Ağaçlı köylüleri taş ocaklarına karşı yürüdü

Yaşam savunucuları, ‘Ağaçlı’yı savun, taş ocağını durdur!’ demek için Ağaçlı Köyü’nde eylem yapt

Kuzey Ormanları Savunması (KOS) bugün 3. Havalimanı şantiyesinin yutmakta olduğu Kuzey Ormanları köylerinden Yukarı Ağaçlı Köyünde düzenlediği eylemde ‘Ağaçlı’yı savun, taş ocağını durdur!’ dedi.

KOS bir süre önce, katil projelerin başta gelen konsorsiyum şirketi IGA’nın faaliyete geçirmeyi düşündüğü taş ocağına karşı dava açmıştı. Davaya ‘ÇED gerekli değildir’ kararını veren İstanbul Valiliği ile IGA müdahil oldu.

Ckqo8H9W0AAho_MKöy, günde 3000 sefer yapan kamyonların tehdidi altında yaşarken, yeni taş ocağının ekleyeceği 2000 sefere, yetersiz enerji hatlarından çekilecek enerji yüküne karşı, ellerindeki dövizlerle ‘buradayız, gitmiyoruz’ mesajı verdi.

Valilik, verilen kararın yönetmeliğe uygun olduğunu, mevzuata aykırı bir husus olmadığını belirtse de, Ağaçlı köylüleri suyunu, havasını, toprağını, hayvanını savunmak için bir araya geldi.

İlgisiz devlete rağmen kısa bir süre öncesine kadar cennet gibi bir doğa parçasında yaşayan köylü, yaşam koşullarını iyileştirme niyetinden uzak bir akılla yaklaşık 2,5 yıldır boğuşuyor.

CkqzKT9XAAASfOYÇevreye ve doğaya zararı yoktur denilen taş ocağının, 22 hektarlık alanı ve burada yürüteceği faaliyetleri, hemen yanındaki bir diğer taş ocağının verdiği hasarla birlikte kümülatif olarak değerlendirilmelidir. Çünkü, köylüler, her iki taş ocağının etkisi altında yaşarken, tamamı orman arazisi olan 22 hektarın geri dönülemez tahribata uğrayacağı açıktır. Ağaçlı köyü ve ormanı, 3 havalimanına yakın oluşu nedeniyle tarihinin en büyük kıyımını yaşıyor.

Kaynakları tüketiliyor, sahili talan ediliyor. Bir yandan da yasadışı kamulaştırma kararlarıyla köyden sürgün edilmeye çalışılıyor. Kamulaştırma davalarının kararı bir türlü tebliğ edilmiyor. Ağaçlı köylüsü, eski cennet günlerini anarak, son kalan meyve ağaçlarının altında belirsizliği bekliyor.

CkqpqSUWsAAbJSLTüm bunlara karşı Yukarı Ağaçlı Köyü’nde yapılan basın açıklamasında, taş ocakları için “ÇED gerekli değildir” kararına karşı hukuki mücadelenin başlatıldığı duyuruldu. Basın açıklamasının yapıldığı alanın bir yanında mega katil projelerce tehdit altında olan İstanbul’un nefesi Kuzey Ormanları’nı talan eden taş ocağı, diğer yanında ise köyü tehdit eden patlayıcıların depolandığı saha vardı.

Ckqr1wMWkAAuWUmBasın açıklamasının ardından Yukarı Ağaçlı Köyü sakinleri söz alıp, dertlerini ve köyün sorunlarını anlattılar. Aysel Çalışır ve Nezih Beceral, kamyonların tozu dumanından köyde durulmadığını, taş ve kum ocaklarıyla köylüye hayatın dar edildiğini anlattı.

İstanbul Milletvekili Ali Şeker, küçük bir grubun çıkarları için ormanların, yaşam alanlarının peşkeş çekildiğini ifade etti.

Ckqs5WfVAAEsLZm

Basın açıklamasında, İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, “Küçük bir grubun çıkarları için ormanlar, yaşam alanları peşkeş çekiliyor” dedi.

Avukat Binnur Tanrıverdi ise KOS’un taş ocağına karşı açtığı dava hakkında bilgilendirme yaptı.

Yukarı Ağaçlı köyünde taş ocaklarına karşı eylem sonlanırken, köylüler ve yaşam savunucuları, sokakta, mahkemede #MücadeleyeDevam! dedi.

Eylemde okunan basın açıklaması da şöyle:

Basına ve kamuoyuna,

İstanbul’da, içinden geçtiğimiz bu günlerde korkunç bir talan hikayesi yazılıyor. Bugün her türlü hafızaya kaydedilen, gelecekte her dilden ders kitabına girecek bir hikaye bu. Ülkenin her yerinde olduğu gibi, bu şehirde de doğa, birbirine mecburiyet bağlarıyla zincirli siyasal iktidarın ve sermayenin suçlarını kapatmak uğruna, yine bu suçlu ikilinin iş görücüleri tarafından yok ediliyor.

Şehr-i İstanbul, adına mega projeler denen doğa ve hukuk katili projelerle gün be gün eritiliyor, aşındırılıyor. Şehre nefesini veren, suyunu sağlayan, besinini sağlayan Kuzey Ormanları’na dikilen namert gözlere dert olsun: mücadele sürüyor ve bugün de birlikte bu mücadelenin yeni bir sayfasını acıyoruz.

Eşi benzeri dünyada az görülebilecek bir doğa talanıyla yoluna devam eden üçüncü havalimanı projesi, Kuzey Orman köyleri Ağaçlı’yı ve Işıklar’ı iki taş ocağıyla birden tehdit ediyor. Proje yüklenicisi şirket İGA’nın, tamamen ormanlık alanlara kurmak istediği bu iki tas ocağı, bizzat kendileri başlı başına katliam raporları olan proje tanıtım dosyalarına İstanbul Valiliği’nden olur alarak yola koyuldu. Bu ‘olur’ kabaca şunu söylüyor: “Ormanın katli, hayvanın mecburi göçü, bitkinin mahvı, cevre etki değerlendirmesini gerektirmemektedir. Ağaçlı’nın insanını kahrederiz, havasını da dinamit ve kamyon tozuna bularız, biz devletiz, en iyi biz biliriz”

Kuzey Ormanları Savunması olarak, İstanbul Valiliği’nin bu taş ocaklarına yönelik verdiği “ÇED gerekli değildir” kararına karşı hukuki mücadele başlattığımızı buradan tüm Türkiye kamuoyuna duyuruyoruz.

Bizzat tanıtım dosyasında belirtildiği üzere, haftada 6, ayda 24 patlamanın gerçekleşeceği taş ocağının düşünüldüğü alanın bitki örtüsü tümüyle sıyrılacak, iş makineleri için yollar açılacak, Odayeri-Ağaçlı yolundan yaklaşık 2 km’lik orman yolu ile ocak sahasına ulaşılacak. Nakliye için 10 adet taşeron kamyon günde toplam 2000 sefer yapacak. Yani Ağaçlı’nın şu anki hafriyat kamyonu trafiği ve tozu kıyameti katlanacak. Şirketin kendi verilerine göre taş ocağı için kullanılacak karayolunda kamyon yoğunluğu % 137 artacak.Duyuruyoruz;

Kabul etmiyoruz;

Bu iki taş ocağının da düşünüldüğü bölgeler tamamen orman. Bu taş ocakları, yok ettikleri orman örtüsü, göçe zorladıkları hayvanlar ve yok ettiği bitkisel varlık, tükettikleri ve kirlettikleri yeraltı suları, taş çıkarmak için dinamitle patlatma sonucu ortaya çıkardıkları tozuma, kamyonlarının yaratacağı trafik ve karbondioksit salımı, yerleşim yerlerinin çok yakınlarına kurulan patlayıcı depolama sahaları ile getirdiği büyük güvenlik riskleri ve bu portrenin tamamında bölgede yasayan insanların ruh sağlığı üzerinde yarattığı yaratacağı olumsuz etkilerden ötürü insan, hayvan ve bitki yaşamı açısından asla kabul edilemez.

CkrLuUTWkAALS4MYaşanan tüm örneklerde, taş ocağı işletmeleri, toprağı patlatarak üzerindeki toprağı ve mıcırı alıyor, ağacı kesiyor, yeraltı su kaynaklarını kirletiyor ve ardından çekip gidiyor. Kalansa, günümüz talancı hükümet etme anlayışının pek sevdiği, kendi başına ekonomik açıdan bir parlaklığı bulunmayan, dozerle düzlenecek, sermayece çitlenecek rant alanları.

Duyması gerekenlere bir kez daha sesleniyoruz. Ağaçlı köyü dahil ülkenin her noktasında doğaya ve insana karşı sürdürdüğünüz canice saldırılar bir bir kayıt altında. Yeni Ulaştırma Bakanı Ahmet Aslan bildik bir yalanı tekrarladı iki gün önce; dikmemiz gereken ağaç sayısından misliyle fazlasını diktik diyor. Ağaçlı köyüne gelirken yolda gördüğünüz çıplak alanlar mı yoksa yol kenarlarına dikilen kurumuş fidanlar mı ağaçlandırma. Yalan söyleyerek nereye kadar bu halkı kandıracağınızı zannediyorsunuz. Bugünler geçecek ve yandaşlarla, cüzdanı kabarık dostlarla, faydalı kanaat önderleriyle kurduğunuz baskı aygıtının tükendiğini göreceğiz.

Bu vesileyle bir defa daha tekrarlayalım, baskıcı rant sever anlayışa karşı mücadele ederken bir yandan da hukuku yaşam ve gelecek adına kullanmaya ve talep etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki sokaktaki ve yaşamlarımızı koruyuşumuzdaki ısrar, mahkemeleri de doğru kararlar almaya iten en önemli iradedir. Gezi’nin çocuğu Kuzey Ormanları Savunması, insanı, hayvanı ve yeşiliyle İstanbul’un ve Marmara’nın geleceğini, baskıcı, otoriter, doğa ve özgürlük düşmanı muktedirlerin elinden kurtarmak isteyenlerin ortak varlığı olarak her daim sokakta ve gerektiğinde mahkemelerde olmaya devam edecek.

Artık ülkenin her noktasında yaşam savunucularının çıktığı sokak, açtığı dava ortak geleceğimizin önemli basamaklarıdır. İstanbul’da da sürmekte olan bu mücadeleyi basta tüm İstanbul halkı olmak üzere, bilim insanlarının, hukukçuların, meslek odalarının ve toplumsal muhalefetin desteklemesi gerektiğine inanıyoruz. Zira Kuzey Ormanları yoksa ne nefesimiz var ne de suyumuz. İstanbul halkı bu ekosistemi ve dünyanın en güzel şehirlerinden birinin geleceğini bu rant arsızlarına bırakmamalıdır.

Hukuku dört duvar arasına sıkıştırılmış bir kaç karar olmaktan çıkarıp, yaşamın ve doğanın gönencinden feyiz almasını sağlayamazsak, İstanbul Mandası’nın bizde hakkı kalır. (KOS Medya)

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir