IŞİD’in belgeleriyle devleti akladılar

Ankara Katliamı iddianamesinde, savcılığın ihmali olduğu belirtilen kamu görevlileri hakkındaki değerlendirmesinde skandal bir detay ortaya çıktı.

10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin hazırlanan iddianamede, savcılığın ihmali olduğu belirtilen kamu görevlileri hakkındaki değerlendirmesinde skandal bir detay ortaya çıktı.

İddianameyi hazırlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ramazan Dinç, 10 Ekim Katliamı’nı organize eden Yunus Durmaz , Halil İbrahim Durgun ve diğer şüphelilerden ele geçirilen belgeleri dayanak kabul ederek kamu görevlilerinin ihmali olmadığını savundu.

62 tane istihbarat notunu görmezden gelen Savcı Dinç’in, iddianamede yer alan o ifadesi şöyle: “Müştekilerin; olaya karışan, yardım eden, iştirak eden, olayda ihmali bulunan Ankara ve Gaziantep ilindeki kamu görevlilerinden de şikayetçi oldukları, yapılan soruşturmada, tüm dosya kapsamı Yunus Durmaz , Halil İbrahim Durgun ve diğer şüphelilerden ele geçirilen dijital materyallerden elde edilen belgeler incelendiğinde; 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Gar’ı önünde meydana gelen terör saldırısı eylemini azmettiren, yardım eden ve iştirak eden, kamu görevlisi olduğuna dair bilgi, belge ve delil elde edilememiştir.”

BU YORUMLA DOSYAYI AYIRDI

Savcılık bu yorumun ardından ceza usul hukukuna göre kamu görevlileri hakkındaki soruşturma usulünün farklı olduğunu öne sürerek 16 Haziran 2016 tarihli kararla kamu görevlileri hakkındaki dosyayı ana soruşturmadan ayırarak Memur Suçları Soruşturma Bürosuna gönderilmesine karar verdi: “Kamu görevlilerinin ihmali olduğuna ilişkin iddialarla ilgili ceza usul hukukuna göre, soruşturma usulünün farklı olması nedeniyle 16 Haziran 2016 tarih ve 2015/14xxxx sayılı Ayırma Kararı verilmiş ve olayda kamu görevlilerinin ihmali olup olmadığına ilişkin iddiaların Görevli İhmal suçundan soruşturulmak üzere 2016/93xxx soruşturma sırasına kaydı yapılmıştır. Bahse konu 2016/93xxx sayılı soruşturma dosyası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının iş bölümüne göre Memur Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderilmiştir.”

İHMALİN ÜZERİNİ ÖRTÜYORLAR

10 Ekim davası avukatlarından Sevinç Hocaoğulları, savcının kamu görelileri hakkında verdiği kararı gazetemize değerlendirdi. Kamu görelileri hakkında mülkiye müfettişlerinin “ihmali var” görüşünü hatırlatan Hocaoğulları, savcılığın kamu görevlileri hakkında yürüttüğü soruşturmanı, ihmalin üzerini örtmek üzere kurgulandığına dikkat çekti. Hocaoğulları, “Savcılığın soruşturması zaten katliamda ihmali olan kamu görevlilerince yürütüldü. Yani katliamda kusuru bulunana Ankara Emniyetince soruşturma yapıldı. Delilleri toplayanla ihmali olan kişi aynı. Savcılığın zaten bu konuyu araştırmak gibi bir niyeti yoktu. Türkiye’nin her yerinde her geçen gün bombalar patlıyor. Olaya bütünlüklü bakmak lazım. Sadece 10 Ekim patlamasında değil kusur bütün olaylarda var.  Burada Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT, İçişleri Bakanlığı’nın kusuru olduğunu görmemiz gerek. Savcı bu kusurun üstünü örtmeye çalışıyor” diye konuştu.

İDDİANAMEDE İSTİHBARAT BELGELERİ YER ALMADI

10 Ekim Ankara Katliamı öncesinde IŞİD’in saldırı yapacağına dair bir dizi istihbarat belgesi bulunduğu kamu görevlileri hakkında inceleme yapan maarif müfettişliği raporunda ortaya çıkmıştı. Müfettiş raporlarında 10 Ekim sabahı da dahil olmak üzere, temmuz ayından başlayarak, TEM Dairesi Başkanlığına gelen ve bombacıların kimliğinin de yer aldığı istihbaratın, diğer yazılardan farklı olarak “teyide muhtaç” ibaresi yer almamasına rağmen dikkate alınmadığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca, 8 Ekim 2015 tarihinde bombacı Yunus Emre Alagöz’ün Türkiye’de olabileceği istihbaratının alınmış olmasına karşın, “muhtemel eylem” uyarısının 10 Ekim sabahı dağıtıldığını gazetemiz Evrensel belgeleriyle yayımlamıştı. 10 Ekim sabahı gelen istihbarat, bombalar patladıktan sonra Ankara Emniyetindeki birimlere dağıtılmıştı. Bu istihbaratta yazışma saatinin diğer yazışmaların aksine elle belirtilmesi dikkat çekmişti. Ayrıca miting günü görevli emniyet personeline “canlı bomba eylemlerine karşı kendilerini korumaları” yönünde talimat verilirken, miting düzenleyicilerine bombalı eylemle ilgili bir uyarıda bulunulmadığı da ortaya çıkmıştı.

IŞİD’e bağlı Dokumacılar grubunun HDP’nin katılacağı etkinlikleri hedef alacağı, emniyet yazışmalarıyla bilinmesine rağmen ilgili emniyet amirlerinin neden Ankara Valisi ve üstlerini uyarmadığı Mülkiye müfettişlerinin raporlarına da yansımıştı. (Damla YELTEKİN – Evrensel)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir