Fincancı: Cizre Türkiye’nin Srebrenitsa’sıdır

Bosna ve Cizre’de yaşanan insanlık suçlarını raporlayan TİHV Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, her iki katliamda da toplum kıyım yaşandığını ve etnik kimliği yok etmeye yönelik şiddet uygulandığını söyledi. Srebrenitsa katliamı Lahey’e taşınırken, Fincancı aynı sürecin Cîzre için de yaşanacağına işaret etti.

İnsanlık tarihine utanç olarak geçen Srebrenitsa katliamın 21’inci yıl dönümü geride kalırken, insanlığın bir diğer utancı olan Cizre’de yaşanan katliama neden olan çatışmalı sürecin üzerinden de bir yıl geçti. 1995 yılının Temmuz ayında yaşanan Srebrenitsa katliamında 8 binden fazla Bosnalı Müslüman, Sırp ordusu tarafından katledildi. 11 Temmuz, katliamın yıl dönümü olarak biliniyor ve her yıl yaşamını yitirenler anılıyor. Cizre’de yüzlerce insanın yakılarak katledildiği katliama giden süreç, 24 Temmuz 2015 tarihinde TSK’nin PKK kamplarına düzenlediği hava saldırılarıyla başladı. Cizre mahallelerinde 79 gün süren saldırılar ve buna gösterilen direniş sonucunda 300’den fazla sivil insan katledildi.

Her iki vahşi katliamda tüm dünyanın gözleri önünde televizyonların canlı yayınlarında yaşandı. Her iki katliam süresinde de “insanlığı ortak değerlerini savunmak” iddiası olan Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği kurumları sessiz kalarak, suça ortak oldu.

Her iki katliamı da raporladı

Geçtiğimiz günlerde cezaevinden tahliye edilen Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, hem Cizîr hem de Srebrenitsa katliamında yaşanan insanlık suçlarını raporladı ve dünya kamuoyuna duyurdu. Dünya ölçeğinde tanınan adli tıp uzmanı Fincancı, Cizre’de katliamların yaşandığı Bostancı, Narin ve Akdeniz sokakta yaptığı incelemelerde “Cizre’de karşılaştığımız tablo, Bosna’nın çok ötesinde” ifadesinde bulunmuştu.

‘İki katliamda da toplu kıyımı gözledik’

Fincancı, Bosna’nın toplum mezarlarında ve Cizre bodrumlarında karşılaştığı manzarayı şöyle anlattı: “Bosna’da çok ciddi biçimde toplu ölümlerle karşı karşıya kalınmıştı. Toplu mezarlarda özellikle de erkeklere yönelik ve erkek çocuklar da dâhil olmak üzere tam bir soykırım sürecinin işlediğini gözledik. Çünkü çocuğundan yaşlısına kadar bölgenin erkekleri alınmış, gözleri bağlanmış ve ateşli silahlarla taranarak toplu mezarlara gömülmüştü. Bizim çalıştığımız bölge özel bir bölgeydi ve üzerinden zaman geçmesine rağmen cenazeler toprağın özelliğinden dolayı korunmuştu. Onun için katliamı tam olarak tanımladık. Cizre’nin bodrumlarında yaşananlarda toplu kıyımı gösterdi. Çocuk kemikleri bulduk. Zamanında olay yeri incelemesi yapılmadığı için hala kaç kişi olduğunu bilemiyoruz. Bodrumun zemininde bir bölgede parçalanmış ve yanmış kemikler vardı. Çok sayıda ölüm olduğunu düşünüyoruz. Bir adli tıp uzmanı arkadaşımız da bodrumlardaki incelemesinde kadın eline ait kemik buldu. Bosna’da erkeklerin öldürüp, kadınlara tecavüz edilmesi gibi görüntüler vardı. Cizre de ise kadınlar da öldürülmüştü.”

Bosna ve Cîzre’de etnik kimlik hedef alındı

Fincancı, iki katliamın bir başka temel benzerliğini “Bosna’da da Cizre’de de bir etnik kimliğe dönük yok edici şiddet uygulaması yaşandı” diye tarif etti.

Uluslararası hukukun ikiyüzlülüğü

Uluslararası hukukun ikiyüzlü bir yaklaşımı olduğunu söyleyen Fincancı, şöyle devam etti: “O andaki çıkarları neyi gerektiriyorsa uluslararası hukuku öyle işletiyorlar. Bosna’nın petrolü olsaydı belki daha korucuyu bir yaklaşım olurdu. Devletler ve uluslararası yapıların ekonomik bir çıkar söz konusu olurdu. Ancak Bosna böyle bir koruyucu özelliğe sahip değildi ve yalnız kaldı. Türkiye’de hem Cizre hem de diğer Kürt illerinde yaşanan tabloya uluslararası alanda ses çıkmaması da mülteci sorunuyla ilgili. Türkiye’nin mülteciler üzerinden yaptığı kirli pazarlıktan dolayı hak ihlalleri görmezden geliniyor.”

Uluslararası alana taşınmalı

Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Srebrenitsa’da işlenen suçlar nedeniyle bugüne kadar 15 kişiyi hapis cezasına çarptırdı. İç savaşın en önemli isimlerinden olan Sırp Radovan Karaciç de Mayıs 2016’da “insanlığa karşı suç”lardan 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fincancı, Cizîr ve diğer Kürt illerinde yaşanan katliamların da uluslararası alana taşınacağını söyledi. Fincancı, “Kürt ilerinin tamamında etkili bir soruşturma yürütülmüyor. Devlet sorumluluklarını yerine getirmiyor. Bizim yargı mekanizmamızda en fazla bir kovuşturma süreci ama bu tür suçların cezasız kaldığını biliyoruz. Türkiye’de bir yargılama olmayacak ama uluslararası alana taşınmalı. Ne kadar ikiyüzlü olsalar da bu güne kadar insan hak savunucularının kazandığı hak, ilke ve belgeler var. Bunların kapsamında bir yargılama süreci başlamalı” diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Binali Yıldırım, Srebrenitsa katliamının Birleşmiş Milletlerin sessiz kalmasına tepki göstermişti. Ancak aynı hükümet BM’nin geçte olsa Cizre için inceleme yapma talebini reddetmişti. Asıl elim olan ise Cizre’deki katliamın tüm boyutlarıyla sorumlusu olan ve incelenmesine engelleyen AKP-Saray iktidarının halen Bosna katliamı üzerinden zahiren Müslümanlık propagandası yapması. (Deniz NAZLIM – DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir