“Askere ‘zırh’ Tasarısı, hükümet ile TSK’nin darbe anlaşmasıdır”

İHD Genel Sekteri Hasan Anlar, Meclis’e gönderilen “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Baz Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile sadece bir cezasızlık politikası öngörülmediğini aynı zamanda TSK’ye ciddi yetki devri verildiğini belirtti. Tasarının Anayasa’ya aykırı ve Meclis’i devre dışı bırakmak isteyen niteliğine dikkat çeken Anlar, “Ordu ve hükümet olası bir iç çatışma ortamında Türkiye’yi bir güvenlik çemberine alacak. Tasarı, hükümet ile TSK’nın sivil insanlar üzerinde kurguladığı bir darbe metnidir” dedi.

askere zırh tasarısı-2Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Baz Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Meclis’e gönderildi. Demokratik kesimler tasarının Meclis’e gönderilmesinden kaygı duyarken, tasarının önümüzdeki günlerde komisyondan geçmesi ve kısa sürede Meclis’te kabul edilmesi bekleniyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Sekteri Hasan Anlar’a göre, tasarı sadece asker, polis ve kamu personeline bir cezasızlık zırhı getirmiyor aynı zamanda Meclis ve yargıyı da devre dışı bırakmayı amaçlıyor.

Koordinasyon ile TSK’ye yetki devri

Tasarının 12. Maddesi’nde “Terör eylemlerinin kamu düzenini ciddi şekilde bozması halinde, İçleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri görevlendirilebilir” kısmına dikkat çeken Anlar, tasarıyla birlikte ilk amacın TSK’ye yetki devri vermek olduğunu söyledi. Anlar, “Aslında tasarı güvenlik açısından bütün birimlerin TSK’nin kontrolü altına girmesini öngörüyor. Bunu da İçişleri Bakanlığı teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile alıyorlar. TSK ve kolluk birimleri bir koordinasyon oluşturacak. Bu koordinasyonda asker, polis ve kamu kurum, kuruluşları işbirliği içinde yer alıyor. Aynı zamanda sokağa çıkma yasakları da yasal bir kılıfa sokulmaya çalışılıyor” şeklinde değerlendirdi.

Askere ‘Katliam yapabilirsiniz’ izni

Hâkimler devre dışı

Anlar, tasarı ile birlikte savcı ve hâkimlerin de devre dışı bırakılacağını ifade etti. Konut araması, kamuya kapalı alanlara girilmesi gibi konularda AKP için yargı engelinin aşılacağını belirten Anlar, “Artık o bölgedeki en üst rütbeli komutanın izni ile kolluk herkesin evine, kamuya kapalı alanlara girebilecek. Araçlarında arama yapabilecek. Normalde kolluk konuta girmek istiyorsa önce hâkimin yazılı izni gerekiyor. Ancak şimdi ilk önce girecek ve 24 saat sonra hâkim onayına sunacak” dedi.

Cezasızlık resmileşiyor

Anlar, tasarıyla birlikte sadece asker ve polisin değil operasyonlarda yer alan memurlar da dâhil tüm personele bir cezasızlık geldiğini ifade etti. Kolluğun yargılanmasının artık “mülki amirlerin” iznine bağlanacağına işaret eden Anlar, “Soruşturma izni verilene kadar hiçbir tedbire başvuru yapılamıyor. Önemli olan nokta tam da burasıdır. Suça karışan şahıs gözaltına alınamayacak, yakalanamayacak, tutuklanmayacak. Suça karışan kişi güvenlik güçlerinde içinde yer alıyor. Yani delilleri karartma riski var. Bu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesi’ne açıkça aykırıdır. Kişiyi delillerden uzaklaştırmak, delil ile arasındaki bağı kopartmak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Meclis saf dışı bırakılıyor

Tasarı ile birlikte Meclis’in işlevsizleştirilmeye devam edildiğini belirten Anlar, “Normalde Meclis’in denetiminden geçmesi gerekirken ‘kamu düzeni ihlali’ olduğu düşünülen her durumda Bakanlar Kurulu kararı ile Meclis saf dışı bırakılıyor. Bu durum parlamenter sisteme sahip olan Türkiye Anayasası’na aykırıdır. Bu bir yetki gaspıdır” dedi.

‘TSK ile hükümetin ortaklaştığı darbe metnidir’

Anlar şöyle devam etti: “Tüm yetkiler TSK’ye devredilmesinden şunu anlıyoruz; ordu ve hükümet olası bir iç çatışma ortamında Türkiye’yi bir güvenlik çemberine alacak. TSK ve hükümet arasında bir anlaşma yaptıkları bu tasarıdan anlıyoruz. Tasarı, hükümeti ile TSK’nin sivil insanlar üzerinde kurguladığı bir darbe metnidir Çünkü Anayasa’da olmayan yetkiler kullanılıyor.”

Askere katliam ‘zırhı’ getiriliyor

Darbe süreci Nusaybin ile başladı

TSK ve hükümetin darbe sürecinde anlaşma pratiği daha önce de Nusaybin’de yaşanmıştı. İlçedeki çatışmalarda bir nevi “Vietnam Sendromu” yaşanırken AKP hükümetinin onayıyla Mardîn Valisi görevden alınmış ve TSK şehrin kontrolünü ele almıştı. Değişiklik valiler kararnamesi yoluyla yapılmıştı. Bölgedeki operasyonlar tasarıda belirtildiği gibi bir koordinasyon ile yürütülmüş ve buraya üst rütbeli askerler komuta etmişti. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir