Cumartesi Anneleri: Gözaltında kayıplar OHAL ürünüdür

81 ilde ilan edilen OHAL’in ilk Cumartesi kayıplar eyleminde kayıp yakınları, OHAL’in kaldırılmasını istedi. Gözaltında kaybetme saldırısının darbeler ve OHAL dönemlerinde yaşandığını hatırlatan kayıp yakınları, “OHAL uygulamaları kaldırılsın. Biz bu ülkede barış istiyoruz, demokrasi istiyoruz” talebinde bulundu.

Cumartesi Anneleri, 81 ilde ilan edilen OHAL’in ilk cumartesi gününde gözaltında kaybedilen yakınlarının akibetini sordu. ’90’lı yıllarda OHAL ilan edilen bölgelerde gözaltında kaybetme ve faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybedenler her cumartesi meydanlardan iktidarlara “Demokrasi, adalet ve barış” talebini haykırdı. Kayıpların akibetini sordu, faillerin yargılanmasını istedi.

Bu hafta 591. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kayıp yakınları, darbelere de OHAL’e de karşı olduklarını dile getirdi. Geçmiş darbecilerin yargılanmadığını hatırlatan kayıp yakınları, “12 Eylül yargılanmadan, bugünkü darbecilerle hesaplaşılamaz” dedi.

‘BİZE 36 YILDIR OLAĞAN HALİ YAŞATMADILAR’

Gözaltında kaybedilen Muzaffer Yedigöl’ün kardeşi Nurettin Yedigöl, darbeye de OHAL’e de karşı olduklarını vurguladı. Yedigöl, “Biz 12 Eylül’ü de, 15 Temmuz darbesini de yaşayanlarız. 15 Temmuz darbesinde de ilk sokağa çıkanlardan biri bizleriz. Çünkü biz; bu ülkede darbeler istemiyoruz, biz bu ülkede barış istiyoruz, insan hakları istiyoruz, demokrasi istiyoruz” diye konuştu. Yedigöl, Cumhurbaşkanı’nın gecikmiş yargı, yargı değildir sözlerine karşı, “12 Eylül’de kaybettiklerimiz için adalet nasıl gelecek?” diye sordu.

36 yıldır olağan hali yaşayamadığını söyleyen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır ise “36 yıl öncesinin 12 Eylül zihniyeti devam ediyor. Darbeyi ve darbecileri biz insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak çok iyi biliriz. Darbenin yargısız infaz sonucu gençlerimizi nasıl bizden koparıp götürdüğünü biliyoruz” dedi.

Kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız da kayıp yakınları olarak darbeye de OHAL’e de karşı olduklarını ve özgür bir dünyada kardeşçe, barış içerisinde yaşamak istediklerini kaydetti. Takim meydanın yıllarca yasaklı kalmasına tepki gösteren Yıldız, Taksim Meydanının halk için değil, iktidarın kendisi için açıldığını söyledi.

‘GÖZALTINDA KAYIPLAR OHAL ÜRÜNÜ’

“Demokrasi ve yaşam hakkını savunuyoruz” diyen Gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren, Türkiye’de yüzlerce kaybın olduğunu hatırlattı. Eren şöyle konuştu: “Bu kayıpların büyük bir bölümü OHAL döneminde olmuştur. Ne olur bunu unutmayalım. Darbeye karşıyız, olağanüstü uygulamalara da karşıyız. İnsan haklarını savunuyoruz.”

Geçmiş OHAL döneminde kaybedilen Abdullah Canan’ın oğlu Tarık Canan 15 Temmuz darbesinde gözaltına alınan ve tutuklanan darbecilerin bir çoğunun Kürdistan’daki savaşın yürütücüleri olduğunu belirtti. Canan “Bunlar şehirlerimizi tankla, topla yerle bir edenler, bunlar şehirlerimizi yakmakla beraber anılarımızı da yok ediyorlar” diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da OHAL uygulamalarının da başka bir darbeci zihniyet olduğunu belirterek şunları söyledi: “Darbeyle, darbecilerle baş etmenin yolu olağanüstü hal ilan etmek değil, bu devletin derinine işlemiş olan darbeci zihniyetle mücadele etmektir. Bunun da yolu demokrasiyi derinleştirmek, barışı sağlamaktır.” Tanrıkulu, bugün yayınlanan OHAL Kararnamesi’ne ve gözaltı süresinin 30 güne çıkartılmasına dikkat çekti, bu uygulamaların son bulmasını talep etti.

‘HÜKÜMET DARBECİLERİN BAŞVURDUĞU BASKICI YÖNTEMİ TERCİH ETTİ’

Konuşmaların ardından basın açıklamasını okuyan Gülseren Yoleri, önlenen darbenin yarattığı olağanüstü koşulların hükümet tarafından sürekli kılınmak istediğini söyledi. Yoleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin askıya alınmasıyla birlikte darbe girişimi karşısında demokrasinin evrensel değerlerinin değil, darbecilerin başvurduğu hak ve özgürlük karşıtı baskıcı yöntemlerin hükümet tarafından tercih edildiğini vurguladı.

“Biz evlatları 12 Eylül’ün işkencehanelerinde, OHAL işkencehanelerinde kaybedilenler ve buna tanıklık eden hak savunucuları olarak, darbenin de OHAL’in de demokrasinin evrensel değerlerini ve hukuk devletini ortadan kaldırmak anlamına geldiğini iyi biliriz” diyen Yoleri, darbe girişimine karşı cevabın artık darbelerin yapılamayacağı, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanan demokratik bir Türkiye’nin inşasıyla verilebileceğini kaydetti.

44 yaşındayken Batman’ın Gercüş ilçesinde alışverişe çıktığı sırada kaçırılan ve daha sonra cenazesi bulunan Ali Uçar için bir araya geldiklerini söyleyen Yoleri, 9 Temmuz 1997’de kaybedilen Uçar’ın koruculuğu reddetmesi üzerine askerlerden ve koruculardan baskı gördüğünü bu durumun bir sonucu olarak kaybedildiğini belirtti.

Yoleri şunları söyledi: “Aile avukatları aracılığıyla hukuki girişimlerde bulundu ama Ali Uçar’ın başına gelenleri ve failleri açığa çıkartacak etkinlikte bir soruşturma yürütülmedi. Dosya savcılığın tozlu raflarına terk edildi. Ali Uçar dosyasındaki 19 yıllık cezasızlık son bulmalı; Ali Uçarı kaybedenlerden, bunlara emir ve talimat verenlerden, Ali Uçar’ın zorla kaybedilmesine engel olma yetkisini kullanmayanlardan hesap sorulmalıdır.”

Kayıp yakınları oturma eylemlerini 36. hafta önce katledilen Tahir Elçi’yi anarak bitirdi. (ETHA)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir