Koçyiğit: Birleşik devrimci hat ceberut sistemi yıkacak

HDK’nin meclis toplantısında konuşan HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, birleşik devrimci bir hattın kurulması durumunda “ceberut sistemin” yıkılmasının daha kolay olacağına vurgu yaparak, “En büyük korkuları yan yana olmamızdır. Bunun için en ufak halk tepkisini bile en şiddetli şekilde bastırıyorlar. Devlet içindeki değişiklikler bile bunu gösteriyor. Bütün bunlar korkularının ne kadar büyük olduğunu ve sonlarının da ne kadar yakın olduğunu gösteriyor” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi’nde meclis toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda siyasal süreç ve yaşanan gelişmelere karşı geliştirilecek politikalar tartışıldı. Toplantıda konuşan HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, ülkede kuvvetler ayrılığından bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek, “Tek adam diktatörlüğünden bahsetmek mümkün. Halkların Demokratik Partisi (HDP) şahsında dokunulmazlıkları meclis gündemine getirildi, dokunulmazlıklar üç partinin ittifakıyla kaldırıldı. Ergenekon’un da yer aldığı geniş yelpazede bir ittifaktan bahsediyoruz. Milletvekillerinin tutuklanması dahi yetmiyor ki daha da ileri faşizan söylemler dile getiriliyor” dedi.

‘Atılan kurşunla CHP’ye mesaj verildi’

Askere dokunulmazlık zırhı getiren yasaya da değinen Koçyiğit, Roboskî katliamında hatırlatarak, “Bu kadar açık ve net olmasına rağmen askerler tarafından bu katliam yapılmasına rağmen bu bile yetmiyor ki, AKP bu ülkede kalıcı bir barışı gerçekleştirme basiretimizi de yok diyerek, süreci askere teslim ediyor. Bu gün kamuoyunda Kılıçdaroğlu’na kurşun atılması üzerinden yeni bir algı inşa ediliyor. Ancak CHP milletvekilleri bu güvenlikçi politikalarına ‘evet’ dediler. HDP milletvekillerinin tutuklanması durumunda CHP içindeki sesleri de susturmaya çalışacaklarını görüyoruz. Atılan kurşunla CHP’ye bu mesaj veriliyor” diye konuştu.

‘Kadınlar sokakta cevap verecek’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kadınlara yönelik açıklamalarına da işaret eden Koçyiğit, “Cumhurbaşkanı’nın söylemleri insani değildir. Tasvip edilemez. Hiçbir kadın anne olmaya zorlanamaz. Bu noktada biz kadınlar olarak her türlü mücadelemizi daha da ileriye götüreceğiz. Özellikle boşanma alt komisyonun yayınladığı rapor insanın tüylerini diken diken ediyor. Kadını cinsel objeye indirgeyen erk aklının kendisini biz dehşetle izliyoruz. Biz yaşam alanlarımızda ve sokaklarda söyleyeceğiz. Kadınlar sokakta cevap verecektir” ifadesinde bulundu.

‘Halkımızın kendi geleceğine sahip çıktığını gördük’

HDK, HDP, DBP ve DTK ile birlikte halk buluşmalarını gerçekleştirdiklerini dile getiren Koçyiğit, “Bizim halkla buluşmamızdan korktuklarına tanıklık ettik. Halkımızın kendi geleceğine sahip çıktığını gördük. Halkla birlikte hareket eden örgütler olduğumuzu söylediğimizde bunu ‘boş söylemler’ olduğunu söylediler. Adana, Diyarbakır gibi yerlerde bu buluşmaları yasakladılar, bu yasaklamalara rağmen katılımlar yüksek oldu. İstanbul mitingi iyi bir cevap oldu” dedi.

‘7 Haziran seçiminden bu yana 6 bin kişi tutuklandı’

Cezaevlerinde artan siyasi tutsak sayısına ve Şirnex’te gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan DBP Şirnex İl Yöneticisi Hurşit Külter’in durumuna dikkat çeken Koçyiğit, “Devletin yeniden denenmiş yöntemlerde ısrar ettiğini ve ceberut bir şekilde uygulamalara gittiğini gördük. Faili meçhullerin gündemde olduğunu görüyoruz. Hurşit Külter’in hala gözaltında kaybettirilmeye çalışılıyor. Bütün tanıklar Külter’in gözaltına aldığını gösteriyor. Biz Külter’in gözaltında olduğunu biliyoruz. Sağ bir şekilde ailesine teslim edilmesini bekliyoruz. Yüksekova’yı heyet olarak ziyaret ettik. Bütün tanıklar çatışmaların 38’inci gününden sonra bittiğini söylüyor. Evler tek tek haritalar üzerinde işaretlendi. Ve o evler yakılıp yıkıldı. Evleri yıkılanların hepsinin HDP ile ilişkisi olan ve özel olarak seçildiğini söylememiz gerekiyor. İlçe yöneticileri, cezaevinde olan ve akrabası gerilla da olanların evleri ve yakınlarının evleri yakıldı. Çatışmaların bittiği 38’inci günden sonra 40 günde ise evler tespit edilerek yakıldı” diye konuştu.

Şiddet korkularının göstergesidir

Hiçbir kurumlarının çözümsüz olmadığını belirten Koçyiğit, şöyle devam etti: “Biz halka dayanan doğru tarafın savaşını sürdürüyoruz. Bütün halkların örgütlü mücadelesinin bu ceberut sistemi bugünden yarına yıkacağına inanıyoruz. Birleşik devrimci bir hattı kurduğumuzda bu ceberut sistemin yıkılması daha kolay olacaktır. En büyük korkuları yan yana olmamızdır. Bunun için en ufak halk tepkisini bile en şiddetli şekilde bastırıyorlar. Devlet içindeki değişiklikler bile bunu gösteriyor. Bütün bunlar korkularının ne kadar büyük olduğunu ve sonlarının da ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.”

‘Yaşananları saray darbesi olarak görürsek kaybederiz’

Türkiye’de yaşananların, tarihsel ve uluslararası politikaların bir yansıması olduğunu ifade eden DBP MYK Üyesi Demir Çelik, “Geçmişte homojen bir ulus yapı yaratmaya çalışan kesim askeri bürokrasiydi. Çatlayan bu sistemin sonucunda ya emek endeksli bir sistem olacak ya da Kürt karşıtı ve barış karşıtı küresel etkiler sonucunda faşizan bir sistem olacak. Bu iktidarı korumanın tek yolu askeri ve sivil bürokrasinin ortaklığıyla olacaktı. Yaşananları sadece bir saray darbesi olarak gördüğümüz zaman kaybederiz. Ama faşizmi dillendirmediğimizde siyasal mücadelemizi büyütemeyiz. Politik bir özneye dönüştüremeyiz. Faşizan sistem kendini milliyetçilik, dincilik, cinsiyetçilik ve orta sınıf üzerinden var etmek istiyor” dedi.

‘Süreci iyi okuyamadık’

Toplumun çoklu kimliğinin mücadelesinin sonucunda Rojava’da Kobanê’nin düşmediğini gösterdiği zaman, MGK’da savaş kararı verildiğini ifade eden Çelik, “Biz o günden bu güne HDK, HDP, DBP ve DTK bu politikaları doğru okumuş olsaydık bu süreci engelleyebilirdik. Ama hala fırsat kaçmış değil. Kurtuluş savaşından bahsedenler Kürt karşıtlığı ve barış karşıtlığından bahsediyor. O temelde örgütlü yapımızın o sürece doğru öncülük yapmadığı için özeleştiri yapıp ortaklaşmaya acil gündemle toplanmasını öneriyorum. Bu işin doğru adresini ve öncülüğünü biz yapıyoruz, ancak çözümü başkasından beklememiz yanlıştır” diye konuştu.

‘Bir dönüşüm yaratmalıyız’

HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü ise önlerine çıkan fırsatları iyi değerlendiremediklerinin özeleştirisini yaptı. Kürkçü, “HDK toplumun en küçük hücresinden en büyük hücresine kadar örgütlemelidir. ‘HDK’nin toplumsal devrim hedefine yürüyor muyuz?’ sorusunu kendisine sorması gerekiyor” ifadesinde bulundu.

‘Çözüm sürecine dönüş olmayacak’

Önümüzdeki birkaç yıl içinde çözüm sürecine dönüşün mümkün görülmediğine dikkat çeken Kürkçü, “Devletin kararlığı kadar özgürlük hareketi de kararlıdır. Statü sahibi olmadan bu savaştan vazgeçmeyecek yeminli bir özgürlük hareketi var. Buna göre bir duruş sağlamalıyız. Çözüm süreci bizi bir adım öteye götürdü. Türkiye’yi ve bölgeyi yöneteceğimizi gördük. Devlet buna karşılık verdi. Seçimi saymadılar döve döve yeniden seçim yaptılar. Buna uygun olarak kendimize yönelik yol çizmemiz lazım. Savaş ve çatışma koşullarında siyaset nasıl yapılır? Bizim HDK olarak siyasi temsil işine karışmadan bir yöntem bulmamız lazım. Rolleri yeniden paylaşmamız lazım” dedi.

‘HDP milletvekillerini aramızda görmeyebiliriz’

Dokunulmazlıkların kaldırılmasının birinci adım olduğunu belirten Kürkçü, şöyle devam etti: “Milletvekili sıfatını kaldıracak kadar bir sürece gidilecek. TBMM bizim babamızın evi değilmiş. Hikayenin başına geri dönmemiz lazım. HDK bunun için lazım. O zaman bizim konuşmamız lazım. HDP parlamento rejiminin içerisinde siyaset yürütmesini istiyoruz. Ancak HDP vekilleri meclisten atıldığı zaman geldiklerinde bir meclisleri olacak mı olmayacak mı bunu düşünmemiz lazım. 3 Temmuz’daki kongremizde vekillerimizin bir bölümü sizinle olmayabilirler. Cezaevinde olabilirler. Halkı örgütlü bir alana taşıyor olmamız gerekiyor. HDK ve HDP karşılıklı ilişkisinde yeni bir denge oluşması gerekiyor. Bunun için devrimci bir yol bulacağız. Siyasi durum ışığında HDK’nin kendisine ne yapması gerektiğini düşünmesi gerekiyor.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir