‘Hendeğe karşı olanlar bugün barikat kuruyorlar’

Darbe girişimi sonrasında yaşanan tartışmalar sürerken, DBP PM üyesi Ayşe Çoban, Kürdistan’da siyasi darbenin sonuçlarına dikkat çekti. Kürt halkının diktatörlere arasında tercih yapmak yerine 3’üncü yolu esas aldığını dile getiren Çoban, darbe sonrası yaşananlara ilişkin ise “Bizi hendek kazmayla itham edenler bugün araçlarla yol kesmeyi, barikat kurmayı meşru görmüştür. Bizi özyönetim alanlarında öz savunmasını yapmakla suçlayanlar bugün sokaklar ortasında kendi askerlerinin, polislerinin kafalarını DAİŞ tarzı kesiyor” dedi.

Son bir yıldır Kürdistan’da şehirleri bombalayan, sivilleri, çocukları katleden ve işledikleri insanlığa karşı suçlar nedeniyle ifadeye dahi çağrılmayan asker ve polislerin, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası linç edilmesi, işkence edilerek tutuklanması akıllara daha bir kaç ay öncesine kadar hükümetle olan işbirliklerini getirdi. Durumu değerlendiren Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Ayşe Çoban, Kürt halkına karşı katliam gerçekleştirenlerin ve bunun emrini verenlerin Kürt halkının direnişi karşısında mahkum edileceğini ifade etti.

Askeri darbeyle siyasi darbenin iç içe geçtiği bir süreci yaşadığını ifade eden Çoban, son süreçte yaşananların daha kaotik ve karışık olduğunu, bunun da ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde meşrutiyetini yitirmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın yeni bir imaj dizaynı çabası içinde olduğunu savundu. Kürdistan’da bir yılı aşkın siyasi bir darbenin olduğunun altını çizen Çoban, insanlık dışı uygulamalar, vahşet bodrumlarında katledilen insanlar, sokağa çıkma yasakları, öz savunma hakkına dönük saldırıların bir bütününe bakıldığında Kürt halkına darbenin nasıl dayatıldığını görüleceğini ifade etti. Çoban, imha, inkar, vahşetin boyutlandırıldığı, Kürt halkına dönük ıslah projesinin bir parçası olarak darbe mekaniği devreye konulduğunu söyledi.

‘Erdoğan koltuğu için sokağa çağırıyor’

Çoban, “Kürdistan’da insanlığa karşı işlenecek bütün suçlar, savaş suçları işlendi. Askeri ve siyasi darbenin arasında bir kaos aralığında ortaya çıkmış bu darbe aslında Kürdistan’da işlenen savaş suçlarının ve Kürt sorununun çözümünü bertaraf etmeye dönük kullanılıyor. Kürdistan’da aylardır demokratik eylemler, direniş suç sayılırken, bugün Türkiye halkaları nezdinde meşrutiyetini yitirmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan, koltuğunu, başkanlığını korumak için halkı sokağa çağırıyor. Ama bilinmelidir ki Kürt halkı ve Kürdistan’da insanlar talepleri ve hakları konusunda bir adım geri atmayacak” diye konuştu.

‘Erdoğan’ın pratiği mahkum edildi’

Kürt halkının üzerinde bir soykırım politikası olduğu gibi siyaset üzerinde de bir darbenin uygulandığına vurgu yapan Çoban, 18 belediye eşbaşkanı, 4 belediye başkanvekilinin tutuklu olduğunu, 34 belediye eşbaşkanının görevden alındığını, yüzlerce DBP yöneticisinin gözaltına alınıp tutuklandığını hatırlattı. Böylesi bir siyasi darbenin anti demokratik uygulamalarına karşı direniş olduğunu ifade eden Çoban, illa bir darbeden bahsedilecekse, siyasi kanalların kapatılması, gazetecilerin tutuklanması, kadın kıyımları, ıslah projesi uygulayan devletin yaptığı darbeden bahsedilebileceğini anlattı. Çoban, şöyle devam etti: “Mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sur, Cizîr (Cizre), Nisêbîn (Nusaybin) pratiğinde mahkum edildi. Kürt halkı yıllardır olduğu gibi böylesi bir süreçte de büyük bir direniş ortaya koydu. Ölümden korkmayan bir halk var. Direnen halk ne siyasi ne de askeri darbenin uygulamalarına karşı geri adım atmayacak.”

‘Kürt halkı tanka topa yenilmedi’

Darbe girişimi sonrasında kendileri için en önemli konuların başında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumunun geldiğini, net bilgilerin ortaya konulması, bir an önce avukat ve ailesiyle görüştürülmesini isteyen Çoban, “Barışın yegane öncüsü olan Öcalan hakkında bir an önce bir adım atılması gerekir. Kürt halkı, gençlik, kadın, örgütlü yapılar olarak bu sürecin takipçisi olacağız. Kürtler geliştirilmek istenen siyasi darbeye, tanka topa karşı bir bütün askeri güçlerine karşı, Çökertme Planlarına karşı bir yıldır yenilmeyen bir halk pratiğini ortaya koydu. Şu an siyasi veya asker darbe arasında bize bir tercih yaptırmaya çalışıyorlar. Bir diktatöryayı onaylamaktansa her zaman 3’üncü yol olan demokrasi, özgürlük, demokratik özerklik temelinde bir çözümde ısrarlıyız” diye ifade etti.

PKK Lideri Abdullah Öcalan yıllardır “Çözüm süreci başarıya ulaşmazsa darbe mekaniği devreye girer”, “Kürt sorunu çözmeyen çözülür” söylemlerinin bugün ne kadar haklı olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını dile getiren Çoban, devletin bir an önce darbelerden, kıyımlardan sonuç almak isteyen zihniyetin bunlardan vazgeçip, çözümden, barışta ısrar etmesi gerektiğini söyledi.

‘Hendeğe karşı olanlar, bugün barikat kuruyorlar’

Bugün bahsedilen darbe mekaniğiyle hareket geçiren yapıların, Cizre, Sur, Nusaybin’deki katliamlarda parmağı olan komutanların gözaltına alındığını, hatta idamları istenenlerin insanlığa karşı suç işleyen kişiler olduğunu ifade eden Çoban, bunlara asıl emri verenler Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın suçlarını 3-5 komutan üzerinden “darbe” adı altında temizlemeye ve kendini meşrulaştırmaya çalıştığını söyledi. Çoban, sözlerini şöyle tamamladı: “Bizi hendek kazmayla itham edenler bugün araçlarla yol kesmeyi, barikat kurmayı meşru görmüştür. Bizi özyönetim alanlarında öz savunmasını yapmakla suçlayanlar bugün sokaklar ortasında kendi askerlerinin, polislerinin kafalarını DAİŞ tarzı kesiyor. Bu kişiler sadece darbe suçlamasıyla karşı karışa bırakılıyor. Ama bunlar asıl Kürdistan’da işledikleri insanlığa karşı işledikleri suçlar yüzünden yargılanması gerekenlerdir. Askeri ve siyasi darbenin iç içe girdiği yapılanmanın içinde girdiği bu yapı kendi gladyosunu kurma peşinde. Tarih bir kez daha gösterdi ki Kürt halkı talep ettikleri konusunda haklıdır.” (DİHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir