Baluken: Saray darbesi, karargah darbesini getirdi

İdris Baluken, darbe mekaniğinin, çözüm masasının devrilmesi ve Erdoğan’ın  savaş konseptini sahaya sürmesiyle birlikte işlemeye başladığını söyledi.

15 Temmuz darbe girişimi kadar saray darbesine de karşı olduklarını belirten Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken gerekli düzenlemeler yapılmaz ise bu darbenin içinden başka darbelerin çıkabileceği uyarısı yaptı. Ancak idam gibi çağdışı tartışmaları yapan iktidarın, Erdoğan’ın gereken dersi almadığının görüldüğünü de ifade eden Baluken, çözümün acilen bir demokrasi cehpesi, üçüncü bir yol olduğunu söyledi. 

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken darbe girişimi, sonrasındaki gelişmeler ve çözümün ne olacağı konusunda Evrensel gazetesine açıklamalar yaptı.

‘SAYIN ÖCALAN UYARMIŞTI’

“Darbeyi ortaya çıkaran zemini ve koşulları doğru değerlendirip, 15 temmuz darbe girişimini bunun üzerinden çözümlemek gerekir” diyen Baluken, bir daha bu tür darbelerin yaşanmaması için de bu çerçevede tedbirlerin alınmasını önerdi. “Biz bu darbe mekaniğinin özellikle çözüm masasının devrilmesi ve Erdoğan’ın savaş konseptini sahaya sürmesiyle birlikte işlemeye başladığını söylemiştik” hatırlatması yapan Baluken, bu tehlikeyi, çözüm masası devrilmeden 1,5 sene önce de Abdullah Öcalan’ın ifade ettiğini, bunun da tutanaklarda yer aldığını söyledi. Baluken, “Şu an devletin resmi tutanaklarında Sayın Öcalan’ın bu tespitleri yer alıyor” dedi.

‘UYARILARI DİKKATE ALMADI, SARAY DARBESİ YAPTI’

Çözüm masasının devrilmesi ve Kürt illerinde savaş konseptinin devreye konulmasının demokratik siyaset alanını alabildiğince daralttığını da dile getiren Baluken, “Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de Silopi’de, Şırnak(‘ta Yüksekova’da sivil irade bütün inisiyatifi askeri iradeye teslim etti. Fiili olarak aslında askerin, ordunun, ergenekonun, gladyonun yönetmiş olduğu bir fili durum ortaya çıktı. Biz bu fiili durumun ortadan kaldırılmaması durumunda, bunun Türkiye’nin batı illerine de aynı savaş görüntüleri ile taşınabileceğini ve darbe mekaniğinin mutlaka sonuç almaya yönelik hamleler yapacağını ifade ediyorduk” diye hatırlattı.

‘DARBE ZEMİNİ BÖYLE HAZIRLANDI’

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin ise bu uyarıları dikkate almak yerine tam tersi bir tavır ortaya koyduğunu kaydeden Baluken,“7 Haziran’dan sonra bir saray darbesi yaptı” dedi.

Baluken şunları söyledi: “Halk iradesini tanımadı, parlamentoyu işlevsiz bıraktı, Suruç , Ankara katliamları, 7 Haziran öncesi Diyarbakır katliamı üzerinden bir kaos ve istikrarsızlık ortamı yaratarak kendi darbesini gerçekleştirmeye çalıştı. Demokratikleşme ile ilgili Türkiye halklarının ihtiyacı olan hiçbir yasal ve anayasal düzenleme gündeme bile gelmedi. Bütün bu olan bitenler karargah darbesine zemin hazırladı.”

Matruşka bebek benzetmesi yapan Baluken, “tıpkı bir matruşka bebeği gibi, Kürt meselesi çözülmediği için, Alevi meselesi çözülmediği, Türkiye’nin temel sorunları yasal ve anayasal çözüme kavuşmadığı için darbe içerisinden darbe üreten bir yapı ile karşı karşıyayız. Yani saray darbesinin üzerindeki matruşkayı kaldırdığınıza altından 15 temmuz karargah darbesi çıkıyor. Bundan sonrası için de gerekli düzenlemeler yapılmaz ise bu darbenin içerisinden de yine başka bir darbenin çıkacağını şimdiden öngörebiliriz” diye konuştu.

‘ÇÖZÜM MASASI YENİDEN KURULMALI’ 

Yapılması gerekenin, “demokrasi, insan hakları, özgürlüklerin genişletilmesi, toplumsal barış ve hukuk devleti temelinde Türkiye’nin iç ve dış politikalarının mutlaka değiştirilmesi” olduğunu  dile getiren Baluken, “Bu temelde Rojava halklarının dört yıl önce ortaya koyduğu devrime, kazanımlara karşıt bir tutum ortaya koymak Türkiye’yi Suriye ve Ortadoğu’da çetelerle iş tutan bir ülke pozisyonuna getirdi. Dolayısıyla içeride barışı önceleyen, dışarıda Kürtler başta olmak üzere bölge halklarının demokratik geleceğini ve birlikte yaşamını esas alan bir çıkışın, dış politikanın şekillenmesi gerekiyor” dedi.

Bu açıdan da darbe zemininin fırsat da yarattığını kaydeden Baluken, kaos ve kriz ortamlarını, yarattığı fırsatlarla değerlendirmek gerektiğini söyledi.  Baluken, Hükümetin ve Erdoğan’ın buradan doğru mesajlar çıkartıp, mutlaka müzakere sürecine geri dönmesi, Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması ve  Rojava politikasını da değiştirmesi önerileri getirdi.

‘DERS ÇIKARMAMIŞLAR’ 

Ancak şu anki söylem ve pratiklere bakıldığında bunun mümkün olmadığını kaydeden Baluken şunları ifade etti: “İdam gibi çok geri bir tartışmanın bizzat Erdoğan ve Başbakan tarafından gündemleştirilmesi ve sokakta darbeci olan ya da olmayanların ayırt edilmeden bir lince tabi tutulması, ortaya çıkan insanlık onurunu rencide eden görüntüler, Alevi ve Kürt mahallelerine yönlendirilen linç güruhları basın yayın kuruluşları üzerinde yürütülen baskılar, sansür uygulamaları, birçok sitenin kapatılması, kamusal alanda da tam bir cadı avının başlatılması bu konuda da sarayın ve AKP’nin hiçbir ders çıkarmadığını gösteriyor.

Düşünün bir darbe girişimi olmuş ama hükümetin elinde onbinlerce insanın listesi hazır. Ve hükümet düğmeye basarak bu insanların tamamını hukuksuz bir şekilde, darbeyle ilişkilendirerek tasfiye etmenin fırsatçılığında. Belli ki buradan sonuç alırsa bunu bütün muhalif kesimlere yönlendirecek ve anti demokratik, baskıcı tam da darbenin hedeflediği uygulamaları Türkiye’nin gündemine getirmiş olacak.”

Bu yaklaşımdan biran önce vazgeçilmesini isteyen Baluken, “Darbenin bertaraf edilmesi için darbe ortamıyla birlikte, darbe kurumlarının ortadan kaldırılması” gerektiğini de söyledi. Baluken, “Halen MGK gibi darbe kurumu ülkenin temel politikalarını belirliyor. MGK’yı ortadan kaldırmak, Genelkurmay’ı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı denetlenebilecek bir kurum haline getirmek, Türkiye’nin temel ihtiyacı olan toplumsal uzlaşmayı; kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı, ötekileştirici politikaları bir tarafa bırakarak hayata geçirmek lazım. Bütün bunlarla ilgili hem çok büyük bir risk hem çok büyük bir fırsatla karşı karşıyayız” diye konuştu.

‘ÇÖZÜM DEMOKRASİ CEPHESİ’

“Erdoğan ve AKP tercihini nereden yana kullanacak?” sorusunu da yönelten Baluken, bunu bütün demokrasi dinamiklerinin yönlendirmesi gerekiğini dile getirdi.

Baluken’in bu konudaki çözüm önerisi de şöyle; “Uzun süredir Türkiye’de bir demokrasi cephesi ihtiyacı var. Türkiye ne darbeye ne de diktatörlüğe teslim edilmeli; sivil darbe ile askeri darbe arasında sıkışmamalı diyorduk.

Maalesef bu anlamda pratik bir takım sonuçlar ortaya çıkmadı. Şimdi hızla bir demokrasi cephesinin inşası ve ne darbe ne diktatörlük diyerek bir üçüncü yol olarak bu demokrasi cephesi; Türkiye halklarına bir seçenek sunmalı.” (Sultan ÖZER)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir