İç savaş ittifakı yasallaşıyor – Deniz ALTUN

DENİZ ALTUN

 

 

 

 

 

AKP’nin eski rejimin artıklarıyla kaynaşma yönelimi, 2010’da yine AKP tarafından kaldırılan EMASYA protokolünün tekrar yasalaştırılması girişimiyle yeni bir düzey kazandı. Saray’ın yeni dönemde kontrgerilla rejimi artıklarıyla kurduğu ittifak kapsamında düşürülerek ‘ak’lanan darbe siyaseti, bu yasayla birlikte yeni bir düzey kazanmış oluyor. Bu Saray rejiminin siyasi gerçeği ve yönelimini göstermesi bakımından önemli bir veri.ic savas ittifaki

Saray faşizminin, cunta uygulamalarına geri dönüş kapsamında hayata geçirdiği düzenlemelere bir yenisi daha eklendi. Saray darbesini takip eden süreçte, gittikçe açık hale gelen AKP’nin eski rejimin artıklarıyla kaynaşma yönelimi, 2010’da yine AKP tarafından kaldırılan EMASYA protokolünün tekrar yasalaştırılması girişimiyle yeni bir düzey kazandı.

AKP, EMASYA Protokolünün iptalini “askerin siyasi sistem üzerindeki ağırlığını azaltmak” için gündeme getirmişti. 28 Şubat darbesinin ardından 7 Temmuz 1997 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanarak yürürlüğe konulan protokole göre, askere şehirlerdeki toplumsal olaylara müdahale etme hakkı veriliyordu. Protokolle birlikte devletin iç savaş örgütlenmesinin bir unsuru olarak devrimcilere ve halk hareketlerine karşı özel yetki ve imkanlarla donatılmış özel bir askeri örgüt gibi tasarlanan EMASYA birlikleri kurulmuş ve özellikle Kürdistan’da işlenen kirli savaş suçları bu protokol üzerinden temellendirilmişti.

Protokole göre; “Olağanüstü bir durum algılaması varsa – örneğin ‘terör’ şüphesi- o noktada asker mülki idare amiri, yani vali veya kaymakamdan izin almadan da olaylara el koyabiliyor”du. “Askerin Çevik Kuvveti” olarak da tarif edilen EMASYA birliklerinin izinleri toplumsal olay ve riskli durumlarda kaldırılıyor, her türlü kamu malına el koyma ve yönetme yetkisi, kimseden izin alınmadan asker tarafından devralınabiliyordu.

Darbe ve sıkıyönetime yasal kılıf kazandıran bu yasa, 28 Şubat darbesiyle birlikte gündeme gelse de aslında 1961 darbesinden bu yana zaten vardı. Faşist rejimin gizli anayasası Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) üzerinden devlet sistemine konulan EMASYA direktifi, çeşitli dönemlerde çeşitli biçim ve içeriklerde uygulanıyordu. 1997’de imzalanan EMASYA protokolü, direktifin o tarihsel kesitteki somutlanışından ibaretti.

AKP’nin devletin merkezine yürüdüğü dönem boyunca, askeri sınırlama hamlelerinin bir parçası olarak kaldırılan protokolün Balyoz darbe planının da dayanak noktalarından biri olarak ele alındığı yargılama dosyalarına yansımıştı. Saray’ın yeni dönemde kontrgerilla rejimi artıklarıyla kurduğu ittifak kapsamında düşürülerek ‘ak’lanan darbe siyaseti, bu yasayla birlikte yeni bir düzey kazanmış oluyor. Bu Saray rejiminin siyasi gerçeği ve yönelimini göstermesi bakımından önemli bir veri. Yasa; birincisi Saray rejiminin iç savaş ısrarı ve yöneliminde bir üst düzeye çıkma kararını gösteriyor. İkincisi, kontrgerilla artıklarıyla Saray cuntasının darbe ittifakı tescillenmiş ve yasa katına çıkarılmış oluyor.

Saray rejimi, olağan siyasi enstrümanlarla yönetme yeteneğini yitirdikçe gittikçe artan oranda militarist bir yapıya dönüşüyor. Doğal olarak bu değişikliği yönetememe krizinin bir yansıması olarak da okumak gerek. Saray rejimi, çöküşünü engellemek ve devrimci gelişimi bertaraf etmek için bu yolu tercih etse de bunun işe yarayıp yaramayacağı sorusu çok söz götürür. Zira 1960’tan bu yana çeşitli biçimlerde uygulanan bu politika, başta Kürt devrimi olmak üzere bir dizi siyasi gelişmeyle boşa düşürülmüş ve aşılmış bir noktaya geri dönmek dışında bir sonuç vermeyecektir.

(ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir