Tutuklamayla saldırı, birleşik mücadeleye!

Kürt sorununa dikkat çeken Akademisyenlere yönelik “cadı avı” başlatan AKP hükümeti şimdi de Özgür Basın Geleneğinin çınarı olan Gündem Gazetesi ile dayanışma gösteren nöbetçi genel yayın yönetmenlerini tutuklayarak, “Birleşik mücadeleyi savunan, Kürt’ün yanında yer alan ve ona dokunan yanar” mesajını net bir şekilde verdi. Tutuklamaların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Sarayı’nda süren Bakanlar Kurulu toplantısının sürdüğü saatlere denk gelmesi dikkat çekti.

AKP hükümetinin Kürtler ile Türkiye demokrasi cephesini ayrıştırmaya yönelik baskısı Özgür Gündem Gazetesi “Nöbetçi Yayın Yönetmenliğini” yapan THİV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu‘nun tutuklanması ile zirve yaptı. Daha önce de pek çok uygulama ile Kürtler ve Türkiye Demokrasi Cephesinin bir araya gelmesinden duyduğu rahatsızlığı baskı ve katliamlarla gösteren iktidarın, son olarak akademisyen ve aktivistlere yönelik bu tutumuyla bütün demokrasi cephesine “gözdağı vermek” istediği yorumlarına neden oldu.

Dayanışmaya hapis; Fincancı, Önderoğlu ve Nesin tutuklandı

Suruç Katliamı dayanışmaya verilen bir cevaptı

Özellikle 24 Temmuz 2015 tarihinde Kürtlere yönelik başlatılan saldırılarla Kürtler ve Türkiye Demokrasi Cephesinin ayrıştırılması amaçlandı. Bunun ilk işareti Kobanê’deki çocuklara oyuncak götürmeye giden 33 Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonuna (SGDF) yönelik katliamla verildi. Suruç’ta DAİŞ eliyle gerçekleştirilen katliamda AKP hükümeti ilk olarak, “HDP milletvekilleri neden orada yoktu neden onlar ölmedi” diyerek, HDP’lilerin olayda yer almamış olmasında duyduğu üzüntüyü ifade etmişti.

Öncesinde de HDP’nin Kürdistan’dan batıya açılan kapısı olan ve Kürtler ile sosyalistlerin iç içe örgütlendiği Adana ve Mersin İl Binasına yönelik saldırılarla ortaya konulmuştu.

Saldırı 10 Ekim Katliamı ile sürdü

Hemen sonrasında saldırı 10 Ekim 2015 tarihinde Barış Mitingine yönelik gerçekleştirilen katliamla sürdü. KESK, DİSK, TTB, TMMOB’un ortaklaşa düzenlediği “Barış Mitingine” katılan Kürtler, Sosyalistler yine DAİŞ eliyle katledildi ve 100’ün üstünde barışsever katledildi. Saldırı esas olarak HDP, korteji ile birlikte HDP ile birlikte hareket eden, EMEP, ESP gibi siyasi oluşumlar ile sendikalar hedef alındı. Daha sonra ortaya çıkan birçok belgede devletin katliamdan haberdar olduğu ve katliamcıların Ankara’ya kadar arama noktalarına takılmadan geldiği ortaya çıktı.

Akademisyenlere yönelik cadı avı

Bütün katliamlara rağmen Türkiye demokrasi hareketinin Kürtlerle birlikteliği devam edince, devlet bu kez baskı boyutunu farklılaştırmaya başladı. Barış İçin Akademisyenler Grubunun 11 Ocak 2016 tarihinde yayınladığı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi ile devletin Kürt halkına karşı başlattığı saldırının durdurulması ve katliamlara son verilmesi çağrısı yer aldı. Bin 128 akademisyenin ilk etapta yayınladığı bildiriye karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümetin hedef göstermesi sonucu hemen hemen bütün akademisyenler soruşturmalara maruz kaldı. 15 Ocak tarihinde Türkiye genelinde çok sayıda akademisyen gözaltına alındı.

3 akademisyen tutuklanmıştı

16 Mart 2015 tarihinde İstanbul Nöbetçi 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından akademisyenlerden Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, tıpkı Gündem Gazetesi ile dayanışma gösterdiği için tutuklanan Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu’nun tutuklanmasının gerekçesi gibi “Terör örgütü propagandası yapmakla” suçlanarak tutuklandı. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir