HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ ESP’yi ziyaret etti

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin il yönetimi ile birlikte 11 yönetici ve üyesi gözaltına alınan ESP’yi ziyaret etti. Siyasi soykırım operasyonlarına karşı var olan birleşik mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğini belirten Yüksekdağ, “Her saldırı, her operasyon bizi güçlendirdi. Çünkü karşılaştığımız her haksızlık bizde, haksızlığa karşı mücadele etme inancı ve inadını biliyor” dedi.

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve İstanbul İl Örgütü, sabah saatlerinde yapılan operasyonlarla 11 yönetici ve üyesinin gözaltına alındığı Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ni (ESP) ziyaret etti.

ESP’nin Aksaray’da bulunan Genel Başkan İrtibat Bürosu’na gelen Yüksekdağ ile İl Eşbaşkanları Aysel Güzel ve Doğan Erbaş’ın aralarında bulunduğu heyeti, ESP MYK üyesi Sedat Şenoğlu, PM üyesi Suat Çorlu ve SKM İstanbul Sözcüsü Pınar Türk karşıladı.

ÇORLU: YİNE GÜÇLENEREK ÇIKACAĞIZ, BAŞARAMAYACAKSINIZ

yuksekdag-ESP-1

Operasyona ilişkin bilgi veren ESP PM üyesi Suat Çorlu, İstanbul’da bir çok ilçede yapılan operasyon kapsamında 11 parti üyesi ve yöneticilerinin gözaltına alındığını, ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve İl Başkanı Çiçek Otlu ile SKM Genel Sözcüsü Fadime Çelebi’nin de aralarında olduğu çok sayıda kişi hakkında ise arama kararı olduğunu hatırlattı. Çorlu, dosyaya dair bilgi alamadıkları için kimler ve kaç kişi hakkında bilgilerinin olmadığını da söyledi.

Bugüne kadar defalarca bu tür operasyonlarla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Çorlu, ancak bu operasyonun 33 devrimcinin katledildiği Suruç katliamının yıldönümü öncesinde yaşanması nedeniyle daha önemli olduğunu vurguladı. Çorlu, operasyonun “Suruç için adalet herkes için adalet” şiarıyla başlatılan kampanyanın ilk haftasında operasyonun gerçekleştirilmesinin, Suruç ile Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanındaki adalet mücadelesinin birleştirilmesinin engellenmesine yönelik olduğunu vurguladı. Çorlu şunları söyledi: “Biz tarihimiz boyunca bütün operasyonlardan güçlenerek çıktı. Bu operasyon, adalet talebimizi sokakta daha güçlü bir şekilde sürdürmemizi sağlayacaktır. Zayıflatmayacak.”

ESP olarak hep sokakta, fiili meşru mücadele hattından yürüdüklerini vurgulayan Çorlu, “Saray’a karşı mücadeleyi bu dönemin temel bir görevi olarak gördük. Rojava devrimini, Rojava’daki kadın devrimini, Kürdistan’da halka dönük katliamları, Türkiye’de işçi ve emekçileri yönelik bütün saldırıları ezilenlerin temsilcisi olarak halkların taleplerini savunduk, savunmaya da devam edeceğiz. Bizim iddianamelerimizde Rojava’da şehitlerinin cenazelerine katılmak, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de yaşanan katliamlara karşı yaptığımız eylemler, Gezi’de direnmiş olmamız ‘suç’ olarak geçiyor. Ama biz tüm bunların meşru olduğunu savunuyoruz, her seferinde bu mücadelede kararlı olduğumuzu ifade ettik. Bugün bir kez daha ifade ediyoruz.”

‘SARAY’IN SALDIRILARINA KARŞI BİRLEŞİK MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ’

Çorlu, saldırının sadece ESP’ye olmadığını, HDK ve HDP’nin tüm bileşenlerine, özgürlük mücadelesi veren tüm kesimlere yönelik olduğunu belirtti, “Saray’ın saldırılarına karşı birleşik mücadeleyi büyütelim” dedi. Çorlu, “Bugüne kadar susmadık, boyun eğmedik, özgürlük ve sosyalizm mücadelemizden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, İstanbul’da ESP’lilere yönelik gerçekleştirilen polis operasyonlarında kendi evinin de basıldığını söyledi. Yüksekdağ, evinde arama yapılmasına “tam bir haydutluktur” sözleriyle tepki gösterdi.

Ziyarette konuşan Yüksekdağ, operasyonlar kapsamında Alibeyköy Karadolap Mahallesi’nde bulunan evinin de polisler tarafından basılarak arandığını ve evde olmamasına rağmen ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi’nin sorulduğunu söyledi.

Gözaltı ve tutuklamaların 7 Haziran’dan sonra siyasi iktidarın uyguladığı sistematiğin rutin bir parçası haline geldiğini belirten Yüksekdağ’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Tutuklamalar 2 bini buldu

“HDP tek bir yapı üzerinden oluşmamış, bir sinerji alanı, bir birleşme alanıdır. Bütün Türkiye halklarını birleştiren, demokrasi ve özgürlükler mücadelesine inanan bütün kesimleri kendi çatısı altında birleştiren bir siyasi güç merkezi haline dönüşmüştür. Bütün bileşenlerimizde bu güç merkezinin kaynaklarındandır. ESP, DBP, Devrimci Parti’ye yönelik, diğer bileşenlerimize yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonları kesintisiz olarak sürdü. Bugün 2 bini bulun bir tutuklama sayısına ulaşmış durumdayız.

Mücadele irademiz bileniyor

Hem Kürt sorununu, hem Türkiye’nin demokratikleşme sorununu bastırarak, ezerek çözebileceklerini sandılar. Ama her seferinde başarısız oldular. Her seferinden savaşı tırmandırma operasyonlarına halkımız ve HDP bileşenlerimiz çok daha güçlü bir irade ile cevap verdiler. Her saldırı, her operasyon bizi güçlendiriyor. Çünkü karşılaştığınız her haksızlık bizde haksızlığa karşı mücadele etme iradesini ve inadını biliyor. Siyasi iktidarın kabullenmek istemediği gerçek budur. Bizler bu son saldırılar karşısında da siyasi kararlılığımız daha da güçlendirerek çıkacağımıza inanıyorum. Bu operasyonları gerçekleştirenler başaramayacaklardır ama bizler, bu operasyonlar karşısında yan yana gelenler, omuz omuza verenler bu süreçten çıkmayı başaracaklardır.

Demokrasi bloğu çağrısı

Artık HDP çatısı altında sağladığımız demokratik birlikten daha güçlü bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Bir geniş demokrasi bloğuna, bir geniş demokrasi cephesine ihtiyacımız var. HDP çatısı altında oluşan demokratik birlik Türkiye için çok önemli bir şans, çok önemli bir kapı oluşturdu ve kapı açtı.
Ama bugün Saray iktidarının, Saray ve asker iktidarının geliştirdiği bu büyük ezme hareketi karşısında bizlerin daha büyük ve geniş bir birlik etrafında buluşmamız gerekiyor ve bu birliğin ruhu ile direnci ile siyasetimizi, mücadelemizi geliştirmemiz gerekiyor.

Bir kez daha başarabiliriz

Bu operasyonlar karşısında geri adım attıramayacaklar. Bu son bir yıl içerisinde yaşattıklarını başka zulüm ve vahşetlerle silebileceklerini sanıyorlar. Katliamların izin ortadan kaldırabileceklerini, Suruç’u, Ankara’yı unutturabileceklerini sanıyorlar. Tırmandırılan savaşın nedeni budur. 7 Haziran’da başardık, 1 Kasım’da başardık, büyük bir kuşatma altında bir kez daha başarabiliriz.

Bunun adı diktatörlüktür

Bu operasyonların bir nedeni de demokratik siyaset alanlarını kapatmaktır. Arkadaşlarımız sadece demokratik siyaset yapmanın bedelini ödüyorlar. Siyasi iktidar bize ‘demokratik siyaset yapamazsınız’ diyor. Siyaset yapmak, demokratik kanalların yolunu zorlayanların da sonu ya ölüm olur, ya da hapishane olur. Bunun tek adı var oda faşizmdir, diktatörlüktür. Bugün Türkiye’de bir başkanlık despotizmi uygulanıyor. Hiçbir anayasal dayanağı olmayan hiçbir hukuki ve meşru dayanağı olmayan bir başkanlık darbesi gerçekleştiriliyor. Türkiye’deki yıkıcı güçler daha fazla yıkmak, demokratik mücadeleyi yıkmak için işbirliği yapmış durumdalar. Onlar demokratik siyaset alanlarını yıkmaya çalıştıkça biz kurma çabamızdan asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Biz demokratik biz direnişimizi örmeye devam edeceğiz.

Demokratik siyaset yapma hakkı, bu diktatörlüğe karşı durma tüm Türkiye halklarının görevidir. HDP’den öcüden korktukları gibi korkuyorlar. Erdoğan ‘kıyamete kadar kan dökmeye devam edeceğiz, kıyamete kadar savaş olacak’ diyor ama biz kıyamete kadar savaşmak zorunda değiliz. Türkiye halklarının tek bir kıyameti vardır oda, AKP-Saray iktidarıdır. Onlarla hareket eden savaş hükümetidir. Bu kıyameti yaşamak zorunda değiliz.

‘Evimin basılması haydutluktur’

Bugün basılan evlerden birisi de benim evimdi. İstanbul’daki ikametgah adresimdi. SKM Sözcüsü Fadime Çelebi, hem arkadaşım hem de misafirimdi. Onu gözaltına almak için benim resmi ikametgah adresimi bastılar, hukuksuz, gayri meşru bir biçimde arama yaptılar. Ben bu sabah İstanbul’a geldiğimde haberdar oldum bu baskından. Hiçbir dayanağı, hukuki meşrutiyeti yok. Bizlerin üzerinde baskı, saldırı tehdidi oluşturmak için yapılıyor.

HDP Eş Genel Başkanı’nın evini basmak ve arama yapmak haydutluğunu sergileyerek, aynı zamanda başka bir saldırıya da imza atıyorlar. Bu tam bir haydutluktur. Artık Türkiye’de güvenlik adı altında yapılan her şey tam bir eşkıyalığa, haydutluğa dönüşmüştür. Dayandıkları zaten bir yasa yok. Her şey Anayasa’ya aykırı. Tam bir haydutluk örneği.

Türkiye’de bir kaos sürecinin yürütücülüğünü ve organizasyonunu yapıyorlar. Saray iktidarı, AKP, Saray, ordu iktidarı oldu. Türkiye’yi çok felaket bir noktaya götürüyorlar. Biz bu felaketi göğüslemek konusunda hazırlıklıyız. Hiçbir şeyden çekincemiz yok. Biz bu ablukaları yara yara siyaset yaptık. Bunu Türkiye halklarının çok iyi bilmesi gerekiyor. Akıl ve vicdan sahiplerinin bu gidişe bizden önce dur demesi lazım. Bu haydutluk içerisinde Türkiye’de hiç bir kesime yaşama alanı bırakmayacaklar.”

HDP İstanbul İl Eş Başkanı Aysel Güzel, Saray-kışla ve Ergenekon ittifakı ile bir darbe süreci yaşandığını belirtti, buna karşı mücadeleyi sürdüreceklerini, ESP’nin yanında olacaklarını söyledi.

HDP İstanbul İl Eş Başkanı Doğan Erbaş ise Kürdistan’da katliam gerçekleştiren, gözaltına alınan ve 20 gündür nerede ve nasıl olduğuna ilişkin haber alınamayan Hurşit Külter’i kaybetmeye çalışan zihniyetin ESP’lileri gözaltına aldığını kaydetti. Erbaş, HDP olarak dayanışma ve direnişlerini sürdüreceklerini söyledi.

Yüksekdağ, açıklamanın ardından ESP’lilere dayanışma mesajını ileterek binadan ayrıldı. (Kaynak: ETHA-DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir