DBP MYK Üyesi Çelik: Şark Islahat Planı işliyor

AKP/Saray iktidarı, Kürt illerinde halkın iradesiyle yönetime gelen DBP’li belediyeleri gasp etme planını devreye sokuyor. DBP PM Üyesi Demir Çelik, 90 yıl önce hazırlanan Şark Islahat Planı’nın işlemeye devam ettiğini belirtti, “Zihniyetin arka planı inkar, imha, katliam ve asimilasyondur. Kürtlerin ayrı bir ulus, bir halk olmaktan ileri gelen kolektif haklarını vermemedeki ısrardır” dedi.

DBP’li belediyelere el koymayı hedefleyen yeni düzenlemenin ayrıntıları AKP/Saray iktidarının basın organlarında yayımlanmaya başladı. Sabah gazetesinin dünkü “HDP’li belediyelere 6 nokta vuruş” manşetiyle duyurduğu, belediyeleri gasp operasyonu devreye sokulacak.

Her ne kadar gazete HDP’li belediyeler olarak lanse etse de gerçekte Demokratik Bölgeler Partisi’den (DBP) belediyelerin; yönetimlerine el konulacak, ödenekleri kesilecek, çalışanların ilişkisi kesilecek, taşerona soruşturma açılacak, gençlik merkezlerine ve iş makinalarına el konulacak.

‘İKİ YIL ÖNCE MGK’DA PLANLANAN SÜRECİN SON ADIMI’

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından devreye sokulacağı açıklanan gaspla ilgili ETHA’ya değerlendirme yapan DBP PM Üyesi Demir Çelik, “İki yıl önce planlanan bir sürecin son adımı” dedi. Çelik, “İki yıldır yaşanan sürecin bir parçası. 30 Ekim 2014’tek gerçekleşen MGK’nın toplantısında alınan kararın bir parçası. 30 Ekim’den hemen sonra iç güvenlik paketinin getirilmesi, sonrasında bireysel ve kolektif haklara el koymanın pratik uygulamaları, 7 Haziran sonrasında yaşanan abluka ve şehir savaşları, sonrasında dokunulmazlıkların kaldırılması, televizyon, basına kayyum atanması, DBP’li belediyeleri hizaya getirme ve şekil verme kararı, adı geçen MGK’da karar alan uygulamalardır” diye konuştu.

Toplumsallaşan ve politikleşen Kürt halkının iradesini kırma, düşmanlaştırarak kriminalize etme, toplum nezdinde itibarsızlaştırma, siyasal, sosyal, kültürel tüm alanlar dahil olmak üzere ekonomik ve demokratik haklardan yoksun bırakarak cezalandırma siyaseti izlendiğine dikkat çeken Çelik, bu zihniyetin 90 yıldır devam ettiğini kaydetti.

HÜKÜMETLER DEĞİŞTİ ŞARK ISLAHAT PLANI DEĞİŞMEDİ

1925 yılında kabul edilen Şark Islahat Planı’nı hatırlatan Çelik, “İster bu yönetim, isterse de olağanüstü yönetimlerde Kürtlerin yaşadığı coğrafyada, Kürdistan’da değişmeyen, bugün de fiili olarak uygulamaya konulan İskan Kanunu uygulamalarıdır” dedi.

Kürdistan’da yapılmaya çalışılanların hükümetten hükümete değişmediğine dikkat çeken Çelik, Kürdistan’ın iç sömürge olarak devreye sokulan uygulamalar olduğunu vurguladı. Çelik şunları kaydetti:

“Zihniyetin arka planı inkar, imha, katliam ve asimilasyondur. 90 yıl boyunca her hükümet döneminde Şark Islahat Planı devreye sokulmuştur. Kürtlerin ayrı bir ulus, bir halk olmaktan ileri gelen kolektif haklarını vermemedeki ısrardır. Kürt sorununu çözmeme ısrarının ortaya çıkardığı kaotik ortamdır yaşananlar. AKP 14 yıllık iktidarında bundan yararlanmasını bilmiştir. Kürdistan’ın iç sömürge olması, sömürge sisteminin gerekleri olan askeri, kültürel, ekonomik her türlü yol yöntemin, devlet tarafından kendisine hak görülüyor olması anlamıyla ifade edebileceğimiz konudur. Kimliği olmayan, kültürü olmayan, dili olmayanın statüsü olmayacağından hareket ediliyor. Ancak bir halk statü talep ediyor, kolektif hak talep ediyor diye cezalandırılıyor. Düşman hukukuna tabi tutuluyor düşmanlaştırılıyor.”

‘TÜM YASALARI RAFA KALDIRAN FAŞİZAN UYGULAMA’

Değiştirmek için çaba harcadıkları 12 Eylül darbesiyle oluşturulan Anayasa’nın bile yok hükmüne getirildiği bir süreç yaşandığını belirten Çelik, şunları söyledi:

“Ne hak hukuk, ne yargı söz konusu. Fiili durum yaratılarak Anayasa rafa kaldırılmıştır. İlgili yasalar yönetmelikler yok hükmünde sayılmıştır. Yerel Yönetimler Kanunu hükümsüzdür artık. Seçim ve siyasi partiler yasası da kaldırılıyor. Tam bir faşizan uygulamadır. Bugüne kadar halkların kimliklerin, inançların, emek hareketlerinin, sendikaların mücadeleleri yok hükmünde sayılmaktadır. Toplum yeniden 1920-1930’lar Türkiye’sine dönüştürülerek haklar gasp edilmek istenmektedir.

Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanların DBP’li belediyelere yönelik itibarsızlaştırma, karalama, kriminalize etmek amacıyla “belediyeler sorumluluklarını yerine getirmiyor” yönlü açıklamalarına da değinen Çelik, “1925’de Kürdistan’a gönderdikleri müfettişlikler gibi iller valinin, ilçeler kaymakamın tasarrufuna bırakılıyor. Siyasi vesayetle toplum zapturap altına alınmak itiyor. MGK, polis bir yandan, vali, kaymakam diğer yandan, 1939’lar Hitler Almanyası, 1930’lar İtalya Mussolini uygulamalarıyla bizi karşı karşıya bırakmak istiyorlar. Bilinçli, örgütlü organize planlı bir çalışmanın son ayaklarıdır” diye konuştu.

‘DEMOKRASİ ÖZGÜRLÜK VE ADALET İSTEYENLER ORTAK CEPHEDE BULUŞMALI’

Kürt ulusuna reva görülen uygulamanın diğer halklara da yansıması olacağını belirten DBP PM Üyesi Demir Çelik, faşizme karşı birleşik bir cephenin yaratılması aciliyetine dikkat çekti. Çelik demokrasi, özgürlük ve adalet taleplerinde buluşulabileceğini belirtti ve şu çağrıyı yaptı:

“Ceberrut devlete direnen en dinamik güç Kürtlerdir. O dinamiği ortadan kaldırmak, denetlenebilir noktaya çekmek egemenlerin arzusudur. Bu manada Suruç’tan başlayarak demokratik siyasetin sürdürücüsü HDP’yi yalnızlaştırmanın nedeni de bu. Hepimizin canını acıtan uygulamalara karşı durmak ahlaken, vicdanen sorumluluktur. Biz seçeneksiz değiliz. Biz alternatifsiz değiliz, çaresiz değiliz. Demokrasiden yana olan, ekolojik hareketleri, kadın hareketleri, emek hareketleri veya hukuk için bunlar benim asgari müşterek noktalarım diyen herkesin faşizme karşı birleşik cephede yer almalı. CHP’nin tabanından giderek önemli arayışların olduğunu biliyoruz. Bizi ayrıştıran, karşıtlaştıran bundan yararlanan iktidara inat, halkların, inançların kardeş olduğundan hareketle el ele yürümekten başka yol yok. Gün dayanışma, mücadele günüdür. Bize reva görülen hukuksuzluğun üstesinden gelmenin yolu dayanışmadır, ortaklaşmadır, ortak mücadele alanlarını büyütmektir.” (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir