HBDH: Faşist devlet, en dağınık, en güçsüz dönemini yaşıyor. Şimdi Devrim Zamanı!

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) Avrupa Koordinasyonu ve Kürdistan Komitesi, yaşanan askeri darbe ve sivil saray darbesi süreci ile ilgili yayınladıkları açıklamalarda, “Halkların Devrimci İktidarı İçin Mücadeleye” çağrısında bulundu.

(HBDH) Avrupa Koordinasyonu

HALKLARIN DEVRİMCİ İKTİDARI İÇİN MÜCADELEYE!

Sermaye sınıfının ve faşist devletin kendi arasındaki savaşın bir sonucu olan 15 Temmuz Askeri Darbesi, faşist taraflardan biri tarafından; halihazırda politik iktidarı elinde tutanlar tarafından bastırıldı.

Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor: Ne 15 Temmuz Askeri Darbesi ne de onun dinci faşist iktidar tarafından bastırılmasının “demokrasi”yle alakası var. Demokrasi, ne 15 Temmuz Askeri Darbesinden önce ne de darbe girişiminin bastırılmasından sonra vardı.

Darbe girişiminin bastırılmasını “demokrasi”nin zaferi olarak halklara yutturmaya çalışanlar, Kürt halkına ve emekçi sınıflara açıkça yalan söylüyor ve aldatmaya çalışıyorlar.

Burjuva karşı devrim güçleri, AKP’sinden CHP’sine; oradan MHP’ye kadar bütün gerici, faşist partiler ve devletin tüm temel kurumları, “Darbeye karşı olmak” bahanesiyle bir kez daha dinci faşist iktidarın arkasında durdular; bir kez daha bu dinci faşist iktidarın başı, Kürdistan’daki ve Türkiye’deki tüm katliamların baş sorumlusu olan Erdoğan’a doğrudan olsun, dolaylı olsun destek verdiler.

Darbe girişiminin bastırılmasından sonra gördük: Faşist devlet ve dinci faşist iktidar, ortaya çıkan durumu, emekçi sınıflar, Kürt Halkı, Aleviler, diğer devrimci güçler üzerinde terör estirmek; faşizmi en kanlı biçimlere kadar götürmek için kullanmaya çalıştılar; çalışıyorlar.

Kendi kitlesini silahlandırmak, idam cezasını getirmek, devlet kurumları içinde bulunan ne kadar demokrat, ilerici memur varsa “paralelleri tasfiye ediyoruz” bahanesiyle tasfiye etmek; Kürt halkına, emekçi sınıflara ve devrime karşı vurucu güç olarak hazırlayıp örgütledikleri İŞİD’li faşistlere meşruluk kazandırmak bu çabaların bir parçasıdır.

Ancak şunu da gördük: Karşı devrimin, dinci faşist iktidarın kitle desteği oldukça sınırlıdır. Erdoğan, Başbakan, Diyanet ve devletin diğer tüm kurumları kitleleri “demokrasiyi savunmak” adına her yolla sokağa çağırmalarına çok sınırlı bir kitle uydu. Bu kitle içinde MHP’sinden CHP’sine; AKP’sinden “Ulusalcı faşistler”ine kadar karşı devrimin bütün renkleri vardı.

Ancak bütün bu karışıma rağmen, sokağa çıkanların sayısı, Haziran Ayaklanması ya da Kürdistan’daki serhildanlarda sokağa çıkanlarla karşılaştırıldığında devede kulak bir değildir. Devrimin toplumsal ordusu bunları tükürükle boğacak güçtedir.

Kendilerini güçlü gösteriyorlar ama güçsüzlüklerinin farkındalar. Bu güçsüzlüğü telafi etmek için taraftarlarını silahlandıracak yasalar çıkarmaya, idam cezasını geri getirmeye, İŞİD’li faşistlere meşruluk kazandırmaya, polis-sivil faşist arasında koordinasyonu sağlayacak tedbirler almaya; sivil faşistleri sokağa salarak terör estirmeye çalışıyorlar.

Bunu tersine çevirmenin yolu, bütün faşist güçler üzerinde yıldırıcı bir devrimci şiddet estirmektir. İstanbul Gazi, S.Gazi, Nurtepe, Antakya Armutlu halkı bu konuda örnekler ortaya koydular. Şimdi bu örnekleri her tarafa, her il ve mahalleye yaymanın ve geliştirmenin zamanı.

Askeri darbe girişimi gösterdi ki, faşist devlet ve sermaye egemenliği en zayıf dönemini yaşamaktadır. Sermaye sınıfı ve emperyalistler şimdi bütün karşı devrim güçlerini Erdoğan ve faşist devletin arkasında birleştirerek birleşmiş bir karşı devrim cephesi yaratmaya çalışıyor. MHP’nin, CHP’nin, tüm burjuva basının, AKP ve Erdoğan’ın arkasında durmasının nedeni budur.

Buna karşılık, devrim de birleşmiş bir güç olarak yoluna devam ediyor; etmelidir. Bu bakımdan Kürt halkı, Aleviler, emekçi sınıflar, ezilen, sömürülenler faşizmin en kanlı biçimlere doğru ilerlemesine karşılık vermek üzere silahlanmalı, yeni ve çok daha güçlü ayaklanmalara hazırlanmalılar.

İki ülkenin işçi sınıfının, Kürt halkının, Alevilerin, ezilen diğer toplumsal güçlerin çıkarı karşı devrimin bir tarafına karşı diğer tarafının yanında yer almak değildir. Hiçbir bahane ve bu bahaneler kimden gelirse gelsin emekçilerin, Kürt halkının, Alevilerin, Gençlik ve diğer toplumsal güçlerin karşı devrimin taraflarından birinin yanında saf tutmalarının gerekçesi olamaz; olmamalı.

Aksine, devrimin bu güçleri kendi devrimci iktidarları için, kendi çıkarları, kendi tam ve kesin kurtuluşları için mücadele etmeliler. Darbe girişimi ve sonrası bir kez daha gösterdi ki, demokrasinin gerçekleşmesi, sermaye egemenliği yıkılmadan ve bu faşist devlet parçalanıp dağıtılmadan mümkün değildir. Gerçek ve tam demokrasi bir devrim sorunudur; emekçi sınıfların Kürt halkıyla birlikte iktidarı ele geçirmesi; kendi devrimci iktidarlarını kurmaları sorunudur.

Türkiye ve Kürdistan’ın içinde bulunduğu koşullar ve son gelişmeler bunun mümkün olmaktan da öte artık bir zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.

Faşist devlet ve sermaye egemenliği, en dağınık, en güçsüz dönemini yaşıyor. Devlet ve sermaye egemenliği bir çöküş sürecindedir. Elbette birileri yıkmadan kendiliğinden yıkılıp gitmezler. Ama koşullar, son derece devrimci, tepeden tırnağa kan içindeki bu faşist devletin yıkılıp gitmesi için son derece elverişli.

HBDH, bir kez daha diyor ki; Şimdi Devrim Zamanı!

Halkların Birleşik Devrim Hareketi Avrupa Koordinasyonu

18 Temmuz 2016

(HBDH) Kürdistan Komitesi

Ne darbe ne Saray diktatörlüğü halkımızın geleceğini temsil etmiyor

“Ne faşist darbe ne de ülkeyi sürekli kaos içinde tutan Saray diktatörleri halkımızın geleceğini temsil etmektedir. Durmamız gereken saflar, özgürlüğün ve eşitliğin saflarıdır”

Suruç katliamının yaklaştığı şu günlerde, Kürt halkını ve devrimci kamuoyunun yaşananlara sessiz kalmayarak, Rojava’dan yükselen umudu ve ışığı Bakur’a taşıma çağrısında bulundu.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) Kürdistan Komitesi, TSK bünyesindeki bir cunta tarafından siyasi kendisine yönelen başarısız darbe girişimi sonrası demokrasi havarisi kesilen Saray-AKP iktidarının bugüne kadar sarıldığı anti-demokratik, baskı ve otoriter politikaları ileriki dönemde daha da derinleştirme tehlikesine karşı yazılı bir mesaj yayınlandı.  “Ne Darbe Ne Saray Diktatörlüğü” başlığı taşıyan metinde yaklaşan YAŞ toplantısı öncesi 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi üzerinde duruldu.

Bütün darbelerin sonucunun kaçınılmaz olarak katliamlar, yayın yasakları, gözaltılar, hak ve özgürlüklerin yok sayılması ile sonuçlandığının altı çizilen metinde, darbecileri için “Bu nedenle ‘Yurtta Sulh Konseyi”‘ ismiyle darbe yapan faşist subaylar geçmişteki ve bugündeki katliamı zihniyetten hiçbir geri yanları olmayacaklardır. Sözde huzuru tahsis edeceklerini söyleyen subaylar, 30 yıldır Bakur’da taş üstünde taş koymayanlardır. Özyönetim direniş alanlarında vahşet bodrumlarının bizatihi uygulayıcılarıdır. Ekin Wan’larımızı çırılçıplak yerlerde sürükleyenlerdir. Bu vahşeti yaşatanlar asla ve asla darbe ile ‘huzuru’ getiremezler”

Ancak diğer yandan şuan sokaklarda, medyada “demokrasi” söylemlerini dilinden düşürmeyen Saray darbecilerinin ise, ellerindeki Kürt gençlerinin kanının halen kurumadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bir yıl önce Kobane’nin havar çağrısına karşılık veren SGDF’li sosyalist gençlerin AKP ve DAİŞ işbirliği ile katledilmesi ile başlayan katliamlar süreci Türkiye’yi adeta yaşanmaz bir ülke haline getirdi. AKP diktatörlüğü güçlenen Kürt özgürlük hareketini ve devrimci hareketi bastırmak için 7 Haziran seçim sonuçlarını Saray darbesi ile yok sayılarak halkımızın iradesi yok sayıldı. İşte şimdide darbe karşısında sürekli ‘milli iradeden’ bahsetmeleri iki yüzlülüklerinin en açık göstergesidir. Bakur’da başta Cizîr olmak üzere özyönetim direniş alanlarındaki insanlarımızı diri diri yakanlar, onların ittifakı ile gerçekleşmiştir. En küçük adalet ve hak mücadelesi katliamlarla karşılık buldu.”

Bu vurgularla birlikte 15 Temmuz’da yaşananlar, “askeri kliğe karşı başka bir askeri kliğin darbe yapma girişimi”

‘DURMAMIZ GEREKEN SAFLAR, ÖZGÜRLÜĞÜN VE EŞİTLİĞİN SAFLARIDIR’

“Dün Kürdistan’ı bombalayan, yakıp, yıkan “kahraman mehmetçiğin” bugün faşist DAİŞ’i aratmayan yöntemlerle sokaklarda başı kesilmektedir”

“Bu görüntüleri unutma ey emekçi Türk halkı. 40 yıldır Kürt halkını ‘terörist’, katliamcıları ‘kahraman’ yapan zihniyetin geldiği nokta budur işte. Çıkar tartışmaları söz konusu olduğunda askere giden emekçi yoksul erleri sokakta vahşice linç edecek bir toplum yaratılmıştır. Bu yüzden Kürdistan’daki özgürlük mücadelesi Türk halkının durması gereken gerçek saflardır. Dün Kobanê serhildanlarında katliamlara dur demek için sokaklara çağıranları hain ilan edenler bugün sokaklara çağırmaktadır. O yüzden Ne faşist darbe ne de ülkeyi sürekli kaos içinde tutan Saray diktatörleri halkımızın geleceğini temsil etmektedir. Durmamız gereken saflar, özgürlüğün ve eşitliğin saflarıdır. Suruç katliamının yaklaştığı şu günlerde yiğit Kürt halkını yaşanan bu olaylara sessiz kalmamaya, Rojava’da yükselen umudu ve ışığı Bakur’a taşımaya çağırıyoruz.’’

 




3 thoughts on “HBDH: Faşist devlet, en dağınık, en güçsüz dönemini yaşıyor. Şimdi Devrim Zamanı!

  1. SRPaoz

    Yav he he 😀 pankürdist emperyalist amerikanın uşakları çakma vatan düşmanı solcular 😀 Kronik solcular zannediyorlar’ki Türk solu teröre destek verecek 😀

    Reply
  2. Mustafa

    Boşuna havlamasınlar Kürt ve Türk halkına çektirdikleri acılar darbelerden daha büyük! bu kadar boşuna yazmışlar ve herkes biliyor’ki bu terör örgütlerinin arkasında amerika,almanya var! defolun gidin sol görünümlü faşistler!

    Reply
  3. Ali Mahir

    Bu terör örgütleri zamanla Türk alevileri asimile etmeye çalışmışlardır ve kürt milliyetçiliği uğrunda leş etmeye çalışmışlardır bunlar devletten daha faşistlerdir! şimdi’de darbeden yararlanmaya çalışıp Kürdistan kurmaya çalışıyorlar ancak bu millet darbeye direndiği gibi teröre’de direnir! zamanla’da kemalizmi kulanmışlardı bunun gibi ancak yine boş çıktı

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir