Antifaşist mücadelenin temel halkası CEPHELEŞMEK – Toprak AKARSU

TOPRAK AKARSU

 

 

 

 

 

Hemen şimdi demokratik cepheyi iktidarın başlıca alternatif haline getirecek hamleler yapılabilir ve yapılmalıdır. Mazeretlerin zerre kadar değerinin kalmadığı bir zamandayız. Emekçi sol hareketten yapılar ya kendilerini durumun öne sürdüğü hayati antifaşist görevleri yerine getirmeye yatıracaklar ya da kendilerini amaçlaştırarak varlık hakkını kaybedeceklerdir. Tarihin çağrısına ve durumun meydan okumasına yanıt olmayı denemekten kaçınanları, tarih de halklarımız da affetmeyecektir.

15 Temmuz başarısız askeri darbe girişiminin ardından zaferini ilan eden ırkçı İslamcı darbeci Saray cuntası, kaos içerisinde kontrolü ele geçirir geçirmez, oluşan durumu iktidarını tahkim etmek için bir fırsata dönüştürdü. Erdoğan’ın Saray cuntası, bürokraside görülmemiş boyutlarda bir tasfiye hareketine girişti. Erdoğan kliği, bürokrasi içerisindeki bütün muhaliflerinden kurtulmak, bütün devlet kurumlarını daha sıkı biçimde kontrol etmek, iktidar tekelini güçlendirmek istiyor. Üniversite ve medya tasfiye hareketinin kapsama alanı içerisinde. Belediyeler sırada.

Özal’dan beri polis aygıtı, ordu karşısında onu dengeleyecek silahlı bir kuvvet olarak hazırlanıyordu. Darbeci askeri cunta kuvvetleriyle bir kaç günlük iç savaş, polisin bu yeteneğinde sıçramaya yol açtığı gibi devleti de gerçek bir polis devleti niteliğine kavuşturdu.

Askeri darbe girişimine karşı Erdoğan’ın tabanına yaptığı sokağa çıkma çağrısı ve seferberliği, AKP tabanı içesinde hazırlanan paramiliter hareketin derinliğini ve yaygınlığını gösterdiği kadar, aynı zamanda bu ırkçı, İslamcı faşist güruhlaşmayı sıçrattı. Saray cuntasının elinde artık polise destek olmaya ve işbirliğine hazır paramiliter bir güruh var. Önümüzdeki dönemde Saray cuntası kitleleri terörize etmek, ilerici, devrimci, sosyalist, yurtsever güçleri, laikleri, Alevileri, Kürtleri kitle olarak sindirmek için İslamcı sivil faşist hareket sopasını da kullanacaktır.

Erdoğan-AKP’nin ittifakları dibe vurdu, son sınırına kadar daraldı. Denilebilir ki, geriye güvenebileceği tek müttefik MHP kaldı. CHP’nin Saray cuntası ve AKP’yi devletin bekası gerektirdiği her durumda destekleyeceğinden şüphe yoktur ama yine de CHP onlar için güvenilmez bir müttefiktir. Saray cuntası ve AKP, MHP arasında gelişen ittifak önümüzdeki süreçte çok muhtemeldir ki, fiili ya da resmi hükümet ortaklığı düzeyine ulaşır. Başarısız darbe sonrası girilen süreç ve dönemim niteliğinin anlaşılmasını sağlayan önemli diğer bir göstergedir bu.

ERDOĞAN FÜHRER OLMA YOLUNDA

Meclis’i ve hükümeti kontrol eden, polis aygıtını elinde tutan, AKP tabanında beslediği, cesaretlendirdiği ve hazırladığı ırkçı, İslamcı faşist güruhları paramiliter bir güç olarak elinde bulunduran Saray cuntasının başı Erdoğan’ın iktidar tekeli daha da belirginleşmiş olmasına karşın iktidar tatminsizliği, iktidar doyumsuzluğu duygu ve düşüncesi yönetmektedir. Darbe girişimiyle içerisine yuvarlandığı derin kuşku ve güvensizlik duygusu, iktidarı ve canı dahil her şeyini kaybetme korkusu, iktidar tekelini sağlamlaştırmak ve güven içerisinde olmak için Saray cuntasını en aşırı tedbirlere başvurmaya sevk etmektedir. Eleştiri ve muhalefete, itiraza tahammülsüzlüğü had safhaya varmıştır. Bütün bunlar onun şu ya da bu yöntemle partili ya da partisiz devlet başkanı, Führer olma isteğinin itici gücüdür. Ve bu yolda değerlendirebileceği en elverişli “Anayasal” araç, OHAL uygulamasına geçilmiştir.

Erdoğan’ın iktidar tekelini güçlendirmek için başvuracağı tedbirler, demokratik eylem özgürlüğünü, düşünceyi açıklama ajitasyon ve propaganda özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü kullanılamaz hale getirmeye ya da tasfiye etmeye yönelik olacaktır. Meclis’i devreden çıkartan yasa gücünde kararname yetkisini hükümet dolayımıyla eline alan Führer’in halklarımıza, işçilere ve ezilenlere, bütün demokratik güçlere karşı tam bir keyfilikle kullanacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Yine de bunlar yalnızca OHAL ilanıyla, Meclis’in yasa yapma yetkisini hükümete devrederek değil aynı zamanda paramiliter güçlerle desteklenmiş faşist devlet terörü tırmandırılarak başarılabilir.

Dün ordunun yetkilerini artıran Saray cuntası-AKP iktidarı OHAL kararı ile 180 derece çark ederek, valileri generallerden güvenilir bulduğunu ilan etmiştir. Erdoğan’ın generallerin üçte birini tasfiye etmesine karşın orduya güvenemiyor. Artık MİT’e de güvenemez. Daha önemlisi OHAL kararı, saray cuntası-AKP iktidarının olağan biçimlerde yönetemez hale geldiğinin, iflas ettiğinin ilandır.

Saray cuntasının iktidar tekelini kuvvetlendirmek için uygulamaya soktuğu ve sokacağı OHAL etiketli aşırı tedbirler yönetememe krizini ve devlet krizini çözmek şurada kalsın daha da ağırlaştıracaktır. Zaten iktidarın böyle bir güç ve yeteneği de söz konusu değildir. Bilakis aşırı tedbirler, diktatörlüğün daha kanlı ve saldırgan hale gelmesi, yönetememe krizini daha da ağırlaştıracak, diktatörlüğün tabanını daraltacak, devlet halk çelişkisini keskinleştirecektir. Saray cuntası ve AKP ile onlara oy veren tabanın bir bölümünü de karşı karşıya getirecektir.

ÖZGÜRLÜK VE SİYASAL DEMOKRASİ NASIL KAZANILACAK?

Başarısız darbe girişimi, diktatörlüğün iki kliği arasında iç savaş ve OHAL yönetimine geçilmesiyle, son bir haftalık süreçte sert bir mücadele dönemine girilmiştir. Bu dönem nasıl bir mücadele tarzı ile karşılanabilir? Döneme denk düşen mücadele ve örgüt biçimleri, yöntem ve araçlar nelerdir?

Batıda, Türkiye’de büyük bir tehlike ile karşı karşıya olan laikler, Aleviler, Kürtler, işçi sınıfı ve ezilenler, halklarımız, ilerici, devrimci, sosyalist, Kürt yurtsever güçler ırkçı, İslamcı faşist saray cuntasının devlet terörü ve paramiliter güçlere karşı kendilerini nasıl savunacaklar?

Özgürlük ve siyasal demokrasi nasıl kazanılacaktır?

Bütün iplerini Saray cuntasının elinde sıkı sıkıya tutuğu faşist diktatörlüğe karşı mücadele hangi temellerde nasıl geliştirilecektir?

Halklarımızın, işçi sınıfı ve ezilenlerin kendi gücüne güvenmekten, ilerici, devrimci, sosyalist örgütlere, Kürt ulusal özgürlük hareketine ve birleşik halk direnişine güvenmekten başka çaresi, başka yolları yoktur. Asıl olan faşizme karşı fiili meşru mücadele tarzı temelinde halklarımızın, bütün ezilenlerin antifaşist direnişini örgütlemektir.

Muhakkak bütün antifaşist toplumsal ve siyasi örgütlenmelerin kendi güçleri ile yapacakları vardır, yapmalıdırlar da. Ama süreci karşılamaya, ırkçı İslamcı güruhları da yedekleyen faşist devlet terörünü püskürtmeye, özgürlük ve siyasi demokrasiyi kazanmayı amaçlayan mücadeleyi geliştirmeye bunların yetmeyeceği de açıktır. Siyasal mücadele tarihinin tanıdığı denenmiş tek çıkar yol bütün antifaşist güçlerin birleşik mücadelesini geliştirmek, bütün antifaşist güçleri faşizm karşısında tek bir mücadele cephesi içerisinde birleştirerek cepheleştirmektir. Ertelenmesi ve ötelenmesi felaketle sonuçlanacak bu demokratik görevin çözümü yeni gündeme gelmiş de değildir. Eğer antifaşist güçler, toplumsal kesimler oluşan yeni duruma yeterince hazır değiller ise bunun birinci sebebi dün de gündemde olan cepheleşme görevinin gereklerini yerine getirmede yetersiz kalınmasıdır. Şimdi aynı cepheleşme görevi kendini daha şiddetli, daha yakıcı biçimde dayatmaktadır.

Emekçi sol hareket ve bütün antifaşist güçler bu görevi başarmada önemli ama yine de sınırlı ve yetersiz bir gelişme sağlayabilmişlerdir. Kaydedilen ilerleme anlatımını HDK-HDP gerçekliğinde somutlaşan demokratik cephede bulmaktadır. Binnaz Toprak ve Rıza Tüzmen’in çağrısıyla başlayan “kapsayıcı” ama diktatörlük karşısında iddiasının özgül ağırlığı düşük “Demokrasi İçin Birlik” çabasını ve oluşurken çözülen, anlamlı bir siyasal etken de olamayan Haziran Hareketi’ni de kaydedelim.

Devrimci güçlerin oluşturduğu ve henüz inşa halindeki Halkların Birleşik Devrim Hareketi’ni (HBDH) faşizme karşı cepheleşme yöneliminin ayrı ve önemli, özel bir kanalı olarak tabloya ekleyelim.

Birlik ve cepheleşme çağrılarının çokluğuna karşın gelinen düzey aşağı yukarı böyledir. Başarısızlığa uğrayan darbe girişiminin akabinde emekçi sol hareketin hemen bütün yapılarının siyasal analizleri ve önerdikleri mücadele planları, birleşik mücadele ve cepheleşme ihtiyacının önemi ve aciliyeti vurgusuyla tamamlanıyor.

Doğru ya eğer şimdi birleşik mücadeleyi, demokratik cephenin Saray cuntasının yönettiği faşist diktatörlüğe karşı alternatif birleşme ve mücadele merkezi olarak yükseltmeyeceksek ne zaman daha yüksek bir cepheleşme hamlesi yapılacaktır?

HEMEN ŞİMDİ DEMOKRATİK CEPHE HAMLESİ YAPILMALI

Evet hemen şimdi demokratik cepheyi iktidarın başlıca alternatif haline getirecek hamleler yapılabilir ve yapılmalıdır.

*Saray cuntasının yönettiği diktatörlüğe karşı demokratik cepheyi olanaklı olan en geniş antifaşist kuvvetleri kapsama iddia ve yönelimi, perspektifi yönetebilmelidir.

*İkincisi, diktatörlüğün saldırıları ancak öyle göğüslenebileceği, özgürlük, siyasal demokrasi ve Kürt ulusuna eşitlik ancak öyle kazanılabileceği için isminin ne olacağından ayrı olarak halkçı demokratik cephe fiili meşru halk direnişine dayanabilir.

*Üçüncü olarak, Türkiye’de Alevi halkımızın, büyük laik kitlelerin, milyonlarca antifaşistin, demokrat, devrimci, sosyalist ve Kürt yurtsever kitlelerin hiçbir güvencesinin kalmadığı koşullar altında demokratik cephe halkın özsavunmasının haklılık ve meşruiyetini baştan itibaren tanıyabilmelidir.

*Dördüncü olarak, demokratik cephe, barış talebini Kürt halkının varlığı ve ulusal demokratik talepleri ve meşru temsilcilerinin tanımasıyla içeriklendirebilmelidir.

*Beşinci olarak, bir mücadele cephesi olarak örgütlenecek demokratik cephe, halklarımızın antifaşist direnişinin “birleşik önderliği”nin yapılanması olabilir. Bu ifadesini, antifaşist halk direnişi içerisinde yer alacak parti, sendika, platform, dernek vb. örgütlenmeler ve antifaşist siyasi şahsiyetlerin katılımıyla oluşacak merkezi yapıların, halkçı demokratik cephede yer alan tüm kesimlerin mücadele gündemini belirleyip yönlendirmesinde somutlaşmalıdır.

MAZERETLERİN DEĞERİ KALMAMIŞTIR

İçerisinde bulunulan dönem ve sürecin yapısından, demokratik cephenin atılımının öznesi ve itici gücü olacak antifaşist güçlerin durumundan bakıldığında, ülkeyi faşizm belasından kurtarmayı özgürlük ve siyasal demokrasiyi, halkların eşitliğini kazanmayı hedefleyen demokratik cephenin ileri hamlesi bakımından kazanılmış HDK-HDP mevzisi en önemli dayanak ve kaldıraç olarak öne çıkmaktadır. Yalnızca bütün antifaşist kesimler değil HDK-HDP gerçekliği de bu durumun bilincinde olmak ve gereklerini yapmak üzere inisiyatif almak, sorumluluk üstlenmek durumunadır. HDK-HDP durumun önüne koyduğu demokratik cepheyi büyütmek, genişletmek için etkinleşmeli ve inisiyatif almalıdır.

Antifaşist halk direnişi ve demokratik cephenin atılımı yalnızca muhataplarının “yukarıdan” merkezi girişimlerine bırakılamaz. Semtler başta gelmek üzere, üniversiteler, işletmeler vb. her alanda taban inisiyatifiyle fiili meşru halk direnişi ve özsavunma biçimlerinde örgütlenmek için harekete geçilmelidir. Semtlerde devrimciler, Kürt yurtseverleri, sosyalistleri, örgüt temsilcileri ya da bireyler olarak keza antifaşist, demokrat kişiler inisiyatiflerini kullanarak bir araya gelebilir antifaşist halk direniş konseylerini, komitelerini kurarak halk direnişini örgütlemeye başlayarak kendi birleşik direniş alanlarını inşa edebilirler.

Oluşan verili durum içerisinde barındırdığı büyük karşıdevrimci tehlikeler kadar muazzam devrimci imkanlarla da emekçi sol siyasi partilere, örgütlere, platformlara, sendikalara, derneklere başta Alevi ve Kürt halkımız gelmek üzere halklarımıza bütün ezilenlere tam anlamıyla meydan okumaktadır. Diktatörlük, yalnızca birleşik halk direnişiyle, ezilenlerin fiili meşru mücadelesiyle durdurulabilir. Herkesin yaşamsal ihtiyacı özgürlük ve siyasal demokrasi ancak birleşik halk direnişiyle kazanılabilir. “Hazır değilim”, “Şu da olsun”, “Kendi grupsal, kesimsel durumuma uygun olan budur”, “Devrimci komünistlerle bir araya gelirsem şöyle olur”, “Ulusal özgürlük hareketiyle bir arada görünürsem böyle olur”, “Önce sosyalistler bir araya gelsin” vb. mazeretlerin zerre kadar değerinin kalmadığı bir zamandayız.

Emekçi sol hareketten yapılar ya kendilerini durumun öne sürdüğü hayati antifaşist görevleri yerine getirmeye yatıracaklar ya da kendilerini amaçlaştırarak varlık hakkını kaybedeceklerdir. Tarihin çağrısına ve durumun meydan okumasına yanıt olmayı denemekten kaçınanları, tarih de halklarımız da affetmeyecektir.

(ETHA)

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir