Herkes için adalet, adalet için herkes – Özgen SADET

ÖZGEN SADET

 

 

 

 

 

Gençlik örgütleri Suruç kampanyasını desteklediklerini açıkladı. Sadece imzacı olduklarına dair bir duyuru değildi bu açıklama. Adalet talebi etrafında kenetlenmiş kitlelerin bir parçası olmak, bu mücadeleyi sokaklarda, meydanlarda beraber büyütmek ve kazanmak için açıkça gösterilen bir kararlı duruştur.

33 düş yolcumuzun katledildiği Suruç katliamının birinci yıl dönümü yaklaşıyor. Bizler, katliamların tanıkları, şehitlerimizin aileleri, mücadele arkadaşları ve yoldaşları Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında “Suruç için adalet herkes için adalet” diyerek dosyadaki gizlilik kararının kaldırılması, faillerin yargılanması, katliamların arkasındaki bağlantıların açıklanması için çalışmalara başladık. “Hiçbir düş yarım kalmayacak” sözünü vererek başladığımız kampanyamız bir yanda düş yolcuları için kapı kapı, ev ev imzaların toplanmasıyla devam ederken diğer yandan ise gelen destek açıklamaları ile de daha geniş bir kamuoyunun gündemi haline geliyor.

Geçtiğimiz hafta gençlik örgütleri düzenledikleri basın açıklamasında “Nasıl ki Mahir’ler, Deniz’lerin idamını engellemek için yola düştüyse, nasıl ki İbrahim Kaypakkaya, Sinan Cemgil’i ihbar edenleri kendi elleriyle sorguladıysa, bizler de aynı devrimci dayanışma ve yoldaşlık bilinciyle hareket ediyoruz. Şimdi ‘Suruç için adalet herkes için adalet’ şiarıyla büyük bir kampanya yürütmek için yan yana gelmiş bulunuyoruz. Gençliğin birleşik mücadelesi, Suruç katliamının ve diğer bütün katliamların hesabını sorana kadar devam edecektir” diyerek desteklerini açıkladı. Sadece imzacı olduklarına dair bir duyuru değildi bu açıklama. Adalet talebi etrafında kenetlenmiş kitlelerin bir parçası olmak, bu mücadeleyi sokaklarda, meydanlarda beraber büyütmek ve kazanmak için açıkça gösterilen bir kararlı duruştur. Çünkü biliyoruz ki Suruç katliamında hedef SGDF olduğu kadar, Gezi’den Kobane’ye, Devrimci Gençlik Köprüsü’nden Cizre’ye bir bütün olarak gençliktir, gençliğin birleşik ve ortak mücadelesidir. Bu damar 20 Temmuz’da kesilmek istense de katliamın ardından yükselen devrimci dayanışma, yaraların birlikte sarılışı, öfkenin birlikte sokaklara tanışması bu niyeti boşa düşürmüştür.

Bugün ise gençlik örgütlerinin adalet mücadelesini kararlılık ve inançla sahipleniyor oluşu, birleşik mücadeleye darbe indirdiğini zannedenlere başka bir yerden cevap olmaktadır. 20 Temmuz’dan bu yana süren Saray darbesine ve Sarayın savaşına başta Batının sokakları olmak üzere her yerde güçlü bir duruş örebilmek, katliamlara ve bombalara, tutuklamalara gözaltılara dur diyebilmek birleşik örgütlü bir mücadeleyle gerçekleşebilir. Kitlelerin sokaklardan çekilmeler yaşadığı, korku ve endişenin hakim olduğu zamanlarda devrimcilerin kararlı ve inançlı duruşları bu düşünceleri yıkmada etkin bir rol oynayacaktır. Başta Batının halkları olmak üzere tüm kesimlere adaleti anlatmak; ev ev, sokak sokak insanlarımıza gitmek, Suruç’u ve 33’leri hatırlatmak birleşik mücadelenin gücüyle daha kuvvetli olacaktır.

Çünkü bugün birleşik mücadeleyi daha güçlü bir biçimiyle örmek önümüzde olması gereken en önemli sorumluluklardan birisidir. Bir yanımız Saray darbesinin baskılarına, siyasi soykırım operasyonlarına, gözaltılara göğüs germeye çalışırken diğer yanımız ise vahşet bodrumlarına, katliamlara dur deme çabası içerisindedir. Ancak sesimizin en güçlü yükseleceği biçimin birlikte yürüdüğümüz yollardan geçtiğini biliyoruz. Tarihimiz, devrimci hareketin yıllara dayanan tecrübeleri bu bilgimizi destekliyor.

Bu topraklarda on yıllardır adaleti haykıran sokaklar, faili belli ancak adaletle aydınlatılmamış dosyalar, adaleti bekleyen ailelerimiz vardır. Berkin’den Tahir Elçi’ye, Soma’dan Torunlar’a, Dilan Kortak’tan Cumartesi Ailelerine, Suruç’tan bugüne kadar süren tüm katliamlara yitirdiğimiz onlarca can adaleti beklemektedir. Bugün ise adalet birleşik mücadelenin gücü ile kazanılacak bir haktır. Ezilen halklarımızın en büyük özlemlerinden birisi olan adaleti yaşama geçirmek, katliamları, saldırıları gerçekleştirenlerden hesap sormak yolumuzun kalabalıklaşmasıyla zafere yaklaşacaktır.

Biliyoruz ki dün Taksim barikatlarından Gezi komününe, Kobane serhildanlarından 7 Haziran’a ve onlarca başka süreçte zapt ettiğimiz sokaklar devrimci dayanışma ve birleşik mücadelenin bir potada eritilmesiyle açığa çıkmışlardı. Etkileri ile bugün hala iktidarın korkularını büyüten onlarca tecrübe ise bugün adalet mücadelesi ile aynı eksende kesişiyor. Birleşik mücadele ile yalnızca Suruç için değil katledilen kadınlar, halklar, emekçiler için adaleti haykırmak ve kazanmak ise bu tecrübelerimize dayanıyor. Biliyoruz ki Saray’a karşı tek yumruk olup kazanabiliriz.

Adaleti haykıranlar olarak karşılayacağımız tüm zorluklar da birleşik mücadelenin gücüyle aşılacaktır, biliyoruz. Bizlerin bu süreçte karşılaşacağı zorluklar ne olursa olsun biliyoruz ki mücadele arkadaşlarımız, yoldaşlarımız halklarla birlikte adalet mücadelesinin devamcısı olacaklardır. Gençlik Deniz’lerden cezaevi direnişlerine, sokaklardan meydanlara, Suruç’ta, 10 Ekim Ankara’da beraber omuzladığımız cenazelerden adaleti haykırmaya devam edecektir.

Eşit, bilimsel, parasız ve anadilde eğitimi savunduğumuz, sokakları gençliğin gücüyle doldurduğumuz, beraber dövüştüğümüz ve şimdi beraber hesap soracağımız yoldaşlarımızla başlattığımız adalet mücadelesinde kazanmak, bizleri bekleyen hedeftir. Yalnızca Suruç’ta değil başta Suruç olmak üzere başka bir gençlik katliamı Beyazıt katliamına ve nicesine, aydınlatılmamış her katliam, bizden alınan her can adaleti beklemektedir. Bugün gençlik ise adalet mücadelesiyle on yılların özlemine yanıt olmaya çalışmaktadır. Amara’nın bahçesinde birbirinden farklı kimlikten, kökenden yoldaşlarla yan yana gelişin değeriyle ve bizde yarattığı anlamla bugün yan yanadır. Sarayın savaşına ve darbesine inat en güçlü muhalefeti örgütlemek, bugünün yarattığı korku imparatorluğunu aşmak ve adaleti getirmek için yan yanadır.

Sözü, gençlik örgütlerinin açıklamadaki son sözleri ile bağlamak istiyorum: “Gençliğin birleşik mücadelesi, Suruç katliamının ve diğer bütün katliamların hesabını sorana kadar devam edecektir. Gençlik, sarayları yıkarak, bu kirli düzeni alt ederek Suruç şehitlerinin özlemi olan eşit özgür bir geleceği hep birlikte yaratacaktır.” Yaşasın devrimci dayanışma. Suruç için adalet herkes için adalet!

* SGDF Eş Başkanı

(ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir