Cumartesi Anneleri: Darbe değil demokrasi istiyoruz

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için sürdürdükleri adalet arayışlarının 590’ıncı haftasında polis engeline rağmen bir araya gelen Cumartesi Anneleri, TSK’ye bağlı askerler tarafından yapılan darbe girişimine tepki göstererek, “Darbe değil demokrasi baskısı rejim değil özgürlüklerimizi istiyoruz” dedi.

590-3 Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için sürdürdükleri adalet arayışlarının 590’ıncı haftasında bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Polisin “Yaşananları biliyorsunuz” diyerek engellemeye çalıştığı anneler, geri adım atmayarak polis ile yapılan görüşmenin ardından eylemi gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri, ellerinde gözaltına kaybedilen yakınları ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Şırnak İl Yöneticisi Hurşit Külter’in fotoğrafının bulunduğu, “Hurşit Külter nerede?” yazılı döviz taşıdı.

590-12Haftanın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Maside Ocak, gözaltında kayıpların sorumlusu kişi ve kurumların ortaya çıkarılmadığını, böyle bir siyasi iradenin de sergilenmediğini belirterek, ailelerin hakikat adalete ulaşma hakkının da gasp edildiğini söyledi. “Gözaltında kaybetme suçunun tekrarlanmamasını engellemek için devletin mevzuatı siyaseti ve uygulamayı değiştirmesi caydırıcılığı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapması talebimiz karşılık bulmuyor” diyen Ocak, hukuk ve özgürlükler alanında ilerleme sağlanmadığı gibi aksine yeni düzenlemelerle baskı politikalarının erinleştirildiğini söyledi. Bu hukuksuzluğun yarattığı iklimde DBP Şırnak İl Yöneticisi Hurşit Külter’den 51 gündür haber alınamadığını hatırlatan Ocak, “Külter 51 gündür ailesi ve hukukun koruması dışında tutuluyor. Bu hukuksuzluğa göz yummayacağız, susmayacağız. Hurşit Külter nerde diye sormaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

‘Cezasızlığa son verilsin’

22 yıl önce Kızıltepe’de gözaltına alındıktan sonra katledilen Ramo Tuğuç’un “faillerini” soran Ocak, “1993 yılında Yurtderi köyü korucu olmayı kabul etti. Ancak, Tuğuç Ailesi korucu olmayı kabul etmedi. Bunun üzerine ailenin evi yakıldı. Tuğuç eşi ile birlikte Kızıltepe’ye yerleşti. 8 Temmuz 1994’te Kızıltepe’de bir akrabalarının dükkanın önünde akrabaları ile sohbet ederken korucular ve polis tarafından gözaltına alındı. Beyaz bir torosa bindirilerek götürüldü. Durumdan haberdar ailesi nereye götürüldüğünü öğrenemedi. 21 Temmuz 1994’te Tuğuç’un Riha’ya bağlı Ceylanpınar ilçesi Mecburiye köyü civarındaki bir kayalıkta, elleri ve ayakları bağlı olan cansız bedeni bulundu. Başında ve göğsünde kurşun yaraları vardı. Olaydan kısa bir süre sonra iki kişi aileye Tuğuç ile birlikte aynı hücrede kaldığını söyledi. Karakolda yüzbaşı görevli ile korucu başı Avdo Korga’nın Tuğuç’u kazma sapı ile dövdüklerini bu nedenle de ayağının kırdıklarını anlattı” dedi.

Tuğuç dosyasındaki hukuksuzluğun son bulmasını isteyen Ocak, başta dönemin Kızıltepe Jandarma Komutanı Hasan Attilla Uğur olmak üzere, tüm sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Cezasızlığa son adalet istiyoruz” diyen Ocak, darbe girişimini hatırlatarak, “Darbe değil demokrasi baskıcı rejim değil özgürlüklerimizi istiyoruz” vurgusu yaptı.

Açıklamanın ardından Cumartesi Anneleri alandan ayrıldı. (DİHA)

Fotoğraf: Erdoğan ZAMUR

590-13

 

590-14

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir