Karayılan: Direnişi ve dayanışmayı yükseltme sürecindeyiz

“Bu vahşi düşmana karşı yan yana durarak hareket etmeliyiz. Kimseyi düşmana muhtaç bırakmamalıyız. Süreç dayanışma ve direnişin yükseltilmesi sürecidir. Herkesin fedakarlık yapması gerekiyor. Bu süreçte cesaretli davranıp yaratıcı olmalıyız.”

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Karayılan: “Bu vahşi düşmana karşı yan yana durarak hareket etmeliyiz. Kimseyi düşmana muhtaç bırakmamalıyız. Süreç dayanışma ve direnişin yükseltilmesi sürecidir. Herkesin fedakarlık yapması gerekiyor. Bu süreçte cesaretli davranıp yaratıcı olmalıyız.”

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Dengê Kurdistan radyosunun sorularını yanıtladı…

‘TÜRK ORDUSU İÇİN UTANÇ VERİCİ’

Kürdistan’ın 8 il ve ilçesi AKP hükümeti ve devleti tarafından yakıldı, yıkıldı. Şu an farklı plan ve projeler ile bu alanları kendilerine göre dizayn etmeye çalışıyor. TOKİ aracılığıyla. Ayrıca ‘bekçi’ adı altında sokak polisleri oluşturuluyor. Bu planı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu tarihi süreçte, Kürdistan’da büyük, destansı direniş yaşanıyor. Özellikle Kuzey Kürdistan’ın Sur, Cizre, İdil, daha sonra Nusaybin, Şırnak, Gever, Silopi ve Silvan’da demokratik özerklik amacıyla yürütülen direniş, Kürt halkı tarihinde yeni bir sayfa açtı. Yiğitlik, direniş tarihine yol açtı. Bu direnişler, Kürt genç erkek ve kadınlarının ulaştığı fedai düzeyini açığa çıkardı. Destansı bir şekilde, mücadele ve amacı uğruna savaş alanında ulaştığı yiğitlik düzeyini gösterdi. Kürtler açısından bu başarının göstergesidir. Kürdistan Savunma Güçlerinde ortaya çıkan bu direniş ruhu, daha büyük adımların, zafer adımlarının temelini oluşturuyor. Bu direniş destanının tüm şehitlerini saygıyla anıyor, bu vesileyle bağlılığımızı tekrarlıyorum.

Kürdistan’da ilk defa şehir savaşı yaşandı. Bu savaşın olumlu, olumsuz, eksik fazlalığı tartışılabilir. Ancak kesin olan; yaşananın tarihi direniş ve zafer göstergesi olduğudur. Bu kesindir. Direniş güçleri karşısında tutunamayan ve şehirlere giremeyen düşman güçleri, şehirleri yıkarak girmeyi kararlaştırdı. Hem Cumhurbaşkanı, hem Genelkurmay başkanı, Nusaybin ve Şırnak şahsında açıkça ‘uzaktan binaları patlatarak içeri girin’ talimatı verdiler. Yani şehirleri yerle bir ederek girebildiler. Yaşanan bu durum bir ordu için utançtır, kaybetmektir. Üstelik utanmadan bunu zafermiş gibi gösteriyor. Kazanan taraf kahraman direnişçilerdir. Bu, ileri süreçte atılacak daha büyük adımlara temel teşkil ediyor. Bu alanlar yurtseverliğin, Kürtlüğün güçlü olduğu alanlardır. Bu alanlarda kahramanların kanı aktı, kahramanları izi bulunuyor. Türk devleti bu izi ortadan kaldırmak istiyor. Öte yandan, şehirleri kendince dizayn etmeye çalışıyor. Kendine bağlı TOKİ adlı kurum ile bunu gerçekleştiriyor. Aslında şehirleri açık cezaevlerine dönüştürmeye çalışıyor. Her türlü kontrolün sağlandığı, her yere kamera ve karakolların yerleştirildiği, insanları evlerinde dahi izlemeye aldığı alanlar haline getirmeye çalışıyor. Tam kontrolü istiyor. Bu cezaevidir. Halkımız bu cezaevlerinde yaşamayı kabullenmemelidir. Buna karşı mücadele yürütmek gerekiyor. Diğer yandan, zorunlu göçe tabi tutmaya uğraşıyor. Örneğin; buralarda yaşamak istemeyenlere istedikleri başka şehirlerde ev verilecektir, deniliyor. İstanbul vb. şehirlerde. Aslında bu mecburi İskan Kanununun üstü örtülmüş hali oluyor. Başkaldırıların gerçekleştiği Kürdistan’da bilindiği üzere mecburi İskan Kanunu çıkarmışlardı. Bununla halkımız, Aydın, Balıkesir vb. şehirlere sürgün edilmişti. Şimdi de kapalı bir şekilde halkımız bunla teşvik edilmeye çalışılıyor.

‘TOPLUMSAL DİRENİŞ GEREKİYOR; ŞEHİR KORUCULUĞUNA KARŞI ÇIKILMALI’

Yurtsever şehirlerin nüfusu değiştirilmeye çalışılıyor yani…

Kuşkusuz değiştirmeye çalışıyor. Ayrıca, bu mahallelerde yüksek binalar inşa etmek istiyor. Bu binalara da aşırı derecede insan yığmaya çalışıyor. Bunların arasına yabancıları özellikle göçmenleri yerleştirerek, kentlerin demografisini değiştirmek istiyor. Böylesi hain plana sahipler. Dolayısıyla düşmanın bu planlarına karşı çıkmamız, durdurmamız gerekiyor. Hiçbir Kürt evini, mahallesini terk etmemeli, direnmelidir. Esasen, şu an gerekli olan toplumsal direniştir. Yiğitler savaşarak yeni bir düzey yarattılar. Devlet bunun izini ortadan kaldırma derdinde. Bilindiği üzere, Kobanê’de savaşın ağır yaşandığı alanlar tarihe maledilme adına korunuyor ve müze haline getirilmiş durumda. Ancak düşman, direniş alanlardaki izleri tamamen kaldırmak istiyor. Kimse bu direnişi hatırlamasın diye bu alanları yerle bir ederek, üstüne binalar dikmeyi hedefliyor. Mahalleleri, sokakları değiştirerek, Kürt insanına bu kutsal direnişi unutturmaya çabalıyor; pişman ettirmeye çalışıyor. Hayata geçirilmek istenen sokak bekçisi denilen sistem aslında şehir koruculuğudur. Daha önce köylerde geliştirilen bu sistemi şu an şehirlere yaymak istiyorlar. Hiçbir Kürt yurtseveri bu şehir koruculuğunu kabul etmemelidir. Zaten bunu kabul eden kişi, her an devrimin hedefi olabilir. Kimse canını tehlikeye atmamalıdır. Bunu kabul eden kişiler, her an darbe yiyebilir. Bu oyuna kimsenin gelmemesi önemli. Özcesi, düşmanın bu kirli planına karşı siyasi, toplumsal ve kültürel mücadele gerekiyor. Herkesin bu şehir koruculuğuna karşı çıkması önem arz ediyor.

Şehirlerin daha fazla tahrip edilmemesi için YPS Koordinasyonu Şırnak ve Nusaybin’den çekildiğini açıkladı. Buna rağmen söz konusu bu alanlarda olağanüstü durum var. Bunu nasıl yorumlamak gerekir?

Türk devleti direnen ilçe ve şehirleri ortadan kaldırmak istiyor. Bunu Sur direnişinde gördük. Direniş bittikten sonra evleri bir bir ortadan kaldırıldı. Örneğin Gever’de örgütsel sebeplerden dolayı direniş güçleri çekildi. Nusaybin’deki gibi ilan etmediler. Ancak 19 Nisan’da geri çekilmeyi gerçekleştirdiler. 19 Nisan, 31 Mayıs günleri arasında Gever’de çatışma yaşanmadı. Ancak yasak devam etti. Bu 42 gün içerisinde Gever’i yıktılar. Yani çatışma döneminde yaklaşık yüzde 10 yıkılan Gever, çatışma sonrası yüzde 80 oranına yakın tahribat yaşadı. Arama adı altında binalar patlayıcılar ile havaya uçuruldu. Halkımızın evlerinde bulunan eşyalar talan edildi, çalındı. Bunu kendi çeteleri yaptı. Nusaybin, Şırnak, tüm Kürdistan halkı, dostları, demokrasi, özgürlük yanlıları, Türkiyeli sol-sosyalist ve emekçileri Nusaybin ve Şırnak’a sahip çıkmalı, faşist işgalci rejimin buraları yerle bir etmesine izin vermemelidir. Sessiz kalınmamalı. Sur, Gever’e izleyici kalındı ve yerle bir edildiler. Şunu iyi bilmemiz gerekiyor; Türkiye devleti halkımızı cezalandırmak istiyor. İşgalci bir devlet ve ordu gibi. Dolayısıyla mücadelemiz ile halkımızın evlerinin yıkılmasına izin vermemeliyiz.

Şırnak ve Nusaybin’de yasak devam ediyor gibi…

Bildiğimiz kadarıyla yasak devam ediyor. YPS 25 Mayıs’ta geri çekildiğini ilan etti, ancak onlar 3 Haziran’da operasyonun bittiğini açıkladılar. Bu sürenin uzaması söz konusu olabilir. 15-20 gün daha da uzatabilirler. Çünkü Gever’de 42 gün sürdü. Buralarda ne kadar süreceği belli değil. Mevcut durumda, devam ediyor. Ancak, eskiden çok sıkı bir kuşatma söz konusuydu, birçok yere tanklar yerleştirilmişti. Tanklar ve askeri güçlerin büyük bölümü şehir merkezlerinden çekilmiş durumdalar. Fakat her köşe başında ‘akrep’ denilen zırhlı araçlarda polisler bulunuyor. Kameralar sayesinde bu zırhlı araçlar hareket eden herkesi tarıyor. Bir kişinin bu zırhlı araçlardan kurutulabilmesi için çok hızlı hareket etmesi gerekiyor. İki kişi yan yana yürüdü mü bir kişinin darbe alması kaçınılmazdır. Buna rağmen birçok insanımız mahallelerine girmeye çalışıyor, ancak izin verilmiyor. Ancak, birisi istedi mi mahalleye girip çıkabilir. Resmi yolların dışında, bu sistemin kaldırılması için farklı yollarla çabalamak gerekiyor. Yani yasak sürüyor, ancak eskisi gibi değil. Önemli olan, evlerin yakılmasını engellemek… Bunun için mücadele etmek gerekiyor. Halkımız Ramazan ayında, oruçludur. Ayrıca yaz sıcağı aylarındayız. Örneğin Şırnak’taki halkımız ağaç gölgesine sığınmış durumda. Nusaybin’in de durumu aynı. Bu durumun göz önünde bulundurarak herkesin dayanışmada bulunması gerekiyor.

KÜRT HALKINA VE DOSTLARINA ÇAĞRI

Bu hassas süreçte, halka çağrınız nedir?

Yaşanan çatışmalarda 8 Kürdistan şehri, birçok mahalle yakıldı, yıkıldı. Yaşanan direniş gerçekten de görkemliydi. YPS güçleri karşısında başarılı olamayan düşman güçleri şehirleri yıktı. Halkımızı cezalandırmak istiyor. Bu yaklaşım ve pratiği ile düşman, işgalci güç olduğunu birkez daha ispatladı. Bu ordu, Kürt halkı düşmanıdır. Şehirlere yaya veya zırhlı araçlarla girme imkanı olmasına rağmen, uzaktan evleri yaktı yıktı. Yani düşman olduğunu gösterdi. Ancak buna karşı destan yazıldı, düşman büyük darbe aldı. Ancak düşman da halkımıza zarar verdi. Bu alanlarda yaşayan halkımız şu an güçlükler, zorluklarla yaşıyor. Tüm Kürt halkı bu süreci Kürt ulusal dayanışma süreci olarak ele almalıdır. Yapılacak güçlü yardımlaşma ile Nusaybin, Şırnak, Gever, Cizre, Sur, Silvan ve Silopi’deki halkımızın zorluk yaşamaması sağlanmalıdır. Dayanışma içinde olmak gerekiyor. Örneğin Kızıltepe, Bismil, Van gibi imkanı olan şehirlerimiz yardımda bulunmalıdır. Maddi imkanı olan Kürt işverenleri yurtseverliğini göstermelidir. Yani yapılacak olan ulusal dayanışma ile, kimseyi Türk devletine muhtaç etmememiz gerekiyor. Kimsenin Türk devletinin kapısına gitmemesi, yardım talebinde bulunmaması gerekiyor. Diğer önemli bir konu ise, örneğin Gever’de AKP’liler halkın içine girebiliyor. Bunlar Gever’de ne arıyor, ne işleri var? Bunlar düşmandır, Gever’i yıkanlardır. Bazı yerlerde halkımız tepki göstererek onları kovdu. Ancak, bunların hiçbir şekilde bu kutsal topraklara ayak basmaması gerekiyor. Bu şehirler, yiğitlerin kanı ile sulandı. Bu şehirler kutsal yerlerdir. Bunlar haindirler, kirli potinleri ile buraları kirletmelerine izin vermemeliyiz. Halkımız, AKP’lilerin buralara gelmesine izin vermemelidir. Karşımızdaki düşmanın vahşi olduğu yine ortaya çıktı. Bu vahşi düşmana karşı da yan yana durarak hareket etmeliyiz. Kimseyi düşmana muhtaç bırakmamalıyız. Süreç dayanışma ve direnişin yükseltilmesi sürecidir. Herkesin fedakarlık yapması gerekiyor. Bu süreçte cesaretli davranıp yaratıcı olmalıyız. Yani kendimizi sadece tek bir şeye mahkum etmemeliyiz. Başarının yol yöntemlerini tespit edip, akıllı ve iradeli bir şekilde hareket etmeliyiz. Bu konuda fedakarlık ve yaratıcılık gerekiyor. Nasıl ki savaşçıları bunu gösteriyor, halkımız da bu sürecin fedakarlık süreci olduğunu bilmelidir. Dayanışma ve olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Kimsenin sürece sıradan yaklaşmaması gerekiyor. Herkesin, özgürlük yürüyüşü döneminde olduğumuzu bilerek, elinden gelen yardımı yapması gerekiyor. Maddi yardım yapabilen maddi yardım, katılım sağlayabilen katılmalıdır. Süreç bunu gerektiriyor.

Kuzey Kürdistan’da özgürlük yürüyüşü devam ediyor. Rojava’da da hamle dönemi yaşanıyor. Minbic Hamlesi tarihidir. Dönem özgür Kürdistan’ı yaratma, Önderliği özgürleştirme dönemidir. Gerilla, yurtsever halkımız ve tüm demokratik güçler bu çerçevede yürüyüşünü güçlendirmelidir. Bu yılın güçlü hamle yılı olacağına inanıyoruz. Çünkü temel atılmıştır. Kış sürecindeki yoğun çatışma döneminden sonra, mücadele hem ovada, hem şehirde, hem e dağda zirveye çıkmış bulunuyor. Süreç devrimin başarı sürecidir.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir