Demirtaş: SADAT, AKP’nin IŞİD benzeri JİTEM örgütüdür

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Lice’de köylüleri yakma girişimiyle gündeme gelen SADAT A.Ş.’nin AKP’nin DAİŞ benzeri JİTEM yapılanması olduğunu belirterek, söz konusu şirketin Türkiye içinde ve dışında kontrgerilla faaliyetleri organize ettiğine dikkat çekti. Gözaltına alınıp bir daha kendisinden haber alınamayan Hurşit Külter’in akıbetinin AKP tarafından bilindiğini kaydeden Demirtaş, Kürdistan’da PKK’ye yardım eden AKP’li ve Karadenizli iş adamları olduğunu açıkladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Lice’deki askeri operasyon sonrası gündeme gelen SADAT A.Ş., iç tüzük tartışmaları, AKP’nin Suriye ve dış politikadaki dönüşlerine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

‘Sadat AKP’nin JİTEM’idir’

Amed’in Licê ilçesinde köylüleri yakma girişimiyle gündeme gelen SADAT A.Ş.’yi “AKP’nin IŞİD vari JİTEM yapılanması” olarak adlandıran Demirtaş, devlet içerisinde AKP’nin desteğiyle örgütlenen “cihatçı” bir IŞİD anlayışının varlığına işaret etti. SADAT’ın da doğrudan Türkiye içinde ve dışında cihatçı faaliyetler yürütmek, eğitmek ve bunları koordine etmekle görevli bir şirket olduğuna dikkat çeken Demirtaş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Emniyet birimleri içerisinde jandarma özel hareket içerisinde de IŞİD’in sloganlarını, yazılarını kullanan görevliler olduğu, bütün operasyonlarda ortaya çıktı. Bunlar, AKP tarafından korunuyor. Bildiğim kadarıyla emniyet ve ordu içerisinde de bunlardan rahatsızlık var. Bunlar çok ayrı bir birim gibi çalışıyorlar. Kendilerini doğrudan Saray’a bağlı gibi hissediyorlar. Tıpkı geçmişteki kontro-gerilla gibi emniyet ve ordu içerisinde JİTEM vari bir örgütlenme ile ayrı bir hiyerarşiye bağlı olarak çalıştı ise şu anda IŞİD vari bir örgütlenme Türkiye’de var. JİTEM’in yerini AKP’nin IŞİD’i aldı. Kendilerine bir dokunulmazlık zırhı da getirildi. Artık ellerini kollarını bağlayan bir kanun da yok, istediği şekilde insanlığa karşı bir suç işleyebilecekler.”

‘Hükümet Külter’in akıbetini biliyor’

49 gündür kendisinden haber alınamayan DBP Şirnex il yöneticisi Hurşit Külter’in durumuna ilişkin bakanlıklar nezdinde defalarca girişimlerde bulunduklarını ancak hükümettin bu konuda sessizliğe büründüğünü sözlerine ekleyen Demirtaş, bu sessizliğin nedenini şöyle açıkladı. “Çünkü akıbetini kendileri biliyor. Fakat açıklayabilecek durumda değiller. Daha önce de bu bölgede binlerce kayıp olayı yaşandı. Ancak uzun süre sonra ilk defa bu kadar açık bir şekilde Hurşit Külter şahsında bir kayıp vakası yaşanıyor. Çünkü gözaltına alındığını mesajla bildirdi. Bazı JİTEM hesapları gözaltına alındığını teyit etti. Sonra da inkar etmeye başladılar.”

‘Kayyum atama eşkıyalıktır’

DBP’li belediyelere dönük kayyum atama girişimlerini “darbe” olarak adlandıran Demirtaş, kayyum atanacak belediyelerde belediyecilik hizmetlerinin tamamen duracağı uyarısında bulundu.
Demirtaş, kayyum atamanın şartlarının hukukta tanımlandığını hatırlatarak, hükümetin hem bazı şirketlere uyguladığı kayyum uygulaması hem de belediyeler için düşündüğü kayyum atama hazırlığının “gasp” ve “eşkıyalık” olduğunu vurguladı.

Eş Başkan Demirtaş, “Hükümetin yanıldığı şudur; gerçekten toplumu belediyelere el koyma suretiyle PKK’yi bitireceğine ve ‘terörle mücadelede’ etkili olacağına inandırmış durumda” derken, AKP’nin 14 yıldır iktidarda olmuş olmasına rağmen hiçbir temel sorunu çözemediğini anımsattı.

‘Kayyum atama pratikte uygulanamayacaktır’

AKP’nin söz verdiği hiçbir konuda kalıcı çözüm üretemediğini sözlerine ekleyen Demirtaş, şöyle devam etti: “Meclis’teki sayıları belki bu yasayı çıkarmaya yetebilir ama pratikte kesinlikle uygulamayacaklar ve başarılı olamayacaklardır. İki nedenden dolayı; birincisi PKK ve belediyeler bağlantısı kesinlikle bir yalandır. PKK’nin belediyelerden destek aldığı tümüyle bir iftiradır. İkincisi kayyum atanmış hiçbir belediye o belediyeyi yönetemeyecektir. Halk, personel buna izin vermeyecektir. Tümüyle boşa çıkmış bir belediye olacaktır. Belediye hizmetleri belki de duracaktır. Kayyum atanmış şehirlerde artık belediyecilik faaliyeti uygulanamayacaktır.”

‘Rizeli iş adamları PKK’ye çok büyük paralar verdi’

Demirtaş, bazı kişi ve şirketlerin “PKK’ye yardım yaptı” yönündeki açıklamalara çok çarpıcı bir bilgi ile cevap verdi: “Özellikle bölgede ihale almış, baraj, yol ve köprü ihalesi almış AKP’li Karadenizli iş adamları Erdoğan bunları ismen biliyor. Bunlar PKK’ye ciddi yardımlarda bulunduklarını da saklamıyorlar. Erdoğan’a bunu defalara gidip şikâyet babında da ifade etmişlerdir. Biz PKK’ye vergi ödemeden orada çalışamıyoruz. Erdoğan da bunu engellemediğini birkaç defa üstü kapalı toplantılarda söyledi. O AKP’li şirketlere kayyum atayacaklar mı? Çünkü onlar bildiğim kadarıyla PKK’ye çok büyük paralar verdiler. Gönüllü mü yoksa mecburi mi verdiler bilemem. Ama belediyeler PKK’ye yardım yaptı yalanına sığınmak yerine mümkünse kayyum atayacaklarsa bu AKP’li büyük şirketlere atasalar daha iyi olur.”

‘Erdoğan parlamentoyu emrinde olsun istiyor’

Meclis İç Tüzüğü’nde yapmak istediği değişiklikler ve bu konuda bir uzlaşmanın sağlanıp sağlanamayacağı konusunda ise Demirtaş, mevcut iç tüzüğün iyi olmadığını kendilerinin de kabul ettiğini ve daha demokratik bir iç tüzüğün yapılması gerektiğini ancak AKP’nin yapmak istediğinin bu olmadığına dikkat çekti. Erdoğan’ın muhalefetin yetkilerinin fazla olduğunu düşündüğünü vurgulayan Demirtaş, “Bir talimat verdiğinde şak diye görevini yerine getirecek bir parlamento istiyor” dedi.

‘Muhalefeti susturmaya izin vermeyiz’

AKP’nin muhalefetin sesini kısmaya dönük bir teklifle gelmesi durumunda komisyondan uzlaşının çıkmayacağını da ifade eden Demirtaş şunları söyledi: “Demokratik yeni bir iç tüzük yapmak isterlerse biz buna hazırız. Erdoğan’ın derdi Anayasa değişikliklerini çok hızlı bir şekilde Meclis’ten çıkaracak ve muhalefetin muhalefet ederek engelleme Meclis’i tıkama yetkilerini elinden alacak bir değişiklik beklentisidir. Biz kesinlikle yaptırmayacağız. HDP ile tek başımıza kalsak bile buna izin vermeyeceğiz. Muhalefet zaten orada iç tüzükten kaynaklı haklarını kullanarak iktidarın elindeki gücü frenleme ve denetlemeye yarayan bir iç tüzükle ancak çalışabilir. Bu ortadan kalkarsa parlamentodan başka partilerin çalışmasına gerek yok sadece AKP çalışabilir. Çünkü hiçbir şeyiyle muhalefet yapma şansı kalmayacaktır. Böyle bir değişikliği de asla desteklemeyeceğiz.”

‘Ortada Kürt sorunu var, Bahoz Erdal sorunu yok’

HPG Komutanları’ndan “Dr. Bahoz Erdal” kod adlı Fehman Hüseyin’in “öldürüldüğü yönündeki iddiaları da “AKP’nin toplumu kandırması” olarak gören Eş Başkan, şöyle devam etti: “PKK’nin üst düzey bir yetkilisinin öldürülmesinin gerçekten de sorunun çözüleceğine dair bir inanç yaratıyor olması çok hazin bir durumdur. AKP’nin toplumu kandırmaktan vazgeçmesi lazım. Ortada Kürt sorunu var Bahoz Erdal sorunu yok. Çok büyük askeri operasyonlar yapılmış olmasına rağmen hiçbir sonuç elde edememiş olmanın verdiği fiyasko ile toplumu kandırmak için ‘Bahoz Erdal öldürüldü’ asparagas haberini pompaladılar. Ama başbakanın, istihbaratın ve Anadolu Ajansı’nın ortaya koyduğu bilginin de kesinlikle güvenilir olmadığını söyleyebilirim.”

‘CHP çıkıp özeleştiri vermelidir’

Demirtaş, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla birlikte milletvekillerini ifadeye çağrılması ve bu konuda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını değerlendirerek, CHP yönetiminin “özeleştiri” vermeye çağırdı. Demirtaş, Kılıçdaroğlu’nun, “Biz evet demeseydik referanduma götürülecekti ve Türkiye ayrıştırmaya doğru götüreceklerdi” açıklamalarını da eleştirerek, “Bir şeyi gözden kaçırıyor; kendisi evet demeseydi, bir televizyon programında evet diyeceğini ilan etmemiş olsaydı Davutoğlu bu teklifi Meclis’e sunmayı bile düşünmüyordu. Kendisinin evet mesajından sonra teklif Meclis’e geldi. Dolayısıyla teklifin Meclis’e gelmesinin yolunu açan kendisidir” diye konuştu.

‘Kendileri yargıdan kaçtılar’

Başbakan Binali Yıldırım’ın “milletvekilleri gitsin ifade versin” açıklamasına karşı Demirtaş, Yıldırım’a “Biz kendisine hırsızlıkta suçlanan bakanlarınız önden buyursun çağrısı yapıyoruz” yanıtını verdi.
“Madem adil yargılama var onları neden yargıdan kaçırdınız?” diye Yıldırım’a yüklenen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önce onlar yargılansaydı içimiz rahat etseydi, adil yargılamayı görseydik biz de gönül rahatlığıyla giderdik. Sen kaçıyorsun. Çocuklarınızı, bakanlarınızı yargıdan kaçırıyorsunuz ki bu yargı emrinizde çalışıyor olmanıza rağmen biz neden korkmayalım. Hiçbir şekilde adil yargılanmayacağımızdan eminiz. Böyle bir yargıya karşı da bir siyasi tutum alırız. Ortada bir yargılama faaliyeti yok, siyasi darbe var. Gitmemekte kararlıyız. Savcılıklar zorla götürme kararı alırsa da biz halkımızla birlikte buna karşı çok güçlü bir direniş ortaya koyacağız. Sokak muhalefetini ortaya koyacağız. Bunun şakası yoktur, darbeye karşı elimizdeki bütün imkânlarla direneceğiz. Öyle diğerleri gibi tıpış tıpış hiçbir şey olmamış gibi ifade vermeyeceğiz.”

‘Gelsinler boylarının ölçüsünü alsınlar’

Başbakan Yıldırım’ın dün CHP ve MHP’ye dönük Kürdistan kentlerinde teşkilat kurması yönünde “Bayraklarınızı çıkarın, saklamayın Cudi Dağları’nda ay yıldızlı bayrağı dalgalandırın” diyerek yaptığı provokasyon çağrısını da eleştiren Demirtaş, “CHP ve MHP’nin bölgeye gelmesinde Başbakan’dan çok biz memnuniyet duyarız. Çünkü gerçekten de boylarını ölçüsünü almak istiyoruz. Gelsinler boylarının ölçüsünü alsınlar istiyoruz. Çünkü AKP’nin boyunun ölçüsünü aldık, kendilerine verdik onlar boylarının ölçüsünü biliyorlar ama CHP ve MHP de bence şansını denemeli. Başbakan’ın bu çağrısına mutlaka uymalılar” diye ifade etti.

Bu çağrının “gelin işinizi kolaylaştıracağız yeter ki HDP’yi bitirelim” anlamına geldiğini söyleyen Demirtaş, şunları ifade etti: “Bu çok saygısızca bir yaklaşımdır. Oradaki insanların verdiği oylar gayri meşru mudur? HDP’ye oy verenler bu ülkenin yurttaşı değil mi? Biz Kürtlerin yaklaşık yüzde 55’inin oyunu aldık. Sadece Şırnak’ta değil İzmir’de de aldık. Şırnak ve Hakkâri’de CHP ve MHP teşkilatları yok diye mi insanlar bize oy veriyorlar? Belki milletvekili çıkarmamıza yetmiyor MHP’nin Hakkâri’den aldığı oydan çok daha fazlasını Osmaniye’den alıyoruz.”

‘Halk Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’na hasret’

Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu’na Şırnak’a gidip miting yapmaları tavsiyesinde bulunan Demirtaş, “Eminim ki Şırnak halkı onları hasretle ve hararetle bekliyordur. Başbakan da mümkünse yanlarında gitsinler. Şırnak ve Yüksekova halkı da onları hasretle bekliyorlardır, ‘onlar gelse de coşkuyla karşılasak’ diye. Buyursunlar gitsinler, ellerinden tutan yok. Ama bu faşist anlayışı kimse bize demokrasi diye yutturmasın. Tek kelimeyle terbiyesizce bir yaklaşımdır” diye devam etti.

‘Putin ile platonik aşk noktasına geldiler’

Demirtaş, ilk olarak Cemil Çiçek ardından da Başbakan Yıldırım tarafından dile getirilen “içerideki dostlarımızla barış” sözlerinin tamamen kendi “aile barışları” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti: “Şu an da Esad’da karşı Putin’e karşı kullandıkları dile bir bakın, bize karşı kullandıkları dile bir bakın. Putin ile neredeyse platonik aşk noktasına geldiler, bize karşı düşman için kullanmadıkları dili kullanıyorlar. Barış derken, içeride barıştan söz etmiyorlar. Kendi aile içi barıştan, rantı paylaşamadıkları için birbirine girmiş AKP’lilerin kendi içlerinde barış kurmasından bahsediyorlar. Türkiye toplumuyla barışmak bahsetmiyorlar.”

‘Önce IŞİD’e şimdi Esad’a sarılıyorlar’

AKP’nin yıllarca Esad’ı “kendi halkının katili” olarak göstermeyi bırakıp yeniden Suriye ile anlaşmaya varma arayışın tamamen Kürt düşmanlığından kaynaklı olduğunu hatırlatarak dış politikaya dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz görüşülmesin, barışılmasın demiyoruz. İlkeli ve ahlaklı olsunlar. AKP, Suriye savaşının büyümesine yol açtı. Orada El-Nusra ve IŞİD destekledi. Türkiye’nin ve Suriye’nin içini karıştırdı. Şimdi çıkıp ortaya bu kadar tahribat çıkmamış gibi bunları yapmamış gibi davranıyorlar. İnsan çıkar onurluca bir özür diler; ‘Biz yıllardır halkımıza büyük bedeller ödettik. Şu amaçlar doğrultusunda şu politikalarımızı değiştiriyoruz.’ Bunlarda utanma yok. İlke ve ahlak diye hiçbir şey yok. Göz göre Suriye’de Kürtler kazanmasın diye önce IŞİD ile işbirliği yaptılar. Şimdi de Kürtler kazanmasın diye Esad’la işbirliği yapmaya çalışıyorlar. Kürtler, AKP’nin beslemesi IŞİD’i hallaç pamuğu gibi attılar. ‘Fırat’ın batısı kırmızıçizgimizdir’ dediler, kırmızı çizgi pembe oldu, beyaz oldu çizgi mizgi kalmadı. Yapacak bir şey kalmadı şimdi de Kürtleri durdurmak için Esad’la anlaşmaya çalışıyor.”

‘En barbarlarla dahi barışabilirler’

AKP’nin Kürtlerle barışıp kendi iç demokrasini kurmak yerine dünyanın en barbarları ile dahi barışabileceğine işaret eden Demirtaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Yeter ki Kürtler bir şey kazanmasın. Kürt düşmanlığı 90 yıldır Türkiye’ye kaybettirdi, halen kaybettiriyor. Esad’la Suriye ile Mısır ile bir anda yeniden görüşmelerin başlatılmasının acil nedeni Suriye’de Kürtlerin ilerliyor olmasıdır. Bunu yapmak yerine gelsin Kürtlerle görüşsün, Kürtlerle uzlaşsın kendi yurttaşı olan Kürtlerle barışsın.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir