Kendi mezarlarını kazanlar – Hüseyin ALİ

HÜSEYİN ALİ

 

 

 

 

AKP iktidarı ve onun faşist iktidarının en korktuğu şey, artık gerçeklerdir. Gerçekler görüldüğünde yarattığı sanal algılar yıkılacak; Türkiye halklarına düşman karakteri gözler önüne serilecektir. Bu nedenle şu anda yaptığı iki şey var, birincisi, sürekli yalan söylemek, demagoji yapmak ve bunu yandaş basınla bir gerçek gibi göstermek; İkincisi, bu yalanları açığa çıkarmak isteyenleri susturmak! Öyle bir Türkiye yaratmak istiyor ki, kimse faşist şefin söylediklerine yalan diyemesin. Bu nedenle herkesin gözünü korkutmak için dünyada yankı yaratacak 3 demokratı tutuklamıştır. Bunları tutuklatan kesinlikle Saray Gladyosudur. Emir, daha cumhurbaşkanı olmadan kendine saray yaptıran şeften gelmiştir. Zaten faşist şef sarayındaki çetelerle toplantılar yapıyor, neler yapılacağı burada kararlaştırılıyor, planlanıyor; sonra da her yere yerleştirdikleri faşist memurlarıyla uygulatılıyor. Türkiye şimdi böyle yönetiliyor ve yönlendiriliyor. Meclis, hükümet, başbakan, hakimler ve tüm kurum ve kuruluşlar bu faşist yönetimi gizlemek için kullanılan örtüler haline gelmiştir.

Yalanlar üzerine kurulan bir iktidar vardır. Kürt düşmanlığı ve Kürtleri soykırıma uğratmak için Türkiye cumhuriyeti boyunca tüm iktidarlar yalan ve sahtelik üzerine kurulmuştur. Ancak hiçbir iktidar Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı kadar yalan ve demagoji üzerine kurulmamıştır. Bunun anlamı, Kürt halkının özgürlük mücadelesi o kadar etkili hale gelmiş, soykırımcı faşist rejim o kadar zayıflamıştır ki, ancak daha fazla yalan ve demagojiyle bu gerçeğin üstü örtülebilir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi, Kürt’ün özgür ve demokratik yaşamını o kadar yakınlaştırmıştır ki, bunu ezmek için dünyada görülmemiş faşist bir terör uygulanmaktadır. İşte yalana ve demagojiye bu düzeyde sarılmasının ve gerçeklere bu kadar saldırmasının nedeni budur.

Düşünebiliyor musunuz, sözde terör uzmanları, Erdoğan’ın bir numaralı yalakaları 7000 PKK’li var diyor, ama Erdoğan bu sayıdan fazlasını öldürtebiliyor. HPG ve YPS komutanlığı gerilla ve YPS’nin toplam kaybının bir yıl içinde 700 olduğunu açıklamıştır. Bu nedenle Erdoğan’ın yalakalarının söylediği sayı da, Erdoğan’ın şu kadar öldürdük demesi de büyük bir yalandır. Her ikisi de Özgürlük Hareketi’ni zayıf göstermek için yalana başvuruyor. Ancak Tayyip Erdoğan’ın yalanlarına psikolojik savaşın uyuşturduğu insanlar dışında inanan yoktur. Tayyip Erdoğan ve özel savaş ekibi bu yalanları bilerek söylüyorlar. Tayyip Erdoğan da biliyor ki söyledikleri büyük bir yalandır. Esas sorgulanması ve açığa çıkarılması gereken, bu kadar yalan neden söyleniyor? Bundan şu çıkıyor; Tayyip Erdoğan’ın “PKK’yi bitirdim” yalanına toplumu inandırmak dışında ayakta kalma şansı kalmamıştır. Bu nedenle neredeyse PKK’yi bitirdik, yok ettik diyecekler. Ancak bunu da diyemiyorlar. PKK’nin direnişi her gün görüldükçe Erdoğan’ın yalanları açığa çıkacak, bu da onun sonunu getirecektir. Aslında faşist şef bu kadar PKK’li öldürdük diyerek kendi sonunu getirmiştir. Şimdi korkudan ya da teröristten mi yanasın suçlamasıyla karşılaşmamak için kimse Erdoğan’ın palavralarına bunlar yalandır diyemiyor. Ancak faşist AKP iktidarına yalan söylüyorsun denileceği günler de uzak değildir.

Şimdi sıkıyönetim ve olağanüstü hal dönemlerinde olmadığı kadar her yerde sokağa çıkma yasağı vardır. Artık köylüler de tarlasına gidemiyor. Cizre, Silopi, Nusaybin, Şırnak ve Gever’de nasıl ki insanlar sokağa çıktıklarında vuruluyorduysa, şimdi de köylerinde dışarı çıkanlar vurulacaktır. Bu kadar sokağa çıkma yasağı konuyor, binlerce Kürt siyasetçi tutuklanıyor, şimdi milletvekilleri ve belediye eşbaşkanlarının çoğunluğunu da tutuklayacaklar, tutuklamadıklarını da etkisizleştirmeye çalışacaklardır. Demek ki ne PKK bitirilmiş, ne de Kürt halkının özgürlük mücadelesi! Devletler ve faşist iktidarlar ancak karşılarında büyük bir güç ve tehlike gördüklerinde bu tür uygulamalara başvururlar. Türkiye tüm Avrupa ve dünyadan gelen baskılara rağmen “bize karışmayın, kimi öldüreceğimize, kimi tutuklayacağımıza biz karar veririzî;  hatta “Avrupa’dan vazgeçerizî diyorsa, bunun nedeni Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesi karşısında çok sıkıştığındandır.

AKP iktidarı Ortadoğu politikalarında tüm dünya ile karşı karşıya geldi. Şimdi bu politika yanlıştı, bundan dönelim, diyorlar. Ortadoğu politikaları Kürt düşmanlığı nedeniyle çöktü. Kürtler güçlenmesin diye, Kürtlerin Ortadoğu’da yükselen gücünü kırmak için dış politikada kendini çıkmaza koydu.

Tüm bu yalanlar, dolanlar, yanlış politikalar, görülmedik baskı politika uygulamaları AKP iktidarının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar içte ve dışta düşman gösterdiklerine denize düşen yılana sarılır gibi sarılması, aslında AKP iktidarının durumunu ortaya koymaktadır. Erdoğan ve şürekâsı, propaganda aygıtları, şaşaalı miting ve toplantılar düzenleyen protokol memurları ile kuyruğu ne kadar dik tutmaya çalışırsa çalışsın, ne kadar Saddam’ın propaganda bakanı gibi işlerin yolunda olduğu görüntüsü verirse versin, yapılan uygulamalar, bağırmalar, çağırmalar, basına gösterilen aşırı tahammülsüzlük, korkunun bacayı sardığını göstermektedir. Bu nedenle ya tam hakimiyet, ya tam hakimiyet biçimindeki faşist politikada ısrar edilmektedir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Çünkü AKP iktidarı ve faşist şef kendi elleriyle kendi mezarlarını kazmaktadırlar.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir