Darbe girişimi sonrası Türkiye – Ufuk GÖLLÜ

UFUK GÖLLÜ-E

 

 

 

 

15 Temmuz gecesi Türkiye tarihinde önemli gelişmelerinden biri yaşandı. Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir grup, ülke yönetimine el koymaya çalıştı. Tanklar köprüleri, televizyon binalarına ve kent meydanlarını işgal etti. Ardından polis destekli AKP kitlesi, sokağa çıkarak Erdoğan’a destek gösterileri yapmaya başladı. Askerler gözaltına alındı sokak ortasında sakallı sarıklı kişiler sokağa çıkarak  gövde gösterisi yaptılar.

Yaşanan gelişmeler her şeyden önce Türkiye rejiminin büyük bir kriz içerisinde olduğu devlet içerisinde güçler çatışmasının geldiği boyutu anlama açısından oldukça önemli.  Ankara’da Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar ve helikopterler Büyük Millet Meclisi, Emniyet Genel Müdürlüğü başta olmak üzere belirlenen hedefleri vurdu.

Yaşanan çatışma sonucunda 200’e yakın ölü var. 1500 civarında yaralı ve 3000’e yakın gözaltı var. Yaşanan Türkiye sisteminin çözüldüğünü gösteriyor. Artık bu düzen eskisi gibi yürütülemez. Erdoğan darbe girişimini savuşturduktan sonra buradan elde ettiği prestijle Başkanlık sistemini tahkim etmeye çalışacaktır. Erdoğan ve AKP, darbe girişimi karşısında demokrasi savunucusu rolü oynamaktadır.

Her şeyden önce belirtmek gerekiyor demokrasi içinde bulunduğumuz tarihsel kesitte ancak işçi sınıfı ve ezilenlerin eyleminin eseri olabilir. AKP’nin sokağa çıkma çağrıları faşizmi tahkim etme hamlesidir. Sokağa çıkan sakallı sarıklı IŞİD zihniyetliler Boğaz Köprüsü’nde bir erin kafasını kesti.

Bu çatışma sistem içi bir çatışmadır. Çözülen ve yeniden restore edilmeye çalışılan sistem içi güçler birbirleriyle çatışmaktadır. Erdoğan bu çatışmayı fırsata çevirip Başkanlığı hayata geçirmeye çalışıyor. AKP açısından ilk tehlike atlatıldıktan sonra ardından şov yapma ve AKP varlığını tahkim etme süreci yaşanacaktır.

Şimdiye kadar ülkemizde yaşanan askeri darbelerden sonra en ağır sonuçları devrimciler, demokratlar ve yurtseverler yaşamıştır. Yaşanan darbeler her zaman devrimci siyasete dönük saldırı niteliği taşımıştır.

Devrimci güçlerin bu iki güç odağından birini desteklemek zorunda değildir. Seçilmiş irade olarak görülen “Erdoğan” fiilen bir darbeyle Başbakanı bir gecede tasfiye etmiş yönetime fiilen el koymuştur. Dolaysıyla darbe girişimi yapanlarla AKP’nin zihniyeti farklı değil.

Ülke halklarının AKP iktidarından ve kurumsallaşan faşist rejiminden kurtulma süreci yakındır. Ancak bu kurtuluş işçi sınıfı ve ezilenlerin kendi eyleminin eseri olabilir. Bu ülke halklarını ölüyü gösterip sıtmaya razı edilmeye çalışılmaktadır. Darbenin karşısındayız ancak Saray merkezli gelişen faşizmi kurumsallaştırma çabalarının da karşısındayız.

Demokrasi ve özgürlük güçleri bu iki kesim arasında tercih yapmak zorunda değildir. Sokakta yaşanan çatışma rejimin Türkiye’yi yönetmekte ne kadar basiretsiz olduğunu göstermektedir. Asker ve polis arasında yaşanan çatışma aslında Türkiye sisteminin artık adım adım çözüldüğünü göstermektedir.

AKP sokaklara döktüğü sarıklı sakallı IŞİD zihniyetiyle boğaz köprüsüne bir erin kafasını keserken esir alınan askerlere işkence yapmıştır. Ülke de dün İşçiler, emekçiler ve Kürtler sokağa çıktığında AKP onları bastırma çabası içindeydi. Şimdi otoriterleşen devlet sistemi Kürtdistan’da katliamlarla inisiyatif kazanan silahlı kuvvetleri  dönüp AKP’yi vurmuştur.

Şimdi AKP ve Erdoğan faşizmi kurumsallaştırarak yaşanan darbe girişimini fırsata çevirme çabası içinde. İşçi sınıfı ve ezilenler büyüttükleri mücadeleyle birlikte buna izin vermemeliyiz. Faşizme karşı mücadeleyi yükseltmekle görevliyiz.

(Özgür Gündem)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir