Hakim karşısına çıkan akademisyenler: Doğrulardan vazgeçmeyeceğiz

Barış Bildirisi’ne imza atmalarının ardından sosyal medya paylaşımları nedeniyle haklarında 7 yıla varan hapis istemi ile dava açılan Doç. Dr. Hakan Mertcan, Yrd. Doç. Dr. Selim Çakmaklı, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şener ve Araş. Gör. Esin Gülsen, bugün hakim karşısına çıktı. Akademisyenler yaptıkları savunmalarında tamamen siyasi olduklarını belirttikleri davada, suçlama konusu olan paylaşımları yapmaya devam edeceklerini söyledi.

“Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı Barış Bildirisi’ne imza atmalarının ardından sosyal medya paylaşımları nedeniyle Mersin Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Hakan Mertcan, Yrd. Doç. Dr. Selim Çakmaklı, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şener ve Araş. Gör. Esin Gülsen hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” ve “örgüt propagandası” suçlamaları ile 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan dava Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Görülen duruşmada yargılanan akademisyenlerden Araş. Gör. Gülsem hariç diğer akademisyenlerin üçü müdafileri de hazır bulundu.

Duruşmayı destek için ise onlarca akademisyen ve avukatın yanı sıra çok bazı sivil toplum örgütü, siyasi parti temsilcileri ve öğrencileri takip etti.

‘Dün olduğu gibi bugün de devam edeceğim’

Kimlik tespiti yapılması ile başlayan duruşmada, mahkeme başkanı sanıkların üzerine atılı suçlamaları okudu.

Ardından ilk olarak Doç. Dr. Hakan Mertcan hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı.

Açılan davanın tamamen siyasi bir dava olduğunu belirterek, sosyal medyada yaptığı 3 paylaşımından dolayı yargılandığına dikkat çeken Mertcan, “Miray bebeğin katledilmesine paylaşmak mı, Kürtlerin bu ülkede eşit birer yurttaş olarak yaşamadığını söylemek mi, yoksa Cizre’de katliam var demek mi suç?” diye sordu. Mertcan, paylaşımlarının ya da fikirlerinin herkesin hoşuna gitmeyebileceğini ifade ederek, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Mertcan, savunmasında kendisine suçlama yöneltilen paylaşımların özel olduğunu ve dün olduğu gibi bugün de aynı paylaşımları yapmaya devam edeceğinin altını çizerek beraatını talep etti.

Mahkeme başkanından ‘ideolojik’ tavır!

Onun ardından savunmasına geçilen Yrd. Doç. Mustafa Şener de, davanın siyasi olduğunun altını çizerek, sosyal medya hesapları üzerinden suç üretilmeye çalışıldığını kaydetti. Şener, “Düşüncelerimiz Cumhurbaşkanı’nın hoşuna gitmek zorunda değildir. Bu dava ülkenin girmiş olduğu savaş süreci ile birlikte ideolojik olarak başlatılan operasyonların devamıdır. Her zaman barış ve sevgiden yana olduk. Ama biz böyle istedik diye dünya böyle değil. Savaş ve şiddetten beslenen kesimler de var. İktidar, güç sahipleri ve hükümetler savaş ve şiddetten beslenenler arasında. Medya gözünü acılara kapatmış. Ana akım medya bütün toplumsal olayları terörize eden bir dil kullanıyor. Yaşanan acıları teşhir ettiğimiz için yargılanıyoruz ” dedi.

Şener’in bu sözlerine Mahkeme Başkanı’ndan sadece hakkındaki suçlamalara cevap vermesi yönünde uyarı geldi. Şener ise, suçlamalara cevap verebilmesi için söz konusu açıklamaları yapmak zorunda olduğunu belirterek savunmasına devam etti. 20 yıldır akademide olduğunu ve çok sayıda kitabı olduğunu söyleyen Şener, sosyal hayatının sadece Facebook olmadığını ifade ederek hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini vurguladı.

‘Akademisyenlere kumpas kuruldu’

Doç. Dr. Selim Çakmaklı da, hakkındaki suçlamaları reddederek başladığı savunmasında suçlamalara konu edilen 11 paylaşımı olduğunu ve sadece yaşam hakkını savundukları için yargılandıklarını söyledi.

Duruşmanın devamında savunma yapan avukatlardan Şiyar Rişvanoğlu ise, Kürdistan kentlerine dönük soykırım operasyonları sırasında devlet güçleri tarafından yapılan hakaret ve küfür içerikli yazılamaları örnek gösterdi. Rişvanoğlu’nun “Bunları yapanlar kim. JÖH ve PÖH. Kim bunlar. Hangi Emniyet. Atalay Filiz gibi seri katillerle, Hrant Dink’i öldüren katillerle selfie çeken Emniyet yapıyor bunları. Sizin bizim vergimizle maaşını alan kişiler. Bunlar bir halkın tüm değerlerine saldırıyorlar. Cizre’de insanları diri diri bodrumlarda yakıp duvarlara ‘Aşk bodrumda yaşanıyor güzelim’ diye yazılamalar yapıyorlar” demesi üzerine, Mahkeme Başkanı tarafından bu şekilde devam etmesi durumunda hakkında işlem yapılacağı yönünde uyarıldı.

Avukatlar savunmalarında iddianamenin polis fezlekelerinden kopyala-yapıştır şeklinde hazırladığını belirterek, akademisyenlere Emniyet tarafından kumpas kurulduğunu “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik edecek paylaşımlar yapmak diye bir suç yok. Ama böyle bir suçlama var. İddianameyi hazırlayan savcı hiç mi bakmamış ceza maddelerine. Yani suç üretilmiş bu dosyada. Meslek hayatım boyunca böyle bir iddianame daha görmedim” sözleri ile açıkladı.

Duruşmanın devamında savcılık mütalaasını açıklamak için süre talep ederken, mahkeme Araş. Gör. Esin Gülsen’in savunmasının alınamaması nedeniyle duruşmayı 17 Kasım tarihine erteledi.

‘Doğrulardan vazgeçmeyeceğiz’

Duruşmanın ardından adliyeden çıkan yurttaşlar “Akademi susmadı susmayacak” ve “İlim biat etmeyecek” sloganları atarken, adliye önünde 3 akademisyen de açıklama yaptı. Akademisyenler, hukuksuz bir dava ile karşı karşıya olduklarını belirtirken, doğruları söylemekten vazgeçmeyeceklerinin mesajını verdi. (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir