayyip, “Brüksel’de bomba patlayabilir” dedi, iki gün sonra patladı, tesadüf işte…

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir