400 öğrenci demir parmaklılar arkasında

TODA’nın verilerine göre, Türkiye cezaevlerinde 400 öğrenci katıldıkları demokratik eylemler nedeniyle tutuklu. 

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Ağı’nın (TODA) verilerine göre, Türkiye’de 400’ü aşkın öğrenci, halay çektikleri, slogan attıkları, basın açıklamasına katıldıkları gerekçeleri ile “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklu. Üstelik bu sayı sadece tutuklu öğrencileri kapsıyor, ceza almış öğrencileri öğrencileri kapsamıyor. Hükümlü öğrencilerin sayısına geçmiş dönemlerde gözaltına alınıp tutuklandıkları için tam olarak ulaşmak bir hayli zor.
Cezaevindeki öğrencilerin yaşadığı en büyük sorun, eğitim haklarının gasp edilmesi. Çünkü öğrenciler herhangi bir nedenle gözaltına alındıkları ve sonrasında tutuklandıkları anda hemen okudukları üniversitede yönetim tarafından disiplin soruşturması başlatılıyor. Öğrenciler, ceza alıp tutuklandığında, üniversitedeki derslerine katılamadığı, sınavlarına gidemediği için eğitim hakkı gasp edilirken, gözaltına alınıp tutuklanmasa da bu kez de hakkında açılan disiplin soruşturması nedeni ile eğitimden mahrum bırakılıyor. Öğrencilerin yargılandığı davalarda avukatlık yapan Özgürlükçü Hukukçular Derneği avukatlarından Hüseyin Boğatekin, İstanbul Üniversitesi’nde, gözaltına alınıp serbest bırakılan onlarca öğrenci hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını söylüyor. Henüz yargı karar vermeden öğrencilerin üniversiteler tarafından mağdur edildiğini belirten Boğatekin’e göre, disiplin soruşturmaları öğrencileri yıldırmak ve sindirmek için kullanılan en etkin araç.

SINAVLARINA GİRMEK İSTERLERSE YOL HARCIRAHI ÖDÜYORLAR

Üniversite öğrencileri, avukatları aracılığı ile dilekçe verdiklerinde üniversitelerindeki sınavlara girebiliyorlar. Ancak, bunun için de yol masrafı denilen ve oldukça yüksek rakamlara ulaşan parayı ödemek zorundalar. Bu bütçeyi göze alarak cezaevi araçları ile okudukları üniversitede sınava gidip mezun olan az sayıda öğrenci olduğu gibi sınavlarına giremedikleri için mezun olamayan onlarca üniversite öğrencisi var.

TUTUKLULUK HALLERİ CEZALANDIRMAYA DÖNÜŞÜYOR

Öğrencilerin yargılandıkları davalar, Türkiye’deki pek çok dava gibi uzun yıllar sürüyor. Böylece yargılanan tutuklu öğrencilerin davaları adeta kendiliğinden bir cezalandırma yöntemine dönüşüyor. Örneğin, 2011 yılında Demokratik Yeni Gençlik (DYG) üyesi oldukları için İstanbul’da evlere yapılan baskınlarda gözaltına alınan 71 üniversite öğrencisinden 30’u aşkını tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Bu davadan tutuklu öğrenciler peyder pey serbest bırakılırken, yargılama devam ederken bazıları üniversiteyi bitirerek meslek sahibi oldu. Ancak, davanın 12 Mayıs’ta görülen son duruşmasında, 71 kişiden 43’üne “örgüt üyesi olmak” ve “patlayıcı madde bulundurmak” iddiası toplam 345 yıl 6 ay hapis cezası verilirken, sadece 28 kişi beraat etti.

TELEFONUNDA KÜRTÇE MÜZİK VAR DİYE TUTUKLU 

Geçtiğimiz Ocak ayında Boğaziçi Üniversitesi otoparkında bulunduğu iddia edilen bombalı araçla ilgili gözaltına alınıp ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan, aralarında Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Jülide Yazıcı, Bilgi Üniversitesi öğrencileri Çağrı Kurt ve Mehtap Demirci ile Colombia Üniversitesi öğrencisi Heja Türk’ün de bulunduğu 7’si tutuklu 14 kişinin yargılandığı dava da öğrencilerin sudan gerekçelerle tutuklandığına örnek davalardan biri. Öğrencilere ilişkin iddianamede öğrencilerden Heja Türk’ün evinde bulunan Kürtçe kitaplar ve telefonunda bulunan Kürtçe müzikler suç delili olarak yer aldı. Gizlilik kararı olduğu için ilk duruşma görülene kadar avukatların da ayrıntılı bilgiye sahip olmadıkları davanın ikinci duruşması 25 Mayıs’ta İstanbul Adliyesi 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Öğrencilerin avukatları iddianamedeki delilleri tek tek çürütmelerine rağmen, tutuklu öğrenciler serbest bırakılmadı. Tutuklu öğrencilerden Heja Türk Colombia Üniversitesi’nden kazandığı bursu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.

TODA: KAMUOYU OLUŞTURULMALI

Çok sayıda lise öğrencisinin de cezaevinde olduğunu belirten TODA’dan Can Memiş ise, tutuklu öğrencilere ilişkin davalarda alınan kararların siyasi olduğunu belirterek, hukuki olmayan kararların ancak kamuoyu baskısı ile değiştirebileceğini söyledi. Memiş, şunları belirtti: “Belli davalara uluslararası heyetlerin katılımını örgütlüyoruz. Barış için Akademisyenlerin desteğini aldık ve almaya devam ediyoruz. Cezaevleriyle sürekli bir iletişim kurmaya çalışıyoruz, avukatlar veya mektuplar yoluyla. Ancak bu konuda fazla yol kat ettiğimiz söylenemez. Şırnak Cezaevi’yle aylardır bir iletişimimiz yok örneğin. Mektuplarımız ulaşmıyor. Diğer cezaevlerine de mektuplarımızın varması çok uzun sürebiliyor veya bize geri dönüyor. Özellikle tutuklu öğrenciler çok yoğun sürgün yiyebiliyor. Bu da takibi zorlaştırıyor elbette. Oldukça yoğun bir iş olduğu için üniversitelerinden uzaklaştırılmış gençlerle ilgilenemiyoruz. Ancak onların sayısı da hiç az değil ve tutuklu öğrenciler gündeminden ayrı da değil bu mesele. Emniyet ve okul yönetimlerinin birlikte çalıştığını her defasında vurgulamayı önemsiyoruz” (Evrim KEPENEK – DİHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir