Rüzgar dönüyor – Alp ALTINÖRS

ALP ALTINÖRS

 

 

 

 

4-5 Haziran hafta sonu, HDP’nin “Demokratik Siyaset Buluşmaları”nın 4 ilde mitingler biçiminde sürdürüleceği bir dönemeçti. Adana, Diyarbakır, İzmir mitingleri valilikler tarafından yasaklandı. İstanbul’da polis miting sonrasında gözaltı terörü uyguladı. Bunlara rağmen, halk kitlelerinin HDP’yi sahiplenmek için inatla alanlara çıktığı görüldü.

Siyasal partilerin mitingleri izne tabi değildir, mevcut yasalar çerçevesinde dahi yasaklanamaz. Ne var ki, gücünü MGK toplantısından alan bir hoyratlıkla, HDP mitingleri üç ilde yasaklanabildi. Dahası, örneğin Adana’da, Eş Genel Başkan’ı karşılama programı bile bütün bir mahalle saatlerce gaza boğularak engellenmek istendi. Ancak halk kitleleri direnerek bu fiili ve keyfi yasakları boşa çıkarttılar. HDP’nin “miting yapma hakkını” bizzat sokağa çıkarak sahiplendiler. “Halk HDP’nin arkasında değil” diyenlere esaslı bir yanıt verdiler. Miting yasaklama gibi ucube bir karar olmasaydı, yüzbinlerin alanlara çıkacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Erdoğan daha 19 Ekim’de “HDP’yi bir siyasi parti olarak görmüyorum” demişti. Bu doğrultuda, MGK toplantısında alınan “HDP halkı temsil edemez” kararının darbeci bir karar olduğu barizdir. Yıllardır 28 Şubat’tan bahsederler. 28 Şubat, MGK’nın siyasete müdahale ederek, Meclis’teki en büyük partinin ‘halkı temsil edemeyeceğine’ karar vermesiydi. Böylece RP-DYP hükümeti devrildi ve RP kapatıldı. Fakat, el hak, bugünün darbecileri parti kapatmalara karşılar! Partiler kapatılmasın, ama parti olarak yasal hakları olan miting, medyaya çıkma, halkla buluşma, vb. yapamasınlar. Yani HDP kapatılmasın ama hiçbir parti faaliyeti de yapamasın. Bunun tıpkı “fiili başkanlık” gibi, “fiili parti kapatma” anlamına geldiği açıktır. MGK kararının hemen ardından, görülmedik bir uygulamayla HDP mitinglerinin yasaklanması, bu anlayışı hayata geçirme yolunda bir denemeydi.

Ne var ki, MGK’nın bu darbeci müdahalesi, miting yasaklarına rağmen alanlara çıkan ve direnen halklarımızca boşa çıkartıldı. Yapılan halk toplantılarında, mahalle çalışmalarında halkın HDP’ye yeniden canlanan ilgisi somut bir biçimde görüldü. Saray’ın HDP’yi Meclis’ten atma hamlesinin ters teptiği ve halkı HDP’ye coşku ve kararlılıkla sahip çıkmaya sevk ettiği anlaşılıyor.

7 Haziran ruhunun yeniden canlanması için koşulların birikmekte olduğu saptanabilir. Zira ne denli ağır ve yıkıcı olursa olsun, Saray’ın savaşı tıkanmıştır. Ne kadar uzatılırsa uzatılsın sonuç almayacağı giderek genişleyen kesimler tarafından görülmektedir. Kürt halkı içinde, seçimlerin hemen ardından ve çok hızlı biçimde gelişen savaşın yarattığı şok hali aşılmakta, giderek netleşme ve direniş temelinde birleşme eğilimi güç kazanmaktadır. Batı’da Türkiye halkları arasında, ırkçı şoven bir kuşatma altında dahi, demokratik barış eğilimi ezilememiştir. Kendisini çeşitli biçimlerde ifade etmektedir. HDP’ye sahip çıkma refleksi Batı’da da belirgindir. Gezi’nin 3. yıldönümü etkinlikleri belli bir canlılık sergilemiştir. 10 Ekim patlamasıyla yaşanan korku ve sinme atmosferinin aşılmaya başladığı 1 Mayıs mitinglerinde görülmüştür. Bütün bu süreç boyunca hep canlı ve dinamik kalan demokratik kadın hareketi, Ensar vahşetinden sonra Boşanma Komisyonu’nun raporu üzerinden de erkek egemen iktidara karşı sokaklardadır.

Nusaybin’de yakılmış, yıkılmış binalara bayrak asarak ‘zafer ilanı’, Saray savaşının gelip tıkandığı noktayı çok çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Fas’tan Irak’a kadar uzanan hatta, Türkiye’nin hegemonyası altında bir Müslüman Kardeşler kuşağı oluşturma siyaseti çöktü. Mısır’ı Mursi yönetimi aracılığıyla Türkiye’ye bağlama, bir tür Hidivliğe dönüştürme arayışı hüsrana dönüştü. Gazze’yi Türkiye himayesi altına alma siyaseti, yerini İsrail Siyonizmi’nden aman dilemeye bıraktı. Üç haftada Şam’a girip Emevi Camii’nde namaz kılma hayalleri tuzla buz oldu. Neticede geride, kendi sınırları içindeki bir ilçeyi 2 ayda yakıp yıkarak, harabelere bayrak asma sefilliği kaldı.

Saray savaşının tıkandığı noktada, barış güçlerinin sesini yükseltmesi, demokrasi talebi etrafında birleşmesi ve Erdoğan döneminin bitmekte olduğunu görerek kendi alternatiflerini hazırlamaları elzemdir. Beklemek, savunmacı bir ruh haline saplanmak, kaybettirir. Bütün emek ve demokrasi güçlerinin birliği Saray darbesini yenilgiye uğratacak ve yeni dönemin kapısını aralayacaktır.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir