Mermi… – Mustafa YALÇINER

MUSTAFA YALÇINER-1

 

 

 

 

Memlekette mermiden ve mermi atandan bol şey yok! Güvenlik mi güvensizlik mi, tartışma bile götürmez, ama en çok mermi atanlar arasında “güvenlikçiler” başta geliyor. Mermi de kullanıyorlar, ama teknik olarak merminin büyüğü olan “patlamalı mermi” de. Tank mermisi.. Havan mermisi.. Top mermisi.. Hatta füze. Hem karadan karaya hem havadan karaya.

Tek yanlı kullanılmıyor tabii mermiler. Örneğin PKK de kullanıyor. Hatta çatışmaların ya da artık pek “düşük yoğunluklu” olduğu söylenemeyecek savaşın gidişatını değiştirecek, en azından ciddi biçimde etkileyecek yerden havaya füze de kullanmaya başladı. Bir helikopter bu “mermi” ile düşürülünce bir iki konuşuldu üzerine, ama ilerletilmedi, öyle kaldı; çünkü omuzdan atılan ve atılışı belirli bir eğitim gerektiren bu füze Rus malıydı ve Rusya ile ilişkiler düzeltilmek isteniyordu. Yoksa ne turizm kalmıştı ne sebze-meyve ticareti. Antalya örneğin kan ağlamaktaydı. Rus uçağını düşüren mermi, sanki o uçağı değil de Antalya’nın göbeğini hedef almış ya da uçak turizmin kralı bu kentin otelleriyle seralarının üstüne düşmüştü!

Peki, şimdi memleket pek mi güvenlikli? Onca irili ufaklı mermi kullanılıp bir çok kent yerle yeksan edilince, şimdi güven içinde, emniyette miyiz, işimize gücümüze, okulumuza, hastanemize huzur içinde gidip gelebiliyor muyuz?

Sn. Yıldırım, oturup konuşalım denince, “konuşulacak bir şey yok” diyor -doğru mu? Konuşmamalı, ama mermi mi sıkılmalı? Barış değil de savaş mı? Kan mı dökülmeli? Yetmiyor mu bugüne kadar dökülen kan?

Bir hükümet yetkilisi nasıl kan dökülsün diyebilir, nasıl mermi kullanımından yana olabilir? Nasıl barış değil de savaş isteyebilir? Anlaşılır gibi değildir! Çünkü hükümetler en başta memleket barış ve huzur içinde yaşasın diye vardırlar diye varsayılır. Heyhat!

İşin vardığı noktaya bakın! Kolluk güçleriyle PKK militanlarının çatışmalarına, karşılıklı silah kullanıp mermi sıkmalarına alışılmıştı. 30 yılı buluyor ki, arada nefes alma payları olarak genellikle tek yanlı ateşkesler olsa bile bu çatışma sürüyor.

Gençler kendilerini ifade etmek ve bir protestolarını dile getirmek istediklerinde zehirli gaza boğuluyorlar -buna da alışıldı sayılır. Üstelik bu gazlama işi işçilere kadar yayıldı ve hak arayan işçi gruplarının gaza ve tazyikli suya boğulmalarına da alışılıyor. Kamu emekçileri bakımından da öyle. Çevre sorunu dolayısıyla son örneği Cerattepe olmak üzere köylüler ve Artvin’de hemen tüm kentlilerin gazlanmasına da neredeyse alışıldı.

Ancak sıranın giderek alışılmadık olanlara, AKP’lilerin pek sevip sık sık andıkları Menderes faşizminin yaptığı gibi, ana muhalefeti de kapsayarak Meclis’e geldiği görülüyor. Önce dokunulmazlıkların anayasaya aykırı biçimde kaldırılmasıyla vekillerin yargılanmalarının önünün açılmasıyla başlanıyor. İlk sıraya en çok fezlekeye sahip HDP’lilerin, özellikle yöneticilerinin konduğundan kuşku yok. Kim nereden nasıl izah etmeye uğraşırsa uğraşsın, bunun siyasal bir tutum olduğu, yargılamaların da siyasal olacağı gün gibi açık! “Seni başkan yaptırmayacağız” sözü ve başarıya ulaşmış eyleminin rövanşının alınması girişimi olarak dokunulmazlıkların kaldırılması, ülke içi ve dışında fazlasıyla sırıtacak ve sanırız amaçlanan sonuçların tam tersini verecektir!

Son olay, Sn. Kılıçdaroğlu’nun önüne bir mermi atılarak, artık mermilerin kendisini ve CHP’yi hedefleyebileceğinin mafya usulü ilan edilmiş olmasıdır. Fatih’teki cenaze töreninde, AKP’li yöneticilerle Sn. C.Bşk.’nın danışmanı Kalın Beyin bir kınamayı bile çok görerek “şehit yakını tepkisi” deyip savunmasını üstlendikleri başlarında Sn. Kılıçdaroğlu olan CHP’lilere yönelik saldırı ve mermili “uyarı” bir “ilk”tir ve rejim değişikliği ısrarının nerelere varacağının belirtisidir! Olayın failleri, polis kıyafetli ve mermi ve silahla içli-dışlı sabıkalı AKP’lilerdir. Zamanında Menderes yapmıştı: İnönü dahil CHP’li vekillerin yargılanması amaçlı “Tahkikat Komisyonu” kurulmuş; Uşak’ta CHP’lilere -Menderes tarafından “Haçlılar” suçlaması yöneltilmiş- İnönü’nün başından taşla yaralandığı saldırı yöneltilmişti!

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir