Külter 19 gündür bulunamıyor: İnsanlığı karşı suç işleniyor

Uluslararası hukuka göre, savaş, terör veyahut hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, savaş ve barış zamanlarında gözaltında kaybetme veya zorla kaybetme, yasadışı, keyfi infaz gibi suçları kendi vatandaşlarına yönelik işleyen devletler, insanlığa karşı suç işliyor. 135 kişinin gözaltında kaybedildiği Şırnak’ta 27 Mayıs günü gözaltına alınan ve halen kendisinden haber alınamayan Hurşit Külter’in durumu tam da “insanlığa karşı suç” tanımına denk düşüyor. 90’lı yıllarda bu suçu idari bir pratik olarak uygulayan devlet, 19 gündür Külter’i ailesine vermeyerek, “insanlığa karşı suç” işlemeye bir genetik kod olarak devam ediyor.

DBP Şırnak İl Yöneticisi Hurşit Külter’in 27 Mayıs Cuma günü gözaltına alınmasının ardından 19 gün geçti. Bunca zamana rağmen hiçbir devlet kurumu tarafından Külter hakkında ailesi ve kamuoyuna ikna edici bir bilgi verilmedi. Ortaya çıkan tüm tanıklar Hurşit Külter’in gözaltında alındığına dair fikir birliği oluşturdu. Keza polis ve askere ait sosyal medya hesaplarında Külter’in gözaltına alındığı doğrulandı. Aynı zamanda Külter’in Gümüştepe Özel Harekat Karakolunda işkence gördüğü ve bir süre de 23. Sınır Jandarma Tümün Komutanlığı’nda tutulduğu da iddia edildi.

Uluslararası hukuka göre Türkiye devletinin 19 gündür Hurşit Külter hakkında bunca iddia ve kanıta rağmen halen bir açıklama yapmayıp, tatmin edici bilgileri ailesi ve kamuoyuyla paylaşmaması “insanlığa karşı suç” olarak tanımlanıyor.

İnsanlığa karşı suç

“İnsanlığa karşı suç” tanımının kapsam ve şartları BM Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü ve Nürnberg Mahkemesi Şartı gibi birçok belgede bulunuyor.

İnsanlığa karşı suç kavramı uluslararası bir hukuk belgesine ilk olarak Nuremberg Mahkemesi Şartı ile girdi. Buna göre, “insanlığı karşı suç”, “Mahkemenin yargılama yetkisine giren her bir suçun icrası için veya bu suçla ilgili olarak, savaştan önce veya savaş sırasında, herhangi bir sivil nüfusa karşı işlenmiş insan öldürme, imha, köleleştirme, sürgün ve diğer tüm insanlık dışı fiiller veya siyasal, ırksal veya dinsel sebeplerle yapılan zulümler, işlendikleri ülkenin iç hukukuna aykırılık oluştursun veya oluşturmasın insanlığa karşı suç olarak nitelendirilirler” şeklinde tanımlanıyor.

17 Temmuz 1998 Roma Statüsü gibi belgelerde “insanlığı karşı suç” daha kapsamlı hale getiriliyor ve “gözaltında kaybetme” suç kapsamına dâhil ediliyor.

Ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinde de kişiyi hürriyetten bırakma “insanlığa karşı suç” olarak tanımlanıyor.

Uluslararası hukukta “gözaltında kaybetmenin” insanlık suçu olduğuna dair en etkili belge ise BM Zorla Kaybettirilmeye Karşı Herkesin Korunmasına Dair Bildiri. 18 Aralık 1992 tarihinde kabul edilen bildirinin 1 maddesinde, “Zorlanmış ortadan kaybolma insanlığa karşı bir suçtur” deniliyor. Aynı maddede, “Zorlanmış ortadan kaybolma insanlığa karşı bir suçtur. BM şartı amaçlarının inkarıdır ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde yer alan insan hakları ve temel özgürlükleri ağır ve açık bir ihlali olarak kınanmalıdır ve bu alandaki uluslararası belgeler pekiştirmeli ve daha ileri götürülmelidir” ifadeleri kullanılıyor.

Türkiye, BM’nin aksi yönünde

Bildirinin 2’inci maddesinde ise, sadece “Bizde yok” cevabıyla yetinen Türkiye devletinin Külter için 19 gündür ki tutumunun tam tersi yönde, “Devletler zorla kayıp edilmeleri önlemek ve ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları ulusal ve uluslararası düzeyde BM ile işbirliği halinde kullanırlar” taahhüdünde bulunuluyor.

Bildirinin 7. maddesinde ise “Hiçbir durum, savaş tehdidi, savaş ilanı, iç siyasi istikrarsızlık ya da diğer olağanüstü haller zorla kayıp edilmeleri haklı çıkarmaz” deniliyor.

1980’den beri aralıksız ‘insanlığı karşı suç’ işleniyor

Ayrıca bildirgenin 17 maddesinde, “Zorla kaybetme eylemi… gerçek açıklığa kavuşmadıkça devam eden bir suç olarak kabul edilecektir” deniliyor. Türkiye’de ilk 1980 yılında Hayrettin Eren’in gözaltında kaybedildiğini ve hala akıbeti bilinmediği gerçeği göz önüne alırsa, Türkiye devleti Eren şâhısında 36 yıldır, Külter şahsında 19 gündür ‘insanlığa karşı suç’ işliyor.

Türkiye devletine güven duyulmuyor

Türkiye, BM Kişilerin Gözaltında Kayıptan Korumaları ile İlgili Uluslararası Sözleşme’ye çekince koyuyor. Böylelikle, 1980-2005 yılları arasında 1352 kişiyi gözaltında kaybeden Türkiye devleti, “herhangi bir mağdurun gözaltında kayıpla ilgili gerçekleri bilme, kaybolan kişinin akıbetini öğrenme ve bu konularda bilgi araştırma, alma ve edinme hak ve özgürlüğünü” teyit etmiyor. Sözleşmeye imza atmayarak Türkiye, Hurşit Külter olayında olduğu gibi ileriki süreçte gerçekleşecek kayıp vakalarıyla ilgili ciddi bir güvensizlik yaratıyor.

Öte yandan Türkiye, uluslararası sözleşmelere çekince koyarken, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nin zorla kaybedilen 257 kişiye ait dosya ve suç duyuruları üzerine yaptığı bir araştırmaya göre; AİHM söz konusu davaların yüzde 78’inde Türkiye’yi mahkûm etti, yüzde 87’sinde ise zorla kaybetme olaylarında Türkiye’yi sorumlu buldu.

Alataş: Uluslararası insan hakları örgütleri baskı uygulamalı

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FDIH) Genel Başkanı Yardımcısı Yusuf Alataş ise, “Devletin en temel görevi kendi yurttaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Ve her hangi bir şekilde cana kasteden davranış olduğunda kendi hukukuna göre cezalandırmaktır. Ne olursa devlet kimseyi yargısız infaz edemez, kaybedemez. Ne ulusal ne de uluslararası hukuk ile bağdaşmıyor, insanlığa karşı suç teşkil eder. Türkiye yasalarında idamı kaldırdı ancak bir bakıyorsunuz yargısız infaz bir bakıyorsunuz zorla kaybedilen insanlar… Devlet Külter’in devlet güçleri tarafından kaybedildiği töhmetinden kurtulmak istiyorsa, Külter’i kaybeden kişilerin ortaya çıkarması ve yargılaması gerekiyor” şeklinde değerlendirdi.

Türkiye’nin TCK’de de “insanlığı karşı suç” düzenlenmesi yaptığı anımsattı ve şöyle ekledi: “Ancak Türkiye bu suçu başkası isterse harekete geçiyor. Kendi insanlığı karşı suç işlediğinde yargı mekanizması devreye girmiyor. O zaman uluslar arası yargı organları girmeli. Uluslararası insan hakları örgütleri Türkiye’ye baskı uygulamalı. Sadece Külter’in kaybedilmesi değil, son bir yıldır gerçekleşen katliamlarla insanlığa karşı suç Türkiye’de rutin bir hale geldi.” (Deniz NAZLIM – DİHA)

Baluken: Külter’in kaybettirilmesi hükümetin kararı

Gözaltında kaybedilmek istenen Külter için AİHM’e acil çağrı

Görgü tanığı: Hurşit Külter Şırnak Tümeni’nde tutuluyor

Tuncel: Sağ aldığınız Külter’i sağ istiyoruz

Cumartesi Anneleri 584.Hafta: Hurşit Külter Nerede?

İHD: ‘Hurşit Külter nerede?’

Gözaltına alınan Külter’den 4 gündür haber yok!

Hurşit Külter’in gözaltına alındığına tanık olanlar konuştu

Özel harekâtçılar Külter’in infaz edildiğini ileri sürdü

Şırnak Valiliği’nden iki gün sonra iki satırlık açıklama: “gözaltına alınmamıştır”

Kaybedilmek istenen Hurşit Külter’de ‘Savcılık sorumluluk almak istemiyor’

Baba Külter: Devlet oğlumun nerede olduğunu açıklasın

Özel harekattan ‘Külter elimizde’ mesajı.. Resmi kurumlar ise hala, gözaltını inkar ediyor.

Hurşit Külter’in son mesajı: Hakkınızı helal edin

Gözaltında kaybedilmek isteniyor: DBP’li Hurşit Külter için acil çağrı




2 thoughts on “Külter 19 gündür bulunamıyor: İnsanlığı karşı suç işleniyor

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir