Yüksekdağ: Göreviniz kıyamete kadar ölümleri mi yönetmek?

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ‘kıyamete kadar sürecek’ şeklindeki açıklamaları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Sizin göreviniz kıyamete kadar ölümleri mi yönetmek?” diye sorarak yüklendi. Yüksekdağ, ‘Dokunulmazlık Yasası’nın onaylanmasının 7 Haziran’a bırakılmasının da kendilerine yönelik bir mesaj olduğunu, ancak bu mesajı vermek isteyenlerin büyük korkuları karşısında kendini rahatlatma tavrı içerisinde olduklarını ifade etti.

yuksekdag-grup toplantısı-4

Suruç Aileleri, HDP Meclis grubunda adalet taleplerini tekrarladı. 33 Can’ın fotoğraflarını taşıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis grup toplantısı, Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ başkanlığında gerçekleşti. Bu haftaki toplantıya Suruç’ta katledilen üniversite öğrencisi Nazlı Akyürek’in annesi Hediye Akyürek, İsmet Şeker’in kızı Dilek Şeker ile Suruç gazisi Güneş Erzurumluoğlu ve annesi Bircan Erzurumluoğlu, Fatma Edemen, Haydar Enes Atlıhan ve Hünkar Genç katıldı.

‘Muhammed Ali bir barış insanıdır’

Yüksekdağ, geçtiğimiz günlerde boksör Muhammed Ali’nin yaşamını yitirmesinin ardından birçok insanın bu konudaki acısını paylaştığını anımsatarak, şunları söyledi: “Böyle bir insanın barış iradesini anlamak gerekir. Cumhurbaşkanı da cenazeye katılmak için ABD’ye gidecekmiş. Dileğimiz o cenaze töreninde Muhammed Ali’nin düşüncesiyle bütünleşmesidir. Bunu başaracağına dair kuvvetli bir inancımız yok ama Muhammed Ali bütün yaşamı boyunca koskoca ABD ile ters düşmeyi göze alarak tavır aldı. Savaşa karşı barışı savunması, savaşın zorunluluğunun dayatması karşısında mücadeleyi seçmesi onu tarihsel bir karakter, barış insanı haline getirdi. Onun barış kişiliğinden ders alamayanlar, cenazesinde de onun anısına anlamlı sözler söylemeyi başaramazlar. Muhammed Ali’nin ruhuyla da bu ülkede direnenler vardır. Barış isteyenler bazen ABD’dedir, bazen Türkiye’dedir. Bugün bizlerde bu savaşın karşısında her şeye rağmen barış diyoruz.”

Bir yıl önce bugün…

7 Haziran seçimlerinin üzerinden bir yıl geçtiğini ve sandıktan çıkan iradeyi tanımayanların bir yıl boyunca ölüm ve acı üreterek bugünlere gelindiğini ifade eden Yüksekdağ, “Bütün Türkiye halkları sandıklardan çıkan demokratik değişim sonucuyla kolektif bir değişimin kulvarına girmişti. Bir yıl önce bugün insanlar caddelerde gülümseyen yüzleriyle dolaşıyordu. Oy veren seçmenlerin büyük çoğunluğunda yarına güven artmıştı. Yarınında barışı, umudu ve demokrasiyi gören bir halk vardı. İnsanların yüreğini karartan o kara bulutlar dağılmış ve yeni bir dönemin kapısı açılmıştı. Bu birilerinin aklını ve vicdanını karartı. Onların içini karartan bu yenilgiyle bütün Türkiye halklarını cezalandırmak için bir darbenin düğmesine basıldı. Bütün Türkiye halkları bu bir yıllık süreç içerisinde vicdana sığmayacak büyük bir kötülük ve kaosla karşı karşıya bırakıldı. İktidar hırsı ile bütün Türkiye toplumunu bir yıl boyunca cezalandırma operasyonuna giriştiler. Bir ‘teröre karşı savaş’ adı altında demokrasi güçlerinin tasfiyesi için düğmeye bastılar. 7 Haziran’dan bu yana bu tasfiye süreci sürüyor, sürdürülüyor. 7 Haziran seçimleri öncesi ‘ya bizi seçeceksiniz ya kaos gelecek’ diyenler kendi elleriyle bir kaosu yarattılar. Bunu da bir darbe mekanizmasını devreye koyarak yaptılar” diye konuştu.

Yüksekdağ, bir yıllık süre içerisinde iki kez hükümetin değiştiğini, iki bin yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 7 ilçenin enkaza dönüştürüldüğünü anımsatarak, bu süre zarfında savaş ve ölümün dışında bir şeyin görünmediğini kaydetti.

‘Göreviniz kıyamete kadar ölümleri mi yönetmek’

Sözlerinin devamında siyasi iktidarın ölümle ayakta kalmaya alıştığını ifade eden Yüksekdağ, “Kendisini yaşatmak için öldüren, cana kıyan ve ölümlerden beslenen bir siyasi iktidar anlayışı gelişti. Bunun adı faşizmdir. Bu bir yıllık uygulamaların adı diktatörlüktür. Bir yıllık süre içerisinde savaşla ayakta duranlar bu koşulları sürdürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Her zorbalığı sınırsızca kullanıyorlar. Çünkü çok iyi biliyorlar ki bu savaş uygulamaları biterse, kendileri de biterler. Bugün bile barıştan ödleri kopuyor.

‘Bu savaş kıyamete kadar sürecek’ diyorlar. Bu kendi şer iktidarlarıdır. Bütün halkların gözünün içine baka baka her gün bir yerlerde bomba patlarken, kıyamete kadar bu ölümler sürecek deme yüzsüzlüğünü sergiliyorlar. Sizin göreviniz kıyamete kadar süren ölümleri yönetmek mi? Ölüm olmadan var olamıyorlar ve kıyamete kadar bu ölümler yaşansın bizler de var olalım diyorlar” dedi.

‘7 Haziran’la bize mesaj verenler korku karşısında kendilerini rahatlatıyor’

‘Dokunulmazlık Yasası’nın 7 Haziran günü onaylanmasıyla ise kendilerine bir mesaj verilmek istendiğini kaydeden Yüksekdağ, “Yaptığı şey büyük korkusu karşısında kendini rahatlatma tavrıdır. Mezarlıktan geçerken, ıslık çalmadır. 7 Haziran gecesini elinden gelse bir düğmeye basıp belleklerden silmek istiyor. 7 Haziran akşamı o ve kurmaya çalıştığı tek adam iktidarı yenilgiye uğradı. ‘Biz düşmeyiz’ diyenler o akşam halkın iradesi karşısında küt diye düştü. Ama ne yaparsa yapsın unutturamayacaksınız. 7 Haziran günü sizler yenildiniz. 7 Haziran günü oluşturduğunu yenilmezlik hanesi dağıldı. Kendinizi sürekli var olma şerbetiyle kutsadığınızı sanıyordunuz ama bunlar dağıldı. 1 Kasım’da yine 7 Haziran ruhunu boğmayı başaramadınız. Aradan bir yıl geçtikten sonra hala HDP’den korkuyorsunuz” ifadelerini kullandı.

‘İktidarın ‘zafer’ dediği yıkımdır, utançtır’

Yüksekdağ, bu sözlerinin ardından ise, “AKP’nin bir yıllık süreçte halka karşı yürüttüğü operasyonlarının büyük zaferi bu fotoğraf” diyerek, Nisêbîn’în kuşatma saldırılarında yıkılıp harabeye çevrilmesine ilişkin bir fotoğrafı gösterdi.

Yüksekdağ, şunları söyledi: “Enkazların üzerine asılmış bir Türk bayrağı var. Bu bir zafer fotoğrafı olarak sunuluyor. Bu fotoğrafta acizlik, yıkım, taş üstüne taş koymayan yıkan bir iktidar resmi var. Yıkılmış binaların üzerine bayrak asmışlar. Bir iktidar kendi şehrini yıkacak ve bu enkazların üzerine bayrağını asacak. Bu bütün Türkiye halklarına karşı yapılmış bir hakaretten başka bir şey değildir. Türkiye’nin dört bir yanının sorun yumağı haline getirdiler. Bir yıllık süreçteki eserleriyle övünüyorlar. Ayıptır, yazıktır, utanın.”

‘Askere sınırsız dokunulmazlık getiriliyor’

Askerlerin suçlarından dolayı yargılamasının ‘izne’ tabi kılacak olan teklife ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yüksekdağ, “Bugün tam anlamıyla yetkisiz, hiçbir sorumluluk üstlenmeyen bir kukla hükümetle karşı karşıyayız. Bütün Türkiye bir savaş ve darbe hukukuna göre yönetilecek. Saray, MGK ve Genelkurmay arasında anlaşma yapıldı ve bugün Türkiye, asker ile saray vesayetine dayanan bir yapı tarafından yönetiliyor. Askere sınırsız dokunulmazlık getiren bir yasa teklifi Meclis gündemine getirildi. Türkiye’de kendisi ve suç ortakları dışında kalanların dışında hiç kimsenin dokunulmazlığı yok. Yargılanma güvencesi varsa sonuna kadar suç işleme özgürlüğü de vardır. Askeri vesayete son verdiğini iddia eden saray iktidarı bugün militarist yapıyla bir koalisyon kurmuştur. Bugün Türkiye’yi MGK yönetiyor.

Bugün bu rejim karşısında demokrasiyi savunan tek parti ise HDP’dir. Bugün bu koşullarda işlenen savaş suçlarının yargılanmazlığını güvence altına almak istiyorlar. Şunu unutmasınlar, bugün bunu yapanların da hesabı dönecek. Bu güvenceyi verenler de bu savaş suçlarını işleyenler de bu halkın karşısında yargılanacaklar. Bizler bu savaş suçlarını asla ama asla unutmayacağız” dedi.

‘Gözaltına alınan Külter’e ilişkin tek yanıt yok’

Yüksekdağ, Şirnex’te 27 Mayıs’tan bu yana kendisinden haber alınamayan ve gözaltına alındığına dair tanıklıkların olmasına rağmen halen gözaltına alındığı kabul edilmeyen DBP il yöneticisi Hurşit Külter’e de dikkat çekti. Külter’in kaybedilme ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Yüksekdağ, “Bugün Genelkurmay’a, AKP iktidarına soruyoruz tek bir cevap alamıyoruz. Saray da bu teklifi getirip askere ‘istediğiniz kadar öldürebilirsiniz, bunda hiçbir mahsur yok. Size dokunulmazlık zırhı getireceğim’ diyor.” İfadelerini kullandı.

HSYK’deki yeni atamalara da değinen Yüksekdağ, HDP’lilerin dokunulmazlıklarının adaletin olmadığı yargı kurumlarında ele alınacağını ifade etti. Yüksekdağ, “Atanmış, Saray’ca belirlenmiş savcılar aracılığıyla yürütülecek olan bir darbe operasyonudur. Bu haksız yargılamaya suç ortaklığı yapanlar da yargılanacaklar, hesap verecekler” diye konuştu.

Yine Alman Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı tasarının kabul edilmesinin ardından Türkiye’de ırkçılık ve kan üzerinden siyaset yapma hareketinin geliştirildiğine işaret eden Yüksekdağ, “Bu zamana kadar sayısızca kez nefret suçu işlendi. Ama bugün uluslar arası düzleme taşıdılar” diyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ermeni soykırımı üzerine iki farklı değerlendirmesinin olduğu görüntüleri izletti.

Yüksekdağ, konuşmasını ise Erdoğan’ın kadınlarla ilgili kullandığı ifadelere “Bu durum onda patolojik bir durum haline geldi. Kadına nasıl kadın olması gerektiğini anlatan bir cumhurbaşkanı var. Ama kadınların sözüne biraz kulak verse, kadınlar ona insanlık dersi veriyor. Kadınların iktidardaki herhangi biri tarafından kadınlık dersi almasına ihtiyacı yok ama saraydakinin kadınlardan insanlık dersi almasına ihtiyacı var. Bu AKP’li kadınlara da yapılmış bir hakarettir. Bizler bütün kadınlar olarak çeyrek akla karşı öyle bir mücadeleyi yükselteceğiz ki kadınlara dönük bir tek bir söz kullanmaya cesaret edemez. Bu akıl çeyrektir. Olmamıştır. Bizler kadına dönük bu hakaretleri her gün dinlemek zorunda değiliz” dedi.

SURUÇ ŞEHİTLERİNİ ANDI

Yüksekdağ, grup toplantısına katılan Suruç ailelerini selamladı, Suruç şehitlerini andı. Yüksekdağ, “Yıkılmış Kobanê’ye el uzatmak için yola çıkmışlardı. Aileleri onlara düş yolcuları demişti. Bugün düşleri Kobanê’de gerçek oldu. Kobanê’yi ele geçirmek isteyen IŞİD şimdi kaçacak delik arıyor. Dün Kobanê düştü düşecek deniliyordu, bugün Rakka düştü düşecek” diye konuştu. Yüksekdağ, “Onların kurduğu kardeşlik köprüsü bir anıt gibi kalacak” dedi. (Kaynak: DİHA – ETHA)

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir