DBP: Halkımızın iradesini korumak için mücadele edeceğiz

DBP’li belediyelere dönük saldırı ve kayyum tartışmalarının dün değerlendirildiği toplantının sonuç bildirgesi açıklandı. Belediye eşbaşkanlarının tutuklanması ve kayyum atama tartışmalarının AKP’nin savaş politikasının bir parçası olduğu belirtilen bildirgede, “AKP’nin topyekûn savaş politikasına karşı topyekûn bir duruş sergileyerek halkımızın kazanımlarını ve iradesini korumak için mücadele edeceğiz” dedi.

Kayyum iddialarının hedefindeki Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), belediye eşbaşkanları ile dün yaptığı toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Son siyasal gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunulan toplantıda, yerel demokrasi ve demokrasinin önündeki engellerin aşılmasına dönük tartışmalar yürütülerek, planlamalar yapıldı. Özyönetim alanlarında yaşamını yitirenlerin anıldığı sonuç bildirgesinde, Amed’in Licê ilçesinde devam eden saldırılar ve bölgeyi insansızlaştırma politikaları da kınandı. Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engelin AKP’nin savaş politikaları olduğuna vurgu yapılan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da sınırları gizli anlaşmalarla yapay olarak çizilen ulus-devletlerin yaşadığı krizin de derinleşerek devam ettiği tespitlerine yer verildi. Bölgede yaşanan kriz ve kaosun halklar açısından yeni olanaklar açığa çıkardığına dikkat çekilen bildirgede, 2012’de kadın öncülüğünde gelişen Rojava devriminin başta 4 parça Kürdistan olmak üzere tüm dünya halkları açısından özgürlüğün umudu ve cesareti olduğu ifade edildi. Bildirgede, Ortadoğu’da demokratik özerk yönetimlerin demokratik cumhuriyet perspektifiyle Suriye’de sorunların çözümüne katkı sunacağı da vurgulandı.

‘Türkiye’nin yapısal değişikliğe ihtiyacı var’

Ortadoğu’da yaşanan krizden etkilenen Türkiye’de yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğuna vurgu yapılan bildirgede, “Tekçi otoriter ulus devlet Türkiye’de de yaşanan savaşın sorunların temel kaynağını oluşturmaktadır. Türkiye’nin bu süreçten çıkışı kapsamlı bir demokrasi hamlesi ile mümkün olacaktır” denildi. Bildirgede, AKP’nin iktidarını sürdürebilmek için demokratik özyönetim direnişi sergileyen Kürt halkına karşı topyekun bir savaş konseptini devreye koyduğu belirtilerek, son bir yılda yaşanan sürecin AKP’nin savaş politikalarının bir sonucu olduğu ifade edildi.

‘AKP çözüm olanaklarını heba etti’

Geleneksel “güvenlikçi” politikaları güncelleyen AKP’nin askeri ve polis gücünü devreye koyarak Kürt sorunun müzakereyle çözüm olanaklarını heba ettiğine vurgu yapılan bildirgede, şöyle devam edildi: “AKP yıllardır çözümsüz bırakılan Kürt sorununun çözümü noktasında adım atmak yerine Kürt halkının kazanımlarını kendine tehdit olarak görmüş ve buna dönük 2014’te hazırladığı çöktürme planını devreye sokmuştur. Elindeki bütün savaş araçlarıyla saldırıya geçmekle yetinmemiş, Kürt karşıtı gruplarla kirli ittifaklar geliştirerek halkın açığa çıkardığı irade ve direnişi boğmak istemiştir.”

Bin 425 kişi katledildi

Başta Sûr, Gever, Cizîr, Nisêbîn, Şirnex, Silopiya olmak üzere Kürt halkının AKP’nin kırsal alandan kentlere taşıdığı savaş ve yıkımı boşa çıkardığının altı çizilen bildirgede, “Bu süreçte, içerisinde PM üyelerimizin de olduğu bin 425 insan katledilmiş, 2 bin 583 kişi yaralanmıştır. Yine bu süreçte başta Eş Genel Başkanımız Kamuran Yüksek olmak üzere onlarca parti meclis üyemiz, MYK üyelerimiz ve yerel yönetimlerde görev alan halkın iradesiyle seçilmiş 21 belediye eşbaşkanlarımız, 92 belediye ve il genel meclis üyelerimiz tutuklanmış, görevden alınarak uzaklaştırılmıştır” ifadelerine yer verildi.

HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve DBP’li belediyelere yönelik kayyum tehdidine de geniş olarak yer verilen bildirgede, şöyle devam edildi:

Kayyum AKP’nin savaş politikasının parçası

“Bu kapsamda gelişen saldırıların parlamento, yerel yönetim alanlarında Kürtlerin demokratik mücadelelerinin kazanımları yok etmek istenmektedir. Demokratik siyaset, milletvekillerine dönük dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklama tehdidi, demokratik yerel yönetimlerde belediye eşbaşkanlarımızın tutuklanması, görevden alınması, uzaklaştırması ve kayyum atama tartışmaları AKP’nin savaş politikasının bir parçasıdır.

Topyekûn savaş politikasına karşı topyekun duruş

AKP halkımızın tüm kazanımlarına göz dikmiştir. Öz güce dayalı, yerel yönetimlere alternatif bir model olan demokratik özerk yönetim anlayışımız ve demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü politikamıza yönelik bir saldırı vardır. Yerel demokrasinin gelişmesi, çoğulculuğu esas alan kadın özgürlükçü politikamız AKP’nin tekçi hiyerarşik erkek egemen politikalarına alternatiftir ve AKP bunu kendisi için tehdit olarak görmektedir. Sonuç olarak toplantımız AKP’nin topyekûn savaş politikasına karşı topyekûn bir duruş sergileyerek halkımızın kazanımlarını ve iradesini korumak için mücadele kararlığını vurgulamıştır.

Öz örgütlülük geliştirilecek

Yerel demokrasinin gelişmesi konusunda belediye eşbaşkanlarımıza büyük görev ve sorumluluk düştüğü tespiti yapılarak demokratik özerk yönetim anlayışı ile halkın öz örgütlülüğünü geliştirmek için azami çaba içerisinde olunacağı, eşbaşkanlık sistemimize yönelik geliştirilen saldırılara karşı eş başkanlık sistemini kurumsallaştırılması için mücadelenin sürdürüleceği vurgulanmıştır.

Yıkıma uğrayan kentlerle dayanışma büyütülecek

AKP’nin bu savaş politikalarını teşhir etmek belediyelerimize yönelik baskı politikalarına karşı uluslararası kurum ve kuruluşlarla temasa geçmek, Kürdistan ve Türkiye’de demokrasi güçleri, STK’lar ile bir araya gelme ve süreci birlikte değerlendirme kararı alınmıştır. AKP’nin yıkım politikası sonucu yıkıma uğrayan kentlerle dayanışma büyütülecek ‘Kardeş Aile’ kampanyasına katılımı kararlaştırılmıştır.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir