‘Suç makinesi’ korucular korumaya alındı

Askerlerle birlikte Kürdistan’da onlarca suçun altında imzası bulunan koruculara da “dokunulmazlık zırhı” getirildi. İşlediği suçlardan dolayı dönem dönem lağvedilmesi gündeme gelen korucuları korumaya alan AKP’nin savaşta ısrarcı olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getiren İHD Genel Başkanı Öztürk Türdoğan, düzenlemenin Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı olduğunu söyledi.

Askere dokunulmazlık zırhı getiren “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasın Dair Kanun Tasarı” HDP’nin muhalefetine rağmen önceki gün Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Operasyon yetkisinin askere devredildiği, vali ve yargı izninin ortadan kaldırıldığı, operasyonlara katılan askerlerle ilgili soruşturma ve yargılamanın izne bağlandığı tasarıya son anda korucular da eklendi. Tasarıya, AKP’nin önergesiyle son dakikada “Hukuki korumaya ilişkin hükümlerden kamu görevlisi olan geçici köy korucuları ile gönüllü korucuların da yararlanacağının özel olarak vurgulanması ve uygulamada yaşanabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır” ifadeleri eklenerek, korucuların da işledikleri suçlardan dolayı yargılanmaları izne tabi oldu.

Askerden sonra koruculara da yargı zırhı getiriliyor

AKP’nin bu şekilde askerlerin işlediği suçlarla ilgili yargı zırhı getiren uygulamaya geçici köy korucuları ve gönüllü korucuları da dâhil etmesi, bir kez daha gözleri yıllardır Kürdistan kentlerinde onlarca katliamın altında imzası bulunan koruculuk sistemine çevirdi.

Askere katliam ‘zırhı’ getiriliyor  askere zırh tasarısı-2

Korucular da katliama ortak

Böylece AKP hükümeti bu tasarıyla, Kürt kentlerine savaşta kullandığı asker ve korucuları hem ulusal hem de uluslararası alana taşınacak suçlama ve yargılamalara karşı korumaya almış oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla AKP hükümeti tarafından Temmuz 2015’te başlayan savaş kapsamında Diyarbakır, Şırnak, Batman, Hakkari, Mardin, Muş ve Elazığ’ın 22 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 64 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

HDP Genel Merkezi Enformasyon Masası’nın 21 Haziran verilerine göre, ablukaların halen devam ettiği Cizre, Silopi, İdil, Şırnak, Yüksekova, Nusaybin ve Sur’da 825 kişi katledildi. Bu kişilerden 214’ünün kimlik bilgileri henüz tespit edilebilmiş değil. Devletin tanklardan savaş uçaklarına kadar her türlü gücünü yığdığı Kürdistan kentlerindeki bu savaşta, Jandarma Özel Harekat (JÖH) ve Polis Özel Harekat’ın (PÖH) yanı sıra korucular da aktif yer aldı.

Lağvetmediği koruculara sarıldı

AKP’nin bugün “dokunulmazlık zırhı” getirdiği koruculuk sistemi, 1984’te Kürt hareketinin silahlı mücadeleye başlamasının hemen ardından 1985 yılında “terörle mücadele” gerekçesiyle, 22 ilde “geçici köy koruculuğu” adı altında hayata geçirildi. 1993’te 13 ilde “gönüllü köy koruculuğu”nun uygulamaya koyulmasıyla 35 ile yayılan bu sistem, devlet tarafından silahlandırılan 80-85 bin kişilik bir “siviller ordusuna” dönüştü. İşledikleri suçlardan dolayı birçok kez lağvedilmesi gündeme gelen koruculuk sistemine hükümet bugün yeniden sarıldı.

Köy koruculularını şehre indirdi

2014 yılının Şubat ayı rakamlarına göre, Türkiye genelinde 47 bin 800 maaşlı korucu ve 25 bin 000 gönüllü korucu bulunuyordu. Ancak özellikle çözüm sürecinde bir yandan da savaş hazırlığı yapan hükümet korucu alınımı sıklaştırdı ve bu süreçte 10 bine yakın korucu alımı gerçekleştirdi. Yine Kürdistan’daki “özyönetim” alanlarındaki saldırı ve kuşatmalarla birlikte AKP hükümeti de koruculuğu daha da yaygınlaştırıp, “şehir koruculuğu” adı altında şehir merkezlerinde görevlendirilecek olan yeni korucu alımları için harekete geçti.

Suç örgütü olarak koruculuk

AKP’nin daha kapsamlılaştırdığı ve koruculuk kurulduğu günden bu yana işlediği suçlarla adeta “suç makinesine” dönüştü. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, sadece 1985’ten 1997’e toplamda 23 bin 817 geçici köy korucusunun görevine işlediği suçlardan dolayı son verildi. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 1985’ten Mart 2009’a kadar 123 bin 476 kişi “geçici köy korucusu” olarak görev yaptı ve bunlardan 38 bin 945’i hakkında adli veya idari işlem yapıldığı için görevine son verildi.

Yine İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) koruculuk sistemine yönelik raporlarına göre, 1990’dan 2009 yılına kadar 183 kişi köy korucuları tarafından öldürüldü, 259 kişi de yaralandı. 2010’dan 2015’e kadar ki süre içerisinde ise 1’i çocuk 25 kişi korucular tarafından öldürülürken, 149 kişi de devletin verdiği silahları kullanan korucular tarafından yaralandı. Bu süre içerisinde de korucuların karıştığı 114 işkence ve kötü muamele olayı yaşandı.

Katliamların altında da onların imzası var

Koruculuk sisteminin getirilmesinden sonra yaşanan birçok katliamın altında da yine bu “suç makinesinin” imzası var. Devletin silahlandırdığı bu sistemin en kanlı katliamı ise Mayıs 2009’da Mardin’in Mazıdağı ilçesi Bilge köyünde yaşandı. Korucuların silahlarından çıkan kurşunlarla 7’si çocuk 44 kişi yaşamını yitirdi.

Suç makinesine dönüşecek ve yargılanmayacaklar

Sicili kabarık olan ve sık sık kaldırılması tartışılsa da AKP’nin bir kez daha sarıldığı ve “şehir koruculuğu” ile de yeni bir formata kavuşturduğu koruculuk sistemi bu kadar açık bir şekilde “suç örgütü” olmasına rağmen düzenlemenin yasallaşması ile birlikte “dokunulmazlık zırhına” bürünecek.

‘Savaşı sürdürme kararıdır’ ozturk turkdogan-ihd

AKP’nin askerlerle birlikte korucuları da “korumaya almasını” değerlendiren İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, kanun bütünüyle Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı bir kanun olduğunu belirtti.

“Hiç kimse işlediği suçlardan dolayı yargıdan bağışık tutulamaz” diyen Türkdoğan, herkesin işlediği suçlardan dolayı yargı önünde hesap vermesi gerektiğini ancak getirilen bu düzenlemeyle bunun ortadan kaldırıldığını ve bunun hayata geçirilmesiyle de savaşı açık bir şekilde sürdürme kararı alındığına dikkat çekti.

Türkdoğan, “Kendi anayasasına ve taraf olduğunuz sözleşmelere aykırı bir düzenleme getirip elinde silahı olanı dokunulmazlıklar zırhı getirilerek, ‘Ben senin arkadayım. Her türlü suçu işleyebilirsin’ demektir” dedi. “Artık yargının devre dışı kaldığı durumlarda insan kendi haklarını kendi arama yoluna gidebilir” uyarısında bulunan Türkdoğan, bunun da çok farklı bir döneme girileceğinin göstergesi olarak değerlendirdi ve AKP hükümetinin bu şekilde yargıyı tamamen devre dışı bıraktığına vurgu yaptı.

AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Anne babaları öldürülenler, çocukları katledilenler, katliama uğrayanlar adaleti nerede arayacaklar?” diye soran Türkdoğan, bu soruya yanıt verilmesini istedi.

Tasarının çok net bir cezasızlık politikası olduğuna vurgu yapan Türkdoğan, bu düzenleme ile de bu politikanın çok net bir şekilde sürdürülmek istendiğini kaydetti.

‘Erdoğan korumaya aldı’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin programına da giren “işkenceye sıfır tolerans” söylemini hatırlatan Türkdoğan, artık işkencecilerin korunduğu bir döneme girildiğini ifade etti. Bu bağlamda “Yargılanmasını istediği insanları şimdi kendisi koruma durumuna geldi” diyen Türkdoğan, “Korkunç bir yasadır. Anayasa’nın, temel hak ve özgürlüklerin rafa kaldırılmasıdır. Yargıya olan azıcık güvenin de kaldırılmasıdır. Bu kanun vatandaşı suç işlemeye tahrik ediyor” diye konuştu.

Kürdistan’da yakılıp yıkılan kentleri hatırlatan Türkdoğan, “Buradaki insanlar nasıl hak arayacaklar. Nereye gidecek bu insanlar. AKP ve Erdoğan’ın bu sorulara cevap vermesi gerekir. Kanun yaptım demekle devlet yönetilmiyor” dedi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir