Mavi Marmara katliam olmaktan çıktı mı? – Alp ALTINÖRS

ALP ALTINÖRS

 

 

 

 

Atina’da Resistance (Direniş) Festivali’nde Filistinli kadın önder Leyla Halid’le birlikteyiz. Leyla Halid Filistin halkının sesini dünyaya ilk duyuranlardan. Uçak kaçırma eylemleriyle halkının yaşadığı zulmü dünyaya anlattı. O günden bu yana hiç yılmadan Filistin halkının kurtuluş mücadelesinde yerini alıyor. Filistin Halkının Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) Politbürosunda yer alıyor.

Kendisiyle tam da Türkiye-İsrail anlaşmasının açıklandığı günün sabahında birlikteydik. Anlaşmayı birlikte değerlendirdik. Çok önemli saptamaları ve soruları var. Değerlendirmeleri şöyle:

-Anlaşma İsrail’in çıkarınadır. Türkiye halkına hiçbir yararı yoktur.

-Bu anlaşma ile Türkiye hükümeti daha önceki sözlerini çiğnedi. Kendi halkına verdiği sözleri çiğnedi. İsrail zulmü sürdükce normalleşme olmaz diyorlardı.

-Bu anlaşma ABD’nin basıncı ile yapıldı. ABD daha çok da İsrail’e basınç yaptı. Siyonistler böyle anları yakalamayı ve fırsata çevirmeyi iyi bilirler. Onlar da Türkiye ile bu anlaşmayı yaparak ellerini güçlendirdiler.

-İsrail bu anlaşmayı Filistinlilere yönelik yeni bir saldırı dalgası için kullanacaktır.

-Anlaşma, Boykot (BDS) hareketleri yüzünden İsrail’in zorluklar yaşadığı bir dönemde geldi. Keza Erdoğan rejimi de insan hakları ihlallerinden dolayı eleştiriler almakta. Böyle bir dönemde ellerini birleştirdiler.

-Türk hükümeti ilişkilerdeki sınırlamayı Gazze’deki ablukanın kaldırılması şartına bağlıyordu. Böylece bu şarttan vazgeçmiş oldular. Bu anlaşmayla Türkiye de ablukayı kabul etmiş oldu. Sadece Türkiye’nin kimi insani yardımları ulaştırabileceği üzerine anlaşmışlar. Biz ablukanın kalkmasını ve dünyaya özgürce doğrudan erişim hakkı istiyoruz. Bu olursa insani yardıma gerek kalmaz. Biz işgalin sona erdirilmesini istiyoruz. Bu olursa hiçbir insani yardım almamayı da kabul ederiz. Hapishaneye tıkılmışız. Demir kapılardan bize iaşe veriyorlar. Hayır, biz hapishaneyi kırmak istiyoruz.

-Anlaşma kapsamında Türk hükümetinin Gazze açıklarına bir suni ada inşa edeceği ve buraya bir liman yapacağı söyleniyor. Oysa Gazze zaten deniz kıyısındadır. Zaten kendi limanı var. Ama İsrail bombardımanında yıkıldı.

-Mavi Marmara Katliamı’nda şehit düşenler için kan parası ödenmesi anlaşmanın en onursuz maddesi. İşte Siyonistler böyledir. Savaş suçları işlerler ama cezalandırılmazlar. Özür dileyip para ödeyince Mavi Marmara katliam olmaktan çıktı mi? Şehit aileleri adaletin yerini bulduğunu hissediyorlar mı? Orada şehit düşen insanlar Gazze’deki ablukanın kırılması için canlarını verdiler. Onların anısına bağlı kalınacaksa para talep etmek yerine ablukanın kaldırılmasında ısrarcı olunmalıydı.

-Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında “İsrail zulmü bitmedikce ilişkilerde normalleşme olmaz” demişti. Seçmenlerinden bu vaatle oy istemişti. Şimdi Liberman gibi en aşırı güçlerin temsilcisinin ‘Savunma’ Bakanı olduğu bir dönemdeyiz. Netanyahu bütün eleştirel sesleri dışlayıp, Liberman gibi aşırı uçları hükümetinde topluyor. İsrail zulmü bırakın ortadan kalkmayı, tırmandırılacak. Liberman açıkça katliamları savunuyor. Böyle bir dönemde ilişkilerin normalleştirilmesi, Erdoğan’ın kendi halkina verdigi sözlerin de çiğnenmesi anlamına geliyor.

-FHKC olarak bu anlaşmayı reddediyoruz. İsrail bir ırkçı apartheid devletidir. Onunla hiçbir anlaşma yapılmamalıdır. Her anlaşma İsrail’e destektir. İsrail boykot yoluyla tecrit edilmelidir. Tıpkı Güney Afrika’daki Beyaz Irkçısı Apartheid rejimi gibi. İnanıyoruz ki Türkiye halkları da bu anlaşmayı reddedecektir.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir