Demirtaş’tan Erdoğan’a: Çok istiyorsan kendi çocuğunu Cudi’ye gönder

HDP İstanbul İl Örgütü tarafından verilen iftar yemeğinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Milletvekili Altan Tan’ın verdiği demece tepki göstererek, “HDP yol ayrımındadır diyenler kusura bakmasın kendileri yol ayrımındadır” dedi. Savaşın sonuna kadar süreceğini söyleyen Cumhurbaşkanına tepki gösteren Demirtaş, “Çok istiyorsan çocuğunu 3 gün gönder Cudi’ye de seni görelim” dedi.

HDP İstanbul İl Örgütü tarafından Kartal’da bulunan Tanrıverdi Düğün Salonu’nda iftar yemeği verildi. İftar programına, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, çok sayıda yurttaş, HDP milletvekilleri ile İstanbul il yöneticileri katıldı. İftar yemeği, din insanları tarafından okunan Kur’an ile başladı. Verilen iftar yemeğinin ardından HDP İstanbul İl Eşbaşkanları Aysel Güzel ve Doğan Erbaş konuştu. Eşbaşkanlar, Gever halkı ile dayanışma çağrısında bulundu.

Eşbaşkanlar ardından konuşan Demirtaş’ın konuşmasının satır başları şu şekilde:

“İslam aleminde 11 ayın sultanının ayrı bir yer var. Allahın emirlerinin indirildiği aydır, ayrıca dayanışmanın örülmesinin, insan nefsinin terbiye edilmesinin vesilesidir.

Ne kadarımız orucun mesajını anlayabiliyoruz ayrı bir konu. Ramazan’ın mesajını anlamış olsaydık bu kadar gözyaşı akmazdı.

Böyle gelmiş kıyamete kadar böyle gidecek anlayışını da kabul edecek değiliz. Ülkenin dört bir yanına cenazeler gidiyor, ülkenin Cumhurbaşkanı bunu normalleştirmeye çalışıyor. Ölmeyi, katliamları normalleştirmek bizim için en kötü şeydir. Eğer kıyamete kadar bir birimizi öldüreceğiz, sen niye Cumhurbaşkanısın. Sen ailelere bu ölümlere alışın diyeceksen o koltuğu terk etmen lazım.

Bombaya ve ölüme alışmayın

Ülkenin Cumhurbaşkanı ne diyor ‘kıyamete kadar devam edecek, alışın’ diyor. Benim Kürt’e, Türk’e çağrım şudur: Bombaya, ölüme alışmayın. Kimse çocuğunu tarladan toplamıyor. Bütün annelerin evladı değerlidir. Nasıl anne babalara çocuklarınızın ölümüne alışın diyorsunuz? Bu adam bunu ekmeğini yiyor işte. Biraz samimi olsa kendi çocuklarını da göndersinler. Fazla değil, 3 gün gitsinler. Cumhurbaşkanı, savunma bakanı 3 gün çocuğunu göndersin, Cudi’de, Gabar’da nöbet tutsun. Sizin çocuğunuzun tırnağına zarar gelse dünyayı yıkarsınız.

Başbakan ne diyor, PKK haber göndermiş, silah bırakmaya hazırız diyor. O zaman en büyük suçu siz işliyorsunuz. Biz bunu kabul etmeyiz diyor Başbakan. Siz neyi kabul ediyorsunuz peki.

Özellikle Türk kardeşlerimin buna itiraz etmesi lazım. Bunu kabul etmemesi lazım. Sizin bu kışkırtılmış milliyetçiliğinizin nasıl kullanıldığını iyi görün.
Türkiye toplumu ikiye bölünmüş durumda. Bir barış için uğraşanlar, bir de bu savaştan nemalananlar var.

Barış diyeni terörist, ülke düşmanı ilan ediyor. Bu dönemde en korktukları şey barış. Şu anda barış dediğiniz zaman tüyleri diken diken oluyor. Barış onların iktidarının sonu olacak. Bunu biliyorlar.

Bu bağımsızlık mevzusu da bundan bağımsız değil. Halkların bir arada yaşaması için kurulmuş bir partidir HDP. Bunun dışında yaptığı bir şey yok. HDP barışa yürüdüğü için dokunulmazlıklarımız kaldırıldı. Hırsızlık, yolsuzluk kimde var. AKP, MHP, CHP’de var. Bunu tartışıyorlar mı?

Hala HDP milletvekilinin aracında silah taşıdığını söylüyorlar. Savcı bile bunu söylemiyor. Gerçek ve Hakikat toplum tarafından bilinirse Saray’daki zat koltuğunu terk etmek zorunda kalır.

Şu kadar kendilerine güvenseler, defalarca canlı yayına çağırdık gelmediler. Cumhurbaşkanı hapşırsa 30 kanal canlı yayın veriyorlar. Bizi çıkaran TV’lerinin patronunu, müdürünü tehdit ediyorlar. Şimdiki merkez medya korkarak ya da inanarak Saray etrafında saf tutuyor.

Amerika gezisine bakar mısınız. Muhammed Ali’nin cenazesine… 2 Milyon masraf. Aynaya baktığında kendini dev olarak görüyor ama dışarıdan bakıldığında diktatör olarak görüyor. Oraya gittiğinde kimse yüzüne bakmıyor. Hesap soran var mı yok. Tek kişilik devlet kurdu kendine.

Bütün bu tekçi, baskıcı, diktatörcü anlayışı değiştiren güç biziz. Diğer hepsi Saray etrafından bir araya geldi. HDP dışında muhalefet kalmadı. Biz inatla ilkelerimizin arkasında durduk. Topluma ne söz verdiysek onun arkasında durduk, ondan bu kadar hedef halindeyiz.

3 kişi bir araya gelse ezmeye çalışıyor. İzmir’de bir seri katil yakalandı resim çektirmek için sıraya girdiler. Basın açıklaması yapanların başında cop kırdılar, seri katil ile hatıra fotoğrafı ile çektiriyor. Bu mu senin polisliğin? Bunlara mı emanet edeceksiniz toplumu. Akademisyen barış bildirisine imza attığı için sabahın beşinde evini basıp, içeriye atacaksın. Toplum bu şekilde bölündü işte.

Önemli olan bir arada durabilmektir. HDP gücünü bünyesinde ki renklilikten alır. Bunu görmeyen HDP’den anlamamış demektir.

İsim vermeden Altan Tan’ı eleştirdi

HDP yol ayrımındadır diyenler kusura bakmasın kendileri yol ayrımındadır. HDP’nin yolu da çizgisi de bellidir. Her hangi bir yol ayrımına girmiş değildir, niyetinde de değildir. HDP’de müslümanların temsilliyeti yoktur demek saçmalıktır. En büyük temsilcisi benim. Biz dinci bir parti değiliz. Irkçı, dinci parti yok mu var, isteyen orada siyaset eder. Ama biz Alevi’yi de, Sunni’yi de Hristiyanı’da temsil ettiğimiz için HDP’yiz. Bunu yitirdiğimiz zaman HDP olmaktan çıkarız. HDP bunları savunarak milyonlarca oy almıştır.

Yol ayrımına gelenler biz değiliz, kendileri şaşırmıştır. Kendileri bulacaktır bu yolu. Bu kadar zor dönemde bizim birliğe ihtiyacımız var. Eleştirilmeyecek bir parti değiliz. Bu parti kişilerle var olmadı, kişilerle de bitmeyecektir.

Zor günler ilk defa karşılaştığımız günler değil. Umudu büyüterek bu günlere geldik. Zorlanmalar karşısında geri adım atsaydık bu günlere gelmezdik. Karşımızdakinin umudunu kırana kadar dimdik ayaktayız.

Kentler yakılıp yıkılıyor. Hangi kanuna dayanarak yaptılar bunu. Oradakiler HDP’ye oy verdikleri için cezalandırdılar. Saray’daki zat bizden daha iyi biliyor oralarda kaç silahlı kişinin olduğunu. Yüksekova artık yok. Bir halkı onursuzlaştırmak için ellerinden ne geliyorsa yapıyor ve Saray’daki zatta bunu alkışlıyor. Sizin kahramanlık ve milliyetçilik dediğiniz halkın evlerine küfürler, hakaretler yazmak mıdır?

Bir şehir suçlu olabilir mi. Yağma, hırsızlıktan bahsediyorum ya. Bu mu kahramanlık. Bunu soracak bir savcı yok. Bizim için el pençe bekliyorsunuz. Merak ediyorum, tek bir savcı yok mu. Her şeyi sahte ve bunu soracak bir savcı yok.

Bu böylemi gidecek. Hayır, bunu biz engelleyeceğiz, girdikleri bataklıkta boğulacaktırlar, Türkiye’nin geleceğinde HDP vardır, bunlar yoktur. Irkçılık, mezhepçilik bizim mezhebimizde yok diyor. Ama daniskasını yapıyor. İnsanın damarındaki kan mıdır insanlığını belirleyen. Şimdi işi kan tahliline döndürseniz senin kanın başka bir şey çıkar. Kana göre Türk belirlerseniz, ben değilim, Bahçeli de, Kılıçdaroğlu’da değil. Milliyetçilik bunların kanına işlemiş. Kan tahlili istiyorsun Almanya milletvekilinden. Kan tahliline dökersek işi, Türkiye’de kaç Türk kalır acaba.

Yıl olmuş 2016 Cumhurbaşkanımız ırkçılık yapabiliyor. İnançlar, kimlikler yöneticiler tarafından sorgulanamaz bile. Bunlar suçtur. Bunu sorgulayacak bir savcı var mı? Görüşeceğiz elbet. El mi yaman, bel mi yaman göreceğiz.

Devletin resmi kanalında çıkmış ve bu kişi akademisyendir, diyor ki ‘Namaz kılmayan hayvandır’ diyor. Bunu yaratan bile söylemiyor. Bakana söylüyorlar pas geçiyor. Ben desem bunu linç ederler beni. Bak bunu söyleyen hoca mısın nesin bilmem ama mesele namaz kılmak değil, mesele inancın yüreğinde var mı odur.”

Demirtaş yaptığı konuşmanın ardından iftar programından ayrıldı. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir