Faşizme karşı Demokrasi Bloku – Ufuk GÖLLÜ

UFUK GÖLLÜ-E

 

 

 

 

AKP iktidarı kapsamlı bir savaş konseptini hayata geçiriyor. Bölge’de özyönetim direnişleri ve sonrasında gerçekleşen yıkımlar direnişle birlikte faşist saldırıların geldiği boyutun ifadesidir. AKP, iktidara geldiği günden bu güne kadar geçen 14 yılda en saldırgan olduğu dönemin içerisindedir.

İşçi sınıfına dönük saldırılar en yoğunlaştığı dönemi yaşıyor. İşçi sınıfının tarihsel kazanımları yağmalanırken kölece çalışma ilişkileri AKP iktidarının bu döneminde genel çalışma ilişkisi haline geliyor. Özel istihdam büroları ve kiralık işçilik meselesiyle birlikte neo-liberal politikaların en acımasız pratiği yaşama geçiyor.

Kadın cinayetleri artarak devam ederken bütün toplum yaşamına hakim olan genel eğilim muhafazakarlaşma olarak görünüyor. Erkek egemen yargı ve sistem kadınların katliamlara karşı gösterdiği özsavunma eylemlerini mahkum etmektedir.

Kürt halkının özyönetim direnişleri ve sonrasında yaşanan gelişmeler karşısında AKP faşizmi kurumsallaştırarak cevap veriyor. HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması yasalaştıktan sonra savcılar teker teker HDP’li vekilleri ifadeye çağırıyor. Bu koşullar altında HDP’nin savcılığa kendi ayağı ile gitmeme kararı beraberinde siyasi iktidarın 1990’lı yıllarda DEP’li vekillere yaptığı gibi pratiklere adım atma ihtimalini güçlendiriyor. Terörle mücadele propaganda içerisinde olan AKP iktidarı Başkanlık sistemine giden yolda yol temizliği eylemliliği içerisine giriyor. HDP’li vekillerin tutuklanması beraberinde toplumsal muhalefetin teslim alınması anlamına geliyor.

Sur, Cizre, Silvan, Nusaybin ve Yüksekova gibi pratiklerle birlikte faşizmin katliamcı yönü daha ön plana çıkıyor. Yüzbinlerce insan özyönetim direnişi alanlarını terk etmek zorunda kalmış bulunuyor. Halkın daha fazla mağdur olmaması için yapılan yardımlarda devletin çeşitli engellemeleriyle karşılaşmaktadır.

Erdoğan, Gezi direnişinin yarattığı devrimci enerjisi kendi yönetim kademelerinde bütün şiddetiyle hissetmiş durumdadır. Son olarak Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapma kararı böylesi bir konseptin ürünüdür. AKP kaybettiği prestiji Gezi direnişinin en önemli taleplerinden biri olan parkın korunması  talebini yok sayarak faşizmin kurumsallaşma sürecinin tarihsel bağını kurmaktadır. Gezi direnişi AKP iktidarını bütün hücrelerine kadar sarsarken Erdoğan içine bir takıntı haline gelmiş görünüyor. Gezi direnişinin yaşandığı mekanlar AKP iktidarının sistematik saldırılarının hedefi haline geliyor. Sokakta içki içtiği için insanlar iktidarın paramiliter güçlerinin saldırılarına maruz kalmaktadır. Bu koşullar  toplumsal muhalefete topyekûn direniş imkanları sağlamaktadır.

Faşizm sadece Kürt illerinden başlayarak ülke çapına yayılan bir baskı rejiminin uygulayıcı olmuştur. Yaşanan gelişmeler gösteriyor ki ülke adı koyulmamış bir iç savaş sürecini yaşamaktadır. Bölgede özyönetim direnişleriyle anılan şehirler adeta birerer hayalet şehre dönmüş durumdadır.

Suriye’de yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde AKP iktidarının içerisinde bulunduğu ittifak zemini kaybetmektedir. IŞİD ve El Nusra gibi selefi cinayet şebekeleri Demokratik Suriye Güçleri karşısında adım adım gerilemektedir. AKP iktidarı her geçen gün Suriye siyasetinin daha da dışına düşmektedir.

Dış politika da kaybeden siyasi iktidar iç politika da alabildiğince saldırganlaşmaktadır. Devrimci siyasete dönük baskılar ve tutuklamalar artmaktadır. Ülke hiçbir dönemde olmadığı kadar devrim ve karşı devrim güçlerinin çatıştığı bir pratiği yaşamaktadır. Şimdi gerçeklik mücadelenin yükselmesiyle birlikte baskıyı artıran faşizm karşısında en geniş anti faşist demokrasi blokunu inşa etme pratiğidir.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir