45.GÜN! Somut ve gerçekçi bir soru: Hurşit Külter nerede?

İnsan hakları savunucusu Hüsnü Öndül, “Hurşit Külter nerede?” sorusunun ısrarla sorulması gerektiğini vurgulayarak, “Son derece somut ve gerçekçi bir soru. Cevabını almak istiyoruz” dedi.

DBP Şırnak İl Yöneticisi Hurşit Külter’den 45 gündür haber alınamıyor. Devlet güçleri tarafından 27 Mayıs Cuma günü gözaltına alınan Külter’e ilişken hiçbir devlet kurumu aile ve kamuoyunu tatmin edici açıklama yapmış değil. Külter’in akıbetine dair Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvurulardan ise henüz sonuç alınmadı.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ise oluşan kamuoyu baskısı sonucu Külter’in durumunun araştırılması için müfettiş görevlendirildiğini Meclis’te açıkladı; ancak aradan yaklaşık 2 hafta geçmesine rağmen bir ilerleme yaşanmadı. Sorumlusu olduğu Külter’in akıbeti hakkında 45 gündür hiçbir bilgi vermeyerek Roma Statüsü ve BM Zorla Kaybettirilmeye Karşı Herkesin Korunmasına Dair Bildiri gibi etkili belgelere göre Türkiye devleti, “insanlığa karşı suç” işliyor. Keza Türkiye devleti BM Kişilerin Gözaltında Kayıptan Korumaları ile İlgili Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalamıyor.

Toplum hedef alınıyor

Nazilerle birlikte ortaya çıkan, Latin Amerika’da 70’lı yıllarda diktatörler tarafından izlenen ve Türkiye’de 90’lı yılların kirli savaşında çokça başvurulan “gözaltında kaybetme” pratiği sadece kaybedilen kişinin kendisin hedef almıyor. Kaybedilen kişinin akıbeti açıklamayarak korku ve acı süreklileştiriliyor ve böylelikle mağdurun ait olduğu toplum da kıskaca alınmak isteniyor.

Öyle ki, Türkiye’de 1980-2005 yıllara arasında kaybedilen bin 353 kişinin akıbetinin sorulduğu “17-31 Mayıs Kayıplar Haftası” içerisinde Külter’in gözaltına alınması bir tesadüften çok devletin topluma verdiği bir mesajı olarak değerlendiriliyor.

Kaybedilen kişinin akıbetinin ortaya çıkarılması için yargı kurumu da sorumluluklarını yerine getirmediği görülüyor. Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nin zorla kaybedilen 257 kişiye ait dosya ve suç duyuruları üzerine yaptığı bir araştırmaya göre; soruşturmaların yüzde 69 şikâyet aşamasında kaldı. Açılan davalarda ise mahkûmiyet sadece yüzde 1 oranında. AİHM ise Türkiye’yi bir çok kez “zorla kaybetme” vakasında mahkûm etti.

‘Bu gün için tekil ancak gelecek için büyük kaygılar oluştu’

Uzun yıllardır insan hakları savunuculuğunu yapan İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) Yönetim Kurulu üyesi Hüsnü Öndül, Külter’in akıbetinin açıklanmamasına dair şunları söyledi: “1994 yılında kaybedilenleri ilişkin Meryem Çelik ve Diğerleri davasında AİHM ihlal kararı vermişti. Benzer türden diğer davalar nedeniyle de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’den eylem programı istedi. Bu açıdan baktığımız da mesele hala 90’lı yıllardaki yoğun ve yaygın yaşanmasa da yeterli önlemin alınmadığını görüyoruz. Hükümet hala mağdura, mağdurun yakınlarına ve kamuoyuna hesap verme yükümlüğünü hissetmiyor. Hurşit Külter vakasında da bunu görüyoruz. Külter’in kaybedilmesi bu gün için tekil ancak geleceğe yönelik büyük kaygılara neden olmaktadır.”

‘Toplumda ‘Ne olacak’ endişesi yaratılmak isteniyor’

Öndül, Külter’in zorla kaybedilmesi sonrası 90’lı yılların pratiğinin çok saygıda insanın aklına geldiğine işaret etti ve ekledi: “’Ne olacak’ endişesi yaratılmak isteniyor. ‘Hurşit Külter nerede?’ sorusu karşısında 45 gündür hükümetin kamuoyunu bilgilendirmediği gibi cumhuriyet savcılarının hareket geçtiğine dair tek bir bilgi yok. Külter’i kaybederek, belki de bu pratiği tekrar yaygınlaştırarak ‘bir herhangi birinin de kapısını bu şekilde çalınabileceği’ duygusunu oluşturuyorlar.”

‘Sorumuzun cevabını almak istiyoruz’

Öndül, normal bir hukuk devletinde bu tür vakalarda devletin birinci olarak aileyi sonra kamuoyunu bilgilendirme ve ardından etkili bir soruşturma yürütmesi sorumluluğunu hatırlattı. Öndül, şöyle devam etti: “Türkiye’de hala emniyete götürüldüğü zaman insanlar işkence endişesi duyuyorlar. Kaybedilme riskini taşıyorlar. O nedenle hepimiz aynı soruyu soruyoruz; Hurşit Külter nerede? Bu haklı bir sorudur. Kendi kendimize soru sormuyoruz. Son derece somut ve gerçekçi bir soru. Cevabını almak istiyoruz.” (Deniz NAZLIM – DİHA)

Hurşit Külter Nerede?

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir