Başarının ve Zaferin Yolu – Sait ŞİMŞEK

SAİT ŞİMŞEK

 

 

 

 

Bugün Kürt sorunu başta olmak üzere, demokratikleşme ve özgürlük sorunlarının çözümü Türkiye ve Kürdistan toplumlarının temel sorunudur. Ve bunlar da herkes tarafından kabul edilmektedir. Türkiye’de kurulan tüm özel savaş hükümetleri de bu sorunlara kendi cephelerinden şiddet ve bastırma yöntemleriyle çözme iddiası ile iktidar koltuğuna oturmaya talip olsalar da, bırakalım bu sorunu çözmek, çok daha içerisinden çıkılamaz bir hale getirmişlerdir. Gelinen aşamada da kördüğüm haline gelen bu sorunlar; tümden sorunlu olan sistemi çok boyutlu çözülme noktasına getirmiştir.

Başta en eski sorun olan iktidar ve erkek egemenliği olmak üzere etnik sömürü, emek sömürüsü, doğa kıyımı yapan tüm egemenlik ve sömürü biçimleriyle yüz yüze kalmışlardır.

Türkiye’de hakim siyaset tamamen bu gerçekliklerin inkarı üzerinden; şoven, milliyetçi esaslar üzerinden yürütülmektedir. Günümüzde de buna din istismarını esas alan politikalar eklenmiştir. Bu konuda sömürgeci egemen, iktidar güçleri “Kürtler ülkeyi bölmeye çalışıyor’’, sosyalist, devrimci ve demokrasi güçleri için “ülkenin istikrarını bozuyor, terörü geliştiriyorlar” diyerek bazı kesimlerin milliyetçi duygularını kabartarak, tahrik etseler de, onları asıl korkutan Kürt Özgürlük ve Demokrasi Hareketinin başlattığı mücadelenin giderek Türkiyelileşmesi, kimlik, uluslaşma boyutlarını aşan, Ortadoğu’nun demokratikleşme, sosyalizm ve kadın mücadelesine dönüşmüş olması ve bu temelde de Türkiyeli ve Kürdistanlı sosyalist, devrimci ve demokrasi güçlerinin birlikte ortak mücadelelerinin gelişmeye başlamasıdır. Ve bunun tüm Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da yaratacağı aydınlanmayla; demokrasi ve barış dalgası oluşturma gücünden duyulan korkudur. Çünkü böyle bir gerçeklik tüm sömürgeci diktatörlerin alaşağı olmasına yol açacaktır.

Bundan duyulan korku nedeniyledir ki, Kürtlerin Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesi, “milliyetçilik” ve “bölücülükle” yaftalanarak hem diğer devrimci, demokratik ve sosyalist hareketlerden izole edilmek istenmekte hem de soygun sistemini geliştiren sömürgecilerin kendilerini tek alternatif göstererek halkı her tür itaate mecbur etmeye zorlamak için açık demagojik saldırıların hedefi haline getirilmektedir. Sadece bununla da sınırlı kalmayarak; Türkiye sosyalist devrimcilerini, Kürt Özgürlük ve Demokrasi Hareketiyle ortaklaşması da engellenilmeye çalışılmaktadır.

Böyle bir saldırı ile karşı karşıya olan Türkiyeli ve Kürdistanlı sosyalist, devrimci, demokratik güçler milliyetçiliğe, din istismarına karşı mücadele etmeden, Türkiye ve Kürdistan halklarının ortak ve birlikte mücadelesinden yana bir tutum içerisine girilmeden bu tehlike karşısında güçlü bir duruş ortaya çıkmayacağı gibi, zayıf ve savunmasız kalınmış olacaktır.

Emeğin Özgürleşme Mücadelesi olan yaklaşım da böyle bir gerçeklik içerisinde yerini almaktadır. Onu ülkedeki demokrasi mücadelesinden ayrı, Kürt Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesinde kopuk ele alan yaklaşımlar daha da güçsüz bir hale gelinmesine neden olacaktır ve böyle bir tehlike de vardır. Özellikle de Türkiye’de egemen, iktidar güçleri bu konuda büyük bir çaba ve örgütlenme içerisine girmiştir. Bunun bir sonucu olarak sosyalist, devrimci ve demokratik sendikal faaliyetleri sınırlandırarak tamamen etkisiz kılmaya ve onları sistem için bir tehlike olmaktan çıkarmaya çalışmaktadır. Bu anlamda Türkiyeli ve Kürdistanlı sosyalist, devrimci ve demokrasi güçleri tarafından sorunların çözümünde bütünlüklü bir yaklaşım ve ortak mücadele ertelenemez bir görev ve sorumluluk olarak öne çıkmış bulunmaktadır. Devrimi hayal olarak göstermeye ve topluma da böyle kabul ettirmeye çalışan egemen, iktidar güçlerine karşı her alanda mutlaka mücadele içerisinde olunmalıdır. Dünyanın hiçbir yerinde faşizm kendiliğinden yenilmediği gibi, devrimler de tüm sorunlar ortada dururken gerçekleşmemiştir. Zaten hiçbir toplumsal soruna el sürmeden yapılmış devrim: devrim değil darbe olarak tarihe geçmiştir. Bunun da halk içerisinde kabul edilmesi mümkün değildir.  Kürt  Özgürlük ve Demokrasi Hareketinin, Türkiye ve Ortadoğu’da giderek yükselişe geçtiği günümüz koşullarında; şoven, milliyetçi duygularını kıramayıp ortak mücadele yürütmeyi başaramayanların, sömürgeci sistem içerisinde yok oluşa sürüklemekten ve onunla bütünleşmekten kendilerini kurtarmaları da mümkün değildir. Başarının da, zaferinde yolunun da buradan Türkiyeli ve Kürdistanlı sosyalist, devrimci ve demokratik güçlerin birlikte, ortak mücadele içerisinde olmalarından geçeceği unutulmamalıdır.

(Özgür Gündem)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir