Yüksekdağ Atina’da konuştu: Biz Türkiye için bedeli çok ağır bir şey istedik; özgürlük

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, Atina’da Filistinli efsanevi kadın gerilla Leila Khaled ile birlikte Resistance Festivali’nin açılışında konuştu. Türkiye ve Kürdistan halklarının kendi tarihini yazmaya başladığını söyleyen Yüksekdağ, “Reddedilen bütün halklar Türkiye’yi yönetmeye aday bir güç açığa çıkardı. Türkiye’de özgürlük mücadelesi vermek çok ağır kayıpları göze almak anlamına geliyor. Ama ok yaydan çıktı, bizler büyük başarılar elde edebileceğimizi gördük” dedi.

Atina Tarım Üniversitesi’nde düzenlenen Resistance (Direniş) Festivali’nin açılış konuşmasını, HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ ile Filistinli efsanevi kadın gerilla ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin önde gelen isimlerinden Leila Khaled yaptı.

Festivalin özel davetlileri olan Yüksekdağ ve Khaled ile Porto Rico’dan Deborah B. Santana kürsüden, zafer işaretleri ve yumrukları havaya kaldırarak festival katılımcılarını selamladı.

‘FİLİSTİN, TÜRKİYE, PORTO RİKO ÖZGÜR OLMADAN DÜNYA ÖZGÜR OLAMAZ’

Dünyaya Filistin direnişini duyurmak için uçak kaçırarak tarihe geçen FHKC yöneticilerinden Leila Khaled, Porto Riko, Filistin ve Türkiye’den gelen seslerin dünyayı özgürleştireceğini söyledi. Khaled, “Filistin özgür olmadan, Türkiye özgür olmadan, Porto Riko özgür olmadan dünya özgür olamaz” dedi. Syriza’nın seçim zaferiyle dünyaya bir umut oluştuğunu, kendilerinin de büyük bir heyecan duyduklarını belirten Khaled, ancak hükümetin şu an yaptığı kimi faaliyetleri eleştirdi. Khaled, Syriza hükümetinin İsrail ile gaz çıkarma anlaşması yapmasınını “Filistin halkının gazını çalmak” anlamına geldiğini söyledi. ABD, İsrail ve Yunanistan’ın ortak askeri tatbikat yapmasını da eleştiren Halid, “Bu çok büyük bir hata. İsrail’de siyonist bir ırkçı rejim hüküm sürüyor. Asla bu rejim tanımayacağız. Bu rejim tüm dünyada özgürlük sever tüm halkların düşmanıdır” dedi.

Filistin halkıyla dayanışma gösteren Khaled, “Yunan halkının dayanışma tutumu Filistin direnişine büyük bir güç veriyor” dedi. Syriza hükümetini Yunan halkının tutumuna uygun davranması gerektiğini söyleyen Khaled, “Syriza hükümetini siyonist İsrail ile yaptığı anlaşmaları gözden geçirmeye, vazgeçmeye davet ediyoruz” dedi.

‘SINIRLARI AŞIYORUZ, KENDİ TARİHİMİZİ YAZIYORUZ’

Etkinlikte konuşan HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, dünya ezilenlerin mücadelesinin hiçbir sınır tanımadığını söyledi, “Egemenler uzun yıllar boyunca, ezilen halkların ulusların, ezilen sınıfların mücadelesi, kendi çizdikleri sınırların içine hapsetmeye çalıştı. Ama en görkemli halk mücadeleleri de işte bu sınırları geçerken yaşandı. Sınırları aşmaya devam edeceğiz ve kendi sınırsız tarihimizi yazacağız” diye konuştu.

Türkiye ve Kürdistan halklarının kendi tarihlerini yazdıkları bir dönemden geçildiğini kaydeden Yüksekdağ, “Türkiye ve Kürdistan halkları kendi kaderini tayin etmeye çalışıyor. Tıpkı Filistin’deki olduğu gibi, tıpkı Porto Riko’da olduğu gibi” dedi.

‘EZİLENLER TÜRKİYE’Yİ YÖNETMEYE ADAY BİR GÜÇ AÇIĞA ÇIKARDI’

Türkiye’de halkların yıllar boyunca hakim egemen anlayış dışında bir seçenek bulamadığını vurgulayan Yüksekdağ şunları söyledi: “Kuşaklar boyunca insanlar siyasi seçeneksizlikle yaşadı. Ama bizler Halkların Demokratik Partisi olarak bütün Türkiye toplumuna başka bir şansı başka bir seçeneği göstermiş olduk. AKP ve Erdoğan diktatörlüğü karşısında, bize dayatılan sınırları ihlal ederek, halkların birleşik mücadele çatısını oluşturduk. Türkiye’de yaşayan çok fazla sayıdaki farklılık HDP çatısı altında yerini aldı. İşçiler, kadınlar, Kürtler, Aleviler ve ezilen inançlar, reddedilen bütün halklar HDP içinde Türkiye’yi yönetmeye aday bir güç açığa çıkardılar.”

AKP-Saray cuntasının HDP’nin gösterdiği gelişim karşısında savaş ve saldırı konseptini başlattığına işaret eden Yüksekdağ, “Ve son bir yıldır bu büyük suçu işlediğimiz için büyük bir savaşla cezalandırılmaya çalışılıyoruz. Türkiye’deki egemen anlayış, ülkeyi yönetecek yeni bir güç olmasını hazmedemedi. Türkiye toplumunun değişim isteğini hazmedemedi. Ve 7 Haziran’da kazandığımız büyük seçim zaferinin ardından bir savaşın düğmesine basıldı. O günden bu yana ölümün olmadığı bir gün yaşanmıyor. Kentlerimiz yakılıp yıkıldı. 2 yaşındaki çocuklardan 80 yaşındaki ihtiyarlara kadar insanlar katledildi. İnsanlar sadece Kürt olduğu için vahşet bodrumlarında yakıldı” şeklinde konuştu.

‘ÖZGÜRLÜK ÇOK AĞIR KAYIPLARI GÖZE ALMAK ANLAMINA GELİYOR’

Türkiye’de akademisyenlerin, yazarların, sanatçıların, gazetecilerin söz söyleme özgürlüğünün kısıtlanmaya çalışıldığını belirten HDP Eş Genel Başkanı, şöyle devam etti: “Bir yıl önce birlikte zafer kazandığımız arkadaşlarımızın bir çoğu ya hapishanede yada mezarda. Biz Türkiye için bedeli çok ağır bir şey istedik çünkü, özgürlük istedik. Türkiye’de özgürlük mücadelesi vermek çok ağır kayıpları göze almak anlamına geliyor. Çünkü demokratik ve insani değişime kapalı otoriter ve faşizan bir rejim var Türkiye’de. Ama ok yaydan çıktı, bizler bir kez özgür bir Türkiye ve Kürdistan için büyük bir direnişe giriştik ve büyük başarılar elde edebileceğimizi gördük.”

Türkiye gibi tarihi darbelerle dolu bir ülkede zor koşullarda kazanmayı başarabildiklerini vurgulayan Yüksekdağ, “Çok zor koşullarda başarmışsak, daha da büyük kazanabiliriz diye düşünüyoruz” diye kaydetti. Yüksekdağ, Kazanma inancını Ortadoğu’daki devrimci değişim enerjisine borçlu olduklarını vurguladı ve şunları ekledi: “Çünkü son yıllarda Mezopotamya ve Ortadoğu coğrafyasında egemenlerin hapsettiği halklar çok büyük bir direnişe imza atıyor. Filistin halkının egemen statükoya karşı direnişini kırmayı başaramadılar. Kürt halkı Rojava topraklarında özgür bağımsız bir güç olarak her gün yeni mevziler kazanıyor.”

‘EZİLEN HALKLARLA KUCAKLAŞMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Rojava’da DAİŞ çetesine karşı verilen direnişin tüm bölge halkları için verildiğini ifade eden Yüksekdağ, “Emperyal güçlerin ve devletlerin, üzerimize saldığı karanlık güçlerden biriydi IŞİD. Ama Rojava yani Suriye’de Kürt güçlerin, PYD’ye bağlı güçlerin özellikle kadın savunma güçlerinin verdiği direnişle bu karanlık ordu artık orada bir işgal gücü olmaktan çıkarılıyor” diye vurguladı.

Yüksekdağ, Suriye’de Kürt, Arap, Türkmen ve diğer halkların ortak bir siyasi çatı altında bir araya gelmeyi başardığını, ortak bir savunma gücü oluşturduklarını dile getirdi. Yüksekdağ konuşmasının devamında şunları söyledi: “Halkların ve ulusların hapsedildiği bir coğrafyayı halkların ve ulusların birbirlerini tanıdığı ve birleştiği bir coğrafyaya dönüştürmeyi başardılar. İşte özgürlüğün sınırlarını genişletmek bu demektir. Sınırsız anlamda birbirleri için özgürlük istemek bu demektir. Ve özgür halkların kucaklaşması demek bu demektir. Dünyanın egemen güçleri özgür halkların birleşmesinden ve kucaklaşmasından korkuyorlar. Ama korktukları başlarına gelecek. Çünkü bizler bu özgürlük mücadelesinde bütün direnen ve ezilen halklarla kucaklaşmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Egemen güçlerin mücadele eden halkların elde ettiği mevzileri geri almaya çalıştıklarını kaydeden HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, “Bundan 1,5 yıl önce ‘Kobane düştü düşecek’ diyordu Erdoğan, ama şimdi Kobane’de yeni bir yaşam inşa ediliyor, yeni yaşamın ağacı daha da büyüyor” dedi. HDP’nin bu yeni yaşam programının Türkiye’deki temsilcisi olduğunu belirten Yüksekdağ, “İşçi, emekçi, kadın, genç, Türk, Kürt hiçbir ayrım gözetmeden, halkçı bir seçeneği inşa etmek için mücadele ettik” diye ekledi.

‘BAŞARABİLECEĞİMİZE İNANIYORUZ’

Zorlu bir süreçten geçtiklerini belirten Yüksekdağ, “Çok zorlu, çok karanlık bir süreçten geçiyoruz, enerjimizi hapsetmeye çalışıyorlar. Ama bu karanlığın içinde yanan ateş de çok güçlü, çok parlak. Çünkü bu özgürlüğün ışığıdır” ifadelerini kullandı. Özgürlüğün, inatçı ve direnç üreten bir duygu olduğunu söyleyen Yüksekdağ şunları kaydetti: “Bir halk özgürlüğe aşık olduysa onu unutması mümkün değildir. İşte Türkiye ve Kürdistan’da bu duyguyu yaşıyoruz. Kazanmayı gördük. Bu yaşadığımız günler güneşin önünden geçen bir bulut gibi. Bu bulut geçip gidecek, güneş bütün güzelliği ile parlayacak. Vazgeçmek gibi bir şansımız yok. Zulüm, zorbalık ne kadar ağır olursa olsun, bütün coğrafyayı özgürleştirecek bir köprüdeyiz. Türkiye ve Kürdistan güneşin doğduğu yerden güneşin battığı yere kurulmuş bir köprüdedir. Bu köprüde nöbet tutmak, bu köprüyü savunmak bizim görevimizdir. Bu görevi başarabileceğimize inanmanızı istiyoruz. Başardığımızda ve daha büyük bir zafer kazandığımızda Yunanistan halkıyla sadece komşu olmayacağız. Aramızda yapay sınırlar olmayacak. Korku, tedirginlik bunların hiçbiri olmayacak. Türkiye, Yunanistan ve dünyanın bütün halkları bunu hak ediyoruz.”

ATİNA’DAN ABLUKA ALTINDAKİ KENTLERE SELAM

Atina’da bir araya gelen direnişçilerle birlikte abluka altında direnen halklara selam göndermek istediğini söyleyen Yüksekdağ’ın sözleri büyük bir alkış aldı. Yüksekdağ, “Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Yüksekova’da, Silvan’da tarihte eşi benzeri az görülen bir savaş suçu işlendi. Ve bu akıl almaz vahşetle bir halkın özgürlük duygusun teslim almaya çalıştılar. Ama başaramadılar, çünkü özgürlük Kürt halkının diğer adıdır” dedi.

Direnen ve halklarını isteyen bütün ulusların özgürlüğünün 21. yüzyılın devrimci dinamiği olduğunu ifade eden Yüksekdağ, konuşmasını şu sözlerle bitirdi: “Vahşi kapitalizme ve devletlere karşı özgürlük peşinde koşan dinamiğiyle yürüyeceğiz. Emin olun egemenlerin işi hiç kolay değil. Çünkü bizler her yerdeyiz ve direniyoruz. Mecliste, yerel yönetimlerde, kentlerin her sokağında, bizler yaşamız ve yaşamın direniş gücüyüz. Ve bu yaşam ağacı bütün dünyadaki özgür ulusların, halkların direnişinden besleniyor. Bizler sizinle de bir ağacın dallarıyız, ama köklerimiz aynı. İşte dört bir yanda bu yaşam ağacının enerjisi ve gücüyle buluşan haklarımız kazanacak, buna inanıyoruz. Nerede olursak olalım, el ele vermeye, aynı özde buluşmaya devam edeceğiz. 21 yüzyılda Ortadoğu’dan Balkanlara uzanmış bir özgürleşme kuşağı oluşmuştur artık. Ve bu dünyada yükselen, yani ezilenlerin gücünün habercisidir. Bu gücü oluşturanlara ve zaferine inananlara selam olsun.” (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir