Yeni bir Gezi? – Alp ALTINÖRS

ALP ALTINÖRS

 

 

 

 

Danıştay’ın “AVM Kışlası” projesini onaylamasının ardından Erdoğan’dan beklenen çıkış geldi: “Gezi Parkı’na o tarihi eseri (!) yapacağız”. Erdoğan Gezi günlerinde ayağa kalkan milyonların karşısında geri adım atarken “mahkeme kararını bekleyeceğiz” demişti. Şimdi mahkeme kararı lehine çıktı. Dahası, Gezi günlerinde ona hasmane bir mesafede duran generalleri yanına çekti. Cemaati siyaseten ezdi. Dolayısıyla intikam zamanı geldi. 2013’te giriştiği ama başaramadığı “İktidar Mimarisini” Taksim’e yapmak için harekete geçiyor.

Velev ki, yandaş kalemlerin yazdığı gibi, Gezi Parkı “Milli Şef” İnönü’nün iktidar mimarisi olsun. Kışla-Sultan Camii-Kültür Merkezi üçlemesiyle Erdoğan’ın kendi iktidar mimarisini yapmak istediği de apaçık değil mi? Kent merkezinin son kalan yeşil bölgesini, akciğerlerini söküp orada “Milli Şefliğini” ilan etmek istiyor.

Erdoğan, muhalefeti yeni bir Gezi’ye kışkırtıp ezmek mi istiyor? Bu komik senaryoları kim uyduruyor, “Tanrı aşkına”! Duyan da sanacak ki muhalefeti hiç ezmeyen bir adamdan söz ediyoruz! Tersine, Gezi’nin yerinde kalması, kitlesel muhalefeti ayakta tutan bir direktir. O parka bakan Erdoğan’ın yenilgisini anımsıyor, buradan güç alıyor. O parkın yerine gerici 31 Mart hareketinin merkezi olan Topçu Kışlası dikildiğinde, toplumsal muhalefetin psikolojik bir darbe alacağı açık değil mi?

Peki, Erdoğan karşı konulamaz bir güce mi sahip? Hiç sanmıyoruz. Zira liselilerin yayınladığı bildirilerden dahi korkuya kapılan bir lider pek de güçlü sayılmaz! Cihangir’de bir plakçıya yapılan baskın, Alevi evlerinin işaretlenmesi, Kürt ilçelerinin topyekûn boşaltılmak istenmesi, LGBTİ yürüyüşünün yasaklanması gibi pek çok örnek başka bir şeye işaret ediyor. O aslında yenilmiş, ama ömrünü uzatmaya çalışan bir despottur. Hayatın her alanından yükselen direnişler karşısında elinde kaba kuvvetten başka bir araç kalmamıştır.

Gezi Direnişçileri düne göre daha mı güçsüzdür? Evet, Gezi’de kendi kirli amaçları için bulunan küçük bir grup (Perinçekçiler) bugün iktidarın yanına geçti. Ama Kürt halk kitleleri açıkça bu iktidarın karşısındadır. Dokunulmazlıkların kaldırılması, ilçelerde zorunlu göçertme politikaları, belediyelere el koyma girişimleri Kürt halk kitleleri içinde büyük bir mücadele enerjisi biriktiriyor. Dolayısıyla bugün Batı’dan yükselecek bir “Özgürlük”  talebinin Doğu’daki karşılığı çok büyük ve derin olacaktır.

Yeni bir Gezi yaşanabilir mi? Gezi bir ‘an’ değil, bir süreçtir. Gezi hiç bitmemiştir ki, yeniden başlasın? Gezi, Türkiye halklarının “Özgürlük” bilincidir. Gezi Direnişçileri bir yere kaybolmadılar. Onlar bu toplumun fertleri olarak yaşama, mücadeleye hep katıldılar, katılmaya da devam ediyorlar. Gezi’de kitlelere mal olan “Özgürlük bilinci” üç yıldır Türkiye siyasetini etkiliyor. 7 Haziran’da HDP etrafında biriken büyük enerjide Gezi’nin de yadsınamaz bir payı vardı. Dolayısıyla “yeni bir Geziden” bahsetmiyoruz. Gezi kitlelerinin yeni bir mücadele başlığında birleşmesinden, direnmesinden söz ediyoruz. 3 yıldır devam eden bu sürecin yeni bir halkasını örmekten bahsediyoruz.

Peki, yapılması gereken nedir? Evlere sinmek, boş vermek, fırtınanın dinmesini beklemek mi? Yoksa Hitlervari bir diktatörlüğün adım adım inşasına karşı durmak, demokrasi mücadelesi etrafında kenetlenmek mi? Firuzağa’daki plakçı baskını her şeyi anlatıyor aslında. AKP, zorbalığını hayatın her alanına sindirmeye, toplumun kılcal damarlarına kadar indirmeye çalışıyor. Muhalefete ait ne varsa yok etmek, tüm toplumu dize getirmek istiyor. Bu sürece karşı demokratik, sivil, meşru direniş dışında bir yol yoktur. 18 Haziran gecesi Firuzağa’da direnen kitleler, bu enerjinin yeniden uyanmakta olduğunun işareti olmuştur.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir