‘Demokrasi cephesi’ harekete geçiyor

Diyalog Grubu’ndan Rıza Türmen’in açtığı ve birçok kesimden de desteğin geldiği “demokrasi cephesi” tartışmalarını değerlendiren Diyalog Grubu üyeleri CHP eski Milletvekili Melda Onur ve HDP eski Milletvekili Hasip Kaplan, demokrasi cephesinin yaratılmak istenilen cehennem karşısında Türkiye’nin geleceği olabileceğini söyledi. Onur, “Muhalefet gereğini yapmıyor iktidar meydanı boş buluyorsa toplum devreye girmeli” derken, Kaplan, geniş tabanlı bir demokrasi cephesinin oluşabilmesi için çağrı hazırlığı yaptıkları bilgisini paylaştı.

AKP iktidarının içeride ve dışarıda devreye koyduğu savaş politikaları sonucu, Kürt kentlerinde yaşanan katliam, yıkım ve talan, Batı kentlerde patlayan bombalar, yaşanan ölümler Türkiye’yi kasıp kavurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık yolunda giderek otoriterleşen politikaların düğmesine basması, ifade ve basın özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının, temel hak ve özgürlüklerinin kullanımının neredeyse tamamen kısıtlandığı “Yeni” bir Türkiye’yi yarattı. Türkiye’yi daha sancılı günlere sürüklemeye gebe tüm bu gelişmelere karşı, mevcut durumdan rahatsız tüm kesimleri kapsayabilecek partiler üstü bir demokrasi cephesi örülmesi ve gidişata karşı güçlü bir itiraz yükseltebilmesi son dönemde birçok kesim tarafından dillendirilmeye başlandı.

İlk olarak eski CHP milletvekili ve Diyalog Grubu üyesi Rıza Türmen tarafından tartışmaya açılan demokrasi cephesinin inşası konusu şimdi birçok kesimin gündeminde. Eski parlementerlerin, akademisyen ve yazarların içinde yer aldığı Diyalog Grubu üyeleri CHP eski Milletvekili Melda Onur ve HDP eski Milletvekili Hasip Kaplan ile demokrasi cephesi tartışmalarını konuştuk. Grup iktidarın tüm toplumu kıskaca alan politikaları karşısında her gün biraz daha zaruri hale gelen güçlü bir demokrasi cephesinin çağrısını yapmaya hazırlanıyor.

‘Demokrasi cephesi birçok kesimin arayışı’

Toplumsal muhalefetin, iktidarın giderek ülkeyi çektiği karanlığa karşı direndiğini belirten Melda Onur, toplumun refleks gösterdiğini fakat iktidarın sokaktan yükselen bu tepkiyi “temizlemek” için her yolu denediğini söyledi. Gelinen aşamada insanların en temel hakları olan protesto hakkını bile kullanamaz duruma geldiğine işaret eden Onur, tüm bu sebeplerin gidişata itirazı olan kesimleri yeni bir arayışa soktuğunu ve bu arayışın da demokrasi talebini yükselten geniş bir demokrasi cephesi olduğunu vurguladı. Diyalog Grubu başta olmak üzere bu arayışın peşinde olan birçok kesim olduğunu belirten Onur, “Önemli olan bunların bir araya eklemlenerek yasal meşru bir zeminde hak taleplerini gasp edilen haklarının dile getirilmesi ve bu demokrasi konusunda iktidarı ve Meclis’i özellikle zorlamak. Herkesin eşit koşullarda, eşit haklarda özgürce istediği gibi yaşayabildiği bir ülkenin hayali için bir araya gelmek isteyen herkesin bir çatı altında buluşmasını hedefliyoruz” dedi.

‘Muhalefet gereğini yapmıyor, toplum devreye girmeli’

Son gelişmelerle birlikte parlamentonun da görevini yapamaz hale geldiğine dikkat çeken Onur, parlamentoyu, muhalefet partilerini ve iktidar partisini doğru demokrasi yoluna döndürme görevinin sivil toplumda olduğunu söyledi. Bu sebeple demokrasi cephesi gibi bir çatıda bir araya gelmenin önemli olacağını söyleyen Onur, “Eğer parlamenter sistemde tıkanıklık varsa muhalefet partisi gereğini yapmıyor, iktidar partisi de meydanı boş bulup diktatöryal yola sapıyorsa, bunu düzeltmek askerin işi değil sivil toplumun işidir. Doğru yolu göstermek gerekir, vatandaşa da iktidara da muhalefete de. Bu yüzden bir araya gelmek önemli” diye konuştu.

‘İntikam tohumları ekiliyor’

Oluşabilecek bir demokrasi cephesinin önce toplumdaki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak için çalışması gerektiğini ifade eden Onur, yaşanan gelişmelerle birlikte toplumda büyük bir bölünme ve diyalogsuzluk yaşandığına dikkat çekti. Devam eden savaş sürecine de işaret eden Onur, “Bırakın çok ciddi ağır savaş sorunlarımızı, en ufak bir konu üzerinde bile örneğin bir kadının doğumu üzerinde, bir kadının yaşam tarzı üzerinden zaten büyük bir bölünme var. Bir diyalogsuzluk var. Barış ve huzurun iktidar partisine yaramadığını düşünüyoruz ve bu masayı devirmede bir risk görmediler. Oysaki biliyoruz ki dünyada bu tür barış dönemlerinde yol kazası olan bir çok olay yaşanabilir. Yani siz iyi niyetliyseniz samimiyseniz evet birkaç günlük, haftalık bir kriz yaşanır; ama ardından o masalar dağıtılmaz. ısrarla devam edilir; çünkü orada sizin amacınız, samimiyetiniz ülkenin bekasıdır. Oysa bu ülkede yalnızca bir kişinin -partinin bile demiyorum bakın- çevresindeki zümrenin bekasını düşündüğünüzde bu süreçte hiçbir zaman samimi bir şekilde yürümez. Onun için önümüzdeki süreç nasıl gelişir bilmiyorum; ama şu anki süreçte acil olarak toplum içinde bir diyalog kurma ihtiyacımız var. Şuan barış için diyaloğa da bir zemin bırakmadılar. Bu süreçte tüm bu insanları kucaklayacak bir zemin oluşturmak gerekiyor. Acı olan şudur ki bu gülerde geleceğe dönük intikam tohumları serpiliyor. Yani bu tek adamın orada durabilmesi uğruna. Bir başkanlık uğruna bir iktidar uğruna. Geleceğe dönük intikam tohumları ekmek vatana en büyük ihanettir” ifadesinde bulundu.

‘Diktatörlüğe hızla savrulmaya karşı demokrasi cephesi’

HDP Şırnak eski Milletvekili Hasip Kaplan ise, Türkiye’nin hızla otoriter rejime savrulduğunu ve bu savrulma ve savaş karşısında Meclis ile muhalefetin de baskılarla kısıtlandığını söyledi. Artık bir vicdan merkezinin yaratılması gerektiğini söyleyen Kaplan, “Kendisinden olmayana yaşam hakkı tanımayan bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi. Kaplan, bu durum karşısında tek çıkışın ise geniş tabanlı, yasal, meşru, demokratik bir itirazın yükseltilmesi olduğunu vurguladı.

‘Tek başına kurtuluş yok’

Tüm demokrasi ve barış güçlerinin bir araya gelmesi ve ortak bir program etrafında birleşmesinin acil ihtiyaç olduğunu söyleyen Kaplan, “Hep beraber ‘Adaleti, barışı, yaşam hakkının sağlanmasını istiyoruz’ diyebilmeliyiz. Hiç kimsenin tek başına kurtuluşu yok. O zaman birleşeceğiz, bir güç oluşturacağız ve gerçekten de Meclis dışında da bir ses verdiğimiz zaman nasıl veririz onu konuşacağız” diye konuştu.

Bir an önce savaşı durduralım ki…

Güçlü bir demokratik mücadelenin ve demokrasi cephesinin başarılı olmasının temel koşullarından birinin de bir an önce çatışmaların sona ermesi olduğunu kaydeden Kaplan, “Görüşmeler her iki kesimle, iktidarla, muhalefetle, STÖ’lerle görüşmeler yaparak nasıl yapabiliriz, nasıl silahları susturabilirsizi tartışmamız gerekiyor. Bu çok önemli çünkü ancak bunun üzerinden biz demokrasi taleplerimizi daha hızlı hayata geçirebiliriz” dedi.

Çağrı metni yayınlama hazırlığındalar

Kaplan, Diyalog Grubu olarak bir hazırlık komisyonunu toplayıp demokrasi cephesi ve kurultayı için bir çağrı metni yayınlama hazırlığında olduklarını paylaştı. Demokrasi cephesinin Türkiye’nin geleceği olabileceğini belirten Kaplan, “İnanıyorum ki bir araya geldiği zaman delegasyonlar, temsilciler en güzel şekilde kamuoyuna açıklayacaklar ve o ilkeler etrafında bunu benimseyen gelsin diyecekler ve demokrasi yürüyüşümüzü başlatacağız. Herkes kurumsal olarak gelsin katılsın anlamında bir anlayışımız yok. Kendi partinizi bırakın, derneğinizi, sendikanızı bırakın görüşlerinizi orda sürdürün ama gelin demokrasi kurultayında ortak belirleyeceğimiz ilkeler etrafında buluşalım. Yani bizim istediğimiz ortak ilkeler etrafında buluşmak. Tabii ki demokratik anayasa ve barış talebi öne çıkıyor, hayati, çünkü insanlar ölüyor. Demokrasi talebi öne çıkıyor, çünkü var olan haklar bile uygulanmıyor engelleniyor. İşte yargı baskı altına alınıyor. Hükümeti Cumhurbaşkanı indiriyor. İstediğini atıyor. Ülkenin bir yarısı korkunç bir şekilde rahatsız ve arayış içinde. Bu arayışı somutlaştırmak bize düşüyor” ifadesinde bulundu.

‘Talep etmeyeceğiz artık demokrasi için meşru direniş’

Talep etme döneminin geçtiğini, demokrasi için direnmenin dönemi olduğunu vurgulayan Kaplan, şöyle devam etti: “Evet bundan sonra şunu talep ediyoruz demeyeceğiz iktidara. Çünkü öyle bir iktidar yok karşımızda. Biz eşit yurttaşlığı savunuyoruz. Kimliği, aidiyeti, inancı ne olursa olsun vatandaşlarının hepsi eşittir diyeceğiz. Biz hukuk devleti istiyoruz. Bir kişinin iki dudağı arasında çıkacak sözün kanun olduğu bir devlet istemiyoruz. Biz sultanlık istemiyoruz, diktatörlük de istemiyoruz. Bunun çok acı sonuçlarını yaşadık. Diktatörlüğün olduğu tüm ülkeler felaketten geçti. Umut veren, umutsuzluğu yenecek umut verecek, karamsarlığı dağıtacak ve gerçekten bu halkın bu gücü ve potansiyeli var. Kendine güvenmelidir. Ve direnmelidir. Meşru hakkı için sivil itaatsizlik temelinde kendi hakları için gerekirse sosyal medyada mevcut elindeki tüm olanakları kullanarak en küçük televizyona kadar radyoya kadar bütün imkanları kullanarak iktidarın tamamen borazanı haline gelmiş ve tetikçiliğini yapan bir medya anlayışına karşısında toplumun gerçeklerle yüzleşmesini sağlamak gibi çok ciddi görevlerimiz var.” (Çağdaş KAPLAN / Yasin KOBULAN – DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir