Avuç avuç karınca yedirdiler

AKP tarafından katliamların merkezi haline getirilen Cizre’de yıllardır aynı zulüm yaşatılıyor. Geçmişte korucu olmadıkları için Cizre’yi terk etmek zorunda kalan Vesek Ailesi, 90’lı yıllarda işkence yapan askerlerin kendilerine “avuç avuç karınca yedirdiğini” söyledi.

Kürdistan’da 90’lı yıllarda devletin koruculuk dayatmasını kabul etmedikleri için köyleri yakılan ve zorla göçertilen yurttaşlar, aradan geçen onlarca yıla rağmen yaşadıklarını unutamıyor. Koruculuğu kabul etmedikleri için baskı ve işkence ile yüz yüze kalan Mümine Vesek (43) ve ailesi, önce Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Çalyan köyünden (Gunde Şaxa) Cizre’ye, ardından da Antep’e göç etmek zorunda kaldı.

‘Avuç avuç karıncaları zorla yediriyorlardı’

Yaşadıkları trajediyi iç çekerek anlatmaya başlayan Vesek, “Biz iki defa göç etmek zorunda kaldık. Önce Cizre’ye ardından da Antep’e göç ettik. 90’lı yıllarda her gün devletin askerleri gelip baskı yapıyorlardı. Gençlerimize o zaman çok işkence yapıyorlardı. Kuzenimi alıp karakola götürdüler. Hiç unutmam avuç avuç karıncaları zorla yediriyorlardı onlara. Eşimin kardeşi sakat olmasına rağmen her gün karakola götürüp eşimi soruyorlardı. Ona ‘bilmiyorum’ dediği için işkence ediyorlardı” dedi.

‘Cizre’de de rahat bırakmadılar’

Çalyan köylülerinin hepsine koruculuğun dayatıldığını ve köylülerin bunu kabul etmediğini vurgulayan Vesek, koruculuğu kabul etmediklerinden kaynaklı devletin köy halkına baskı ve zulüm yaptığını söyledi. Devletin bomba ve toplarla köylerine saldırdığını ifadelerine ekleyen Vesek, “Devletin saldırısı yüzünden 2 sene boyunca bizim köyde insanlar akşamları mağaralara gidip orada yatıyorlardı. Köylülerin büyük bir kısmı 92- 93’e kadar direndiler. Sonra çoğu göç etti” diye konuştu. 93 yılında kendilerinin de köylerinden göç ettiklerini ve Cizre’ye gittiklerini dile getiren Vesek, devletin kendilerini orada da rahat bırakmadığını söyleyerek “Her gün gelip evi basıyorlardı. En büyük baskıyı da korucular yaptılar bize. O zaman özel hareket yoktu ama korucular Tansu Çillerin timleriydi. Cizre’de ev ev dolaşıyorlardı. Panzerlerin biri evin bir tarafında diğeri diğer tarafta duruyordu. Korucularda eve saldırıyorlardı. Bir kez eve saldırdıkları zaman eşimi evden aldılar. Ama Cizreliler onu onların ellerinden kurtardılar. Oda gitti. 3-4 ay göremedik onu” dedi.

Çamurdan yaptıkları evde yaşam mücadelesi verdiler

Eşinin Antep’te olduğunu öğrendikten sonra 94 yılında anne babasından hatır istemeden Antep’e göç ettiklerini aktaran Vesek, geldikleri Antep’te de çok zorluklar yaşadıklarını dile getirdi. Bir döşek bir battaniye ile Antep yolunu tutuklarını belirten Vesek, “Buraya geldiğimizde komşularımız Kürtçe bilen bir çocuğu tercüman olarak getiriyorlardı yanlarında ve bize ‘Siz Müslüman mısınız?’ diye sorular yönetiyorlardı. Burada kendimize bir arsa aldık ve üzerine çamurdan bir ev yaptık. Kışın yağmurdan sürekli eve su geliyordu. Naylonlarla idare etmeye çalışıyorduk” dedi.

‘Yüreğimiz Cizre’de hep’

Devletin bugün Cizre’de gerçekleştirdiği katliamları insanlık dışı olarak niteleyen Vesek, “Şu an Cizre’deki devlet zulmünün 90’lardan hiçbir farkı yoktur. Bizler kendimizi her zaman burada misafir olarak görüyoruz. Burada ne kadar evimiz mülkümüz olsa da yüreğimiz Cizre’de ve dönmek istiyoruz” diye ifade etti. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir