Eş Başkanlar: Saray’ın kuşatmasını demokrasi ittifakı dağıtabilir

HDP, DBP, DTK ve HDK eşbaşkan ve sözcüleri Saray’ın katliam ve yıkım politikalarına karşı ortak açıklama yaptı. Erdoğan’ın ülkeyi hızla yıkıma sürüklediğini kaydeden DBP Eş Genel Başkanı Tuncel, “Savaşın her gün ekmeğini küçülttüğünün farkında olan emekçilerin, AKP’nin mezhepçi ve cinsiyetçi kuşatması altında hayat alanları durmadan daralan kadınların, Alevilerin, gençlerin İzmir’den Gever’e kadar uzanan geniş bir demokrasi ittifakında bir araya gelmeleri bu kıskacı dağıtabilir” dedi.

HDP, DBP, DTK ve HDK eşbaşkan ve sözcüleri, AKP/Saray cuntasının DBP’li belediyelere kayyum atama planları, özyönetim alanlarına yönelik kamulaştırma kararları ve Lice’de devam eden operasyona ilişkin basın toplantısı düzenledi.

esbaskanlar-basın toplantisi-30-06-1

Sur Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısına, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, DTK Eş Başkanları Leyla Güven ve Hatip Dicle, HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü ve DBP Demokratik Yerel Yönetimler Birliği Eş Başkanı Tuncer Bakırhan katıldı.

‘LİCE YANIYOR VE YIKILIYOR’

Eş başkan ve sözcüler adına ortak açıklamayı DBP Eş Genel Başkanı Tuncel yaptı. Sıkıyönetim ilan edilen Lice’de yaşananlara tepki gösteren Tuncel, “Lice yanıyor ve yıkılıyor. Hukuksuz sokağa çıkma yasaklarını izleyen yıkımlar ve katliam, Silopi, Silvan, Sur, Cizre, İdil, Yüksekova, Nusaybin ve Şırnak’tan sonra şimdi Lice’nin kapısına dayanıyor. Askerin gözleri önünde ve denetiminde ekilip biçilen kenevir tarlalarını ‘imha’ örtüsü altında Lice kırları, ekinler, ağaçlıklar ateşe veriliyor” dedi.

DBP’li belediyelerin büyük bir halk desteğiyle kazandığı belediyelere kayyum atanarak gasp edilmek istendiği Tuncel şunları ifade etti: “Belediye başkanları hapsediliyor, görevden alınıyor. Dün görevden alınan Eruh ve Gercüş belediye başkanlarıyla birlikte 33’ü seçildikleri görevden uzaklaştırıldı, 21’i hapiste. AKP iktidarı, bütün dünyadan yükselen ‘suç işliyorsunuz’ uyarılarına kulakları tıkalı Kürdistan’ı bir kez daha fetih hevesiyle giriştiği ‘Çöktürme Harekatı’nı ilçe ilçe sürdürüyor.”

‘HEDEF TÜRKİYE TARAFINDA FİİLİ TAMPON BÖLGE’

Tuncel, Saray iktidarının yurtsever kimliğiyle tanınan il ve ilçelerin idari, askeri ve güvenlik yapılarıyla tahkim edilmesini hedeflediğini kaydetti ve şunları söyledi: “Erciş’in Van’dan, Midyat’ın da Mardin’den ayrılarak il yapılması, Mardin ve Van’ın nüfuslarının 750 binin altına düşürülerek büyükşehir statüsünden çıkarılmasına yönelik. Nusaybin, Cizre, İdil, Kızıltepe ve Silopi’nin başka mevkilere nakledilmesi sınır boylarının meskun alan olmaktan çıkarılmasını hedefliyor. Böylece, Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında gerçekleştirilmesine uluslararası destek sağlanamayan ‘tampon bölge’nin Türkiye tarafında fiilen gerçekleştirilmesi hedefleniyor. AKP, özellikle olası ‘tampon bölge’de yer alan, hepsi DBP yönetimindeki belediyeleri kendi vesayetine sokmak için kayyumluk gibi akla hayale gelmez icatlar peşinde. Bütün bu girişimler, Kürt halkına yönelik, imha, inkar ve soykırımı destekleyen ‘düşük yoğunluklu savaş’ anlayışına ve bu anlayışın yol açtığı büyük insani felaketler çığrına bütün sonuçlarıyla birlikte geri dönülmekte olduğuna kuşku bırakmıyor.”

‘TÜRKİYE’Yİ HIZLA YIKIMA SÜRÜKLÜYOR’

Tuncel, AKP/Saray iktidarının Suriye ve Irak’taki çatışmalı durumu Türkiye ve Kürdistan’a taşıdığını ifade etti. Tuncel, “Son bir yılda, intihar saldırılarında 269 sivil ölüm, kuşatılan kentlerde en az 500 sivil ölüm, binlerce güvenlik görevlisi ve gerilla, sayısız savaş suçu ve katliam. AKP-Genelkurmay ittifakının Kürt halkına yönelik insanlık suçları Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler gibi Türkiye’nin üyesi olduğu veya olmayı amaçladığı bütün uluslararası kurumlar tarafından kınanmasına ve çözüm sürecine dönülmesi uyarıları sıkça tekrarlanmasına rağmen Erdoğan’ın faşist bir rejim kurma ısrarı kendisiyle birlikte Türkiye’yi de hızla bir yıkıma doğru sürüklüyor” şeklinde konuştu.

Tuncel açıklamada İsrail ile yapılan anlaşma ve Rusya’dan özür dilenmesine de dikkat çekti, “Erdoğan’ın her türlü aşağılanmayı göze alarak Rusya ve İsrail’e yönelik bütün sözlerini geri almaya, tükürdüğünü yalamaya razı olması aslında görünüşteki ‘barışçı’ sonuçlarına karşın içeride Kürt halkına yönelik harekâtı sürdürürken bazı dış basınçlardan kurtulma arayışıyla ilgilidir. Erdoğan bu manevralarla bağnaz dış politikasının içerideki ekonomik yansımalarını hafifletmeyi, Rojava’nın çözüm önerilerinin önünü dolaylı bir biçimde kapatmayı, birkaç cephede birden çatışmaktan kurtularak Türkiye’de Kürt halkına karşı savaşı yoğunlaştırmayı amaçlıyor” dedi.

‘SARAY’DAN RIZA BEKLENEMEZ’

Bir an önce çatışmasızlığa geri dönülmesini istediklerini belirten Tuncel, taleplerini şu şekilde ifade etti: “Yıkım operasyonlarına son verilmesini, halklarımızın iradesini hiçe sayan nüfus mühendisliğine son verilerek Kürt halkının tarihsel yerleşim merkezlerinin askeri gerekçelerle boşaltılmasından vazgeçilmesini; halka verilen bütün zararların tazmin edilerek, sorumluların adalet önüne çıkarılmasını; Sayın Öcalan’ın bir an önce dâhil olacağı şekilde müzakerelere yeniden başlanmasını istiyoruz.”

Saray’ın boğazına kadar suça battığını belirten Tuncel, “kendisini sağlama almak için faşizmden başka bir yolu kalmayan Sarayın bu taleplere kendiliğinden rıza göstermesi beklenemez” dedi.

‘BU KISKACI DEMOKRASİ İTTİFAKI DAĞITABİLİR’

Tuncel konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Ancak, Erdoğan’ın kaderini paylaşması için hiçbir nedeni olmayan halklarımızın, demokrasi ve özgürlük umuduyla bugünlere göğüs geren aydınların, savaşın her gün ekmeğini küçülttüğünün ve saflarını böldüğünün farkında olan emekçilerin, AKP’nin mezhepçi ve cinsiyetçi kuşatması altında hayat alanları durmadan daralan kadınların, Alevilerin, gençlerin İzmir’den Gever’e kadar uzanan geniş bir demokrasi ittifakında bir araya gelmeleri bu kıskacı dağıtabilir.”

Erdoğan’ın hiçbir yasa tanımayan, zalim, ırkçı, cinsiyetçi ve sömürücü şiddetine karşı halkları ortak mücadeleye çağıran Tuncel, “Kürt halkının, özgürlüğü uğruna hiç dinmeyen, baş eğmeyen, her dönemde yeni ve yaratıcı yollar bularak bölge ve Türkiye halklarına yol gösteren mücadelesi bu ortak yürüyüşün en büyük güvencesidir. Türkiye halkları, özgürlüğün dünyasına bu yürüyüşe eşlik ederek ulaşacaktır” dedi. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir