Demirtaş: ‘OHAL darbeci zihniyetin ürünüdür’

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Darbelere hayır, demokrasi hemen” şiarıyla düzenlenen mitingde halkla buluştu. AKP’nin, darbeci Evren’in yolunda gittiğini belirterek, “Önce darbe kurumları olan MGK ve darbe kurumlarını yok edeceksin. Darbe ile mücadele asıl öyle olur” dedi. AKP’ye “Darbecileri 14 yıl kucağınızda büyüttünüz” diye seslenen Demirtaş, “Bu darbecilerin tanklarının, toplarının karşısında ilk biz Sur’da, Cizre’de durduk. Biz tankların önünde durduğumuzda bu generaller kahramandı, biz haindik. Daha bir kaç ay önceydi” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Darbelere hayır, demokrasi hemen” şiarıyla Sultangazi ilçesi Gazi Mahallesi Şehir Parkı’nda düzenlenen mitingde halkla buluştu.

Mitingin düzenlendiği alana, “Ne Saray ne cunta darbesi çözüm demokraside”, “Darbelere hayır barış hemen şimdi”, “Çözüm müzakerede müzakere İmralı’da” yazılı pankartlar asıldı.

Mitinge HDK Eşsözcüsü Ertuğrul Kürkçü, HDP milletvekilleri Pervin Buldan, Ferhat Encü, Garo Paylan, Mehmet Emin Adıyaman, DİSK Yönetim Kurulu üyesi ve Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı, KESK ve bağlı sendikaların yöneticileri, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Aktaş, ESP, DBP, Mücadele Birliği, EMEP, Çağrı Dergisi, SYKP, Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Doğu ve Güney Doğu Dernekleri, SODAP, Vartolular Derneği, YAKAY-DER, yöneticilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.

Sıcağa rağmen parka akın eden halk, üç ayrı yerde oluşturulan arama noktalarında HDP görevlileri tarafından üzerleri aranarak alana alındı. Alana ellerinde HDP flamaları ile giren kitle, “Yaşasın barış”, “Bıji bratiya gelan” sloganlarını attı. Kitle, sahneden çalınan Kürtçe, Türkçe, Lacza, Arapça ezgiler eşliğinde halay çekti, horona durdu.

Miting, Rojava ve Suruç başta olmak üzere devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Binlerce kişi yumrukları havada, hep bir ağızdan “Çarka şoreşa” marşını okudu. Saygı duruşunun ardından “Şehit namirin” sloganı atıldı.

Miting başladığı sırada, polis zırhlı araçlarla alana girmeye çalıştı. Zırhlı araçların önüne barikat kuran kitle, izin vermedi. Uzun bir süre bekleyen polis, çekilmek zorunda kaldı.

Ardından Mezopotamya Kültür Merkezi sanatçılarından Baran Bozyeli ve Aram Serhat sahne aldı. Sanatçıların sahne almasıyla alandaki coşku arttı, kitle söylenen ezgilere eşlik etti, halaylar çekti.

‘DARBELERİ LANETLİYORUZ’

demirtas-gazi-10

HDP İl Eşbaşkanları Doğan Erbaş ve Aysel Güzel, kitleyi selamladı. İl Eşbaşkanı Güzel, dünya darbeler tarihine 15 Temmuz’da bir kara sayfa daha eklendiğini söyledi, “Lanetliyoruz” dedi. Darbelerin kanlı ve halkların iradesine karşı yapıldığını söyleyen Güzel, askeri ya da sivil tüm darbelerin karşısında olduklarını vurguladı. OHAL’lerle darbelere karşı mücadele edilemeyeceğini, bunun darbenin başka bir biçimi olduğunu söyleyen Güzel, “Çözüm demokrasidedir” diye kaydetti. Güzel, bugün Gazi’de yarın İstanbul ve ülkenin dört bir yanında darbelere karşı demokratik siyaseti büyüteceklerini kaydetti.

demirtas-gazi-11

İl Eşbaşkanı Erbaş, kitleyi Kürtçe selamladı, darbenin ardından özellikle Alevilere yönelik saldırı girişimleri ile gündeme gelen Gazi Mahallesi’nde miting yapmayı tercih ettiklerini belirtti, “Aleviler başta olmak üzere haklarımız kendilerini yalnız hissetmesin çünkü HDP var” dedi. Erbaş, Suruç şehitlerini andı, “Onları unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

Öcalan’a yönelik tecride dikkat çeken Erbaş, bir an önce aile ve avukat görüşmelerinin yapılmasını istedi, “Biliyoruz ki, barışın da, demokrasinin de yolu İmralı’dan geçiyor” dedi.

Erbaş’ın ardından HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, coşkulu alkışlar eşliğinde alana geldi. Demirtaş, yoğun ilgiden dolayı uzun süre sahneye çıkamadı.

‘TÜRKİYE TARİHİ BİR EŞİĞİ YAŞIYOR’

Türkiye’de tarihi bir eşiğin yaşandığını belirten Demirtaş, Türkiye’nin tüm halkları ile büyük bir badireyi, yaralı da olsa atlatmayı başardığını kaydetti. Demirtaş, “Gözü dönmüş bir askeri cunta, halkın silahını halka doğrultarak bir kez daha 12 Eylül’ün tekrarının hayata geçirmek istedi. Sandılar ki, sivil insanlara, parlamentoya saldırarak kısa sürede teslim alacaklar. Ama Türkiye toplumu 7 den 70’e herkesiyle, siyasi partisi, düşüncesi ne olursa olsun, karşı çıktı” dedi.

demirtas-gazi-6

Türkiye’den Latin Amarika ülkelerine kadar, dünyanın hiçbir yerinde askeri cuntaların halka kazandırdığı birşey olmadığını vurgulayan Demirtaş, “’80’den bu yana askeri darbe zihniyetinin, cunta anlayışının ve onun yaptığı Anayasanın yürürlükte olduğu bir ülkede ‘bir müsibet bir nasihattan daha fazla ders vermiş mi vermemiş mi göreceğimiz bir dönemden geçiyoruz” şeklinde konuştu.

Sadece, askeri darbeye ve cuntaya karşı çıkmakla demokrat olunamayacağını vurgulayan Demirtaş, şunları söyledi: “Bu gereklidir ama yeterli değildir. Darbeye karşı çıkmakla otomatik olarak demokrat olmuyorsunuz. Darbe tehdidi ve tehdidi ortadan kalktıktan sonra ortaya koyduğunuz tutum demokrat olduğunuzu, halktan yana olduğunuzu gösterir. Asıl demokrat olup olmadığımızı göstermemizin zamanı şimdidir. Nasıl böyle bir sürece geldiğimiz, kimin ülkeyi darbeye götürdüğünü tartışmalıyız ki, darbe mekanizması ortadan kalksın. Eğer samimiyetle tartışmazsak belki üç ay, belki üç yıl bilemeyiz ama yinede ordu içinden klikler bu cesareti gösterecek. İşte bugün ki iktidarın anlamak istemediği, anlamakta zorlandığı budur.”

‘KENAN EVREN’İN ANAYASASINDAN KURTULMAK YERİNE AKP’Yİ GÜÇLENDİRECEK DEĞİŞİKLİKLER YAPTINIZ’

AKP’nin 14 yıldır iktidar olduğunu, tek başına yasal değişiklikler yaptığını hatırlatan Demirtaş, şöyle devam etti: “Ama ne yaptınız Kenan Evren Anayasasından kurtulmak yerine, AKP’yi güçlendirecek değişiklikler yaptınız. Cunta Anayasasından kurtulmak yerine yargıyı ele geçirmenin Anayasal değişikliklerini yaptınız. Şimdi, tabii ki darbeye karşı olacağız, dimdik duracağız ama elimizi de vicdanımıza koyacağız. Sizin o toplantı yaptığınız MGK var ya o darbenin ürünüdür. OHAL kararını birlikte aldığınız MGK Kenan Evren’in icadıdır. Bir darbe kurumundan, başka bir darbe girişimine karşı tedbir alınır mı? Bu ya saflıktır ya da gözü dönmüşlüktür.”

‘ÖNCE MGK VE TÜM DARBE KURUMLARINI FESHEDECEKSİNİZ’

“Darbe ile mücadele mi etmek istiyorsunuz biz yanınızdayız” diyen Demirtaş, şunları konuştu: “Bunun yolu belli. Önce MGK’yı feshedeceksiniz. 12 Eylül darbecileri kurdu bunu, siz de şimdi üzerine çöreklenmiş 14 yıldır keyfini sürüyorsunuz. Darbeye karşı mücadele yürütüyorsunuz. Ya kusura bakmayın, darbecileri kucağınızda büyütüp beslediniz haberiniz olmadı be. YÖK, darbe ürünü değil mi? YÖK eliyle yapacağınız tasfiyeler tam da darbeci zihniyetin eline yağ sürer. OHAL, darbeci zihniyetin bir ürünüdür. Nasıl bir darbe karşıtı zihniyet ortaya koyuyorsun ki, darbe olsaydı ne yapılacaksa aynısını yapıyorsun. Şimdi Allah korusun darbe olsaydı, işkence yapacaklardı, işkence görüntülerini televizyonlarda yayınlayacaklardı, değil mi? Ee bunlar da aynısını yapıyor. Darbeciler başarılı olsaydı özel mahkemeler kuracaklardı, kanuna aykırı bir şekilde AİHM’i gereklerini ayaklar altına alacaklardı, sıkıyönetim ya da OHAL ilan edeceklerdi. Bunlar da aynısını yapıyor. Böyle darbeyle de darbeciyle de mücadele edilmez.”

‘İŞKENCE, İDAMI SAVUNARAK CUNTA İLE MÜCADELE EDİLEMEZ’

Bu tür anlayışların Türkiye’de her zaman darbe zihniyetini canlı tuttuğunu vurgulayan Demirtaş, darbe ile mücadelenin en etkili yolunun hukuk, demokrasi, insan hakları olduğunu kaydetti. Demirtaş, bugün sarılması gereken ilkelerin, insan hakları, demokrasi ilkeleri olduğunu, faşizme, darbeye, cuntaya karşı gericilik ve gerici ilkelerle, işkence ve idamı savunarak cuntaya karşı mücadele edilemeyeceğinin altını çizdi.

‘UCUZ KURNAZLIKLAR PEŞİNDE KOŞUP, FIRSATA ÇEVİRMEYİN’

Demirtaş, madem ki cunta, darbe girişimine karşı bu toplum el ele vermeyi başardı, hiçbir siyasi akım darbecilerin arkasında durmadı o halde gelin bunu fırsata çevirelim. Neyin fırsatına, Türkiye’deki demokrasinin, özgürlüklerin ve barışın gelişmesinin fırsatına çevirelim” çağrısı yaptı.

Kimsenin yaşanan süreci fırsata çevirmeye çalışmaması gerektiğini kaydeden Demirtaş, “Bu darbe girişimini Allah’ın bir lütfu olarak görüp, eksik ve yarım kalmış tek adam, dikta, saltanat sistemini inşa ederim derseniz yanılırsınız. Burada artık ucuz kurnazlıklar, hesaplar peşinde koşmaması lazım” uyarısında bulundu.

Demirtaş, yapılacakların belli olduğunu vurguladı ve devam etti: “Darbe zeminini güçlendiren en önemli şey savaştır. Cizre’ye gönderdiğiniz tanklar, savaş uçakları helikopterler, Şırnak’a, Nusaybin’e, Yüksekova, Sur’a gönderdiğiniz tanklar, toplar ve onların başındaki komutanlar neredeyse 8 aydır o şehirleri yakıp yıkıyorlar. Onların hepsinin darbeci olduğu ortaya çıktı. Onları oraya kim gönderdi. Davutoğlu’nu hatırlayan var mı? Hani, 4/C geçici sözleşmesiyle işe almışlardı ya, sözleşme bitince işten çıkardılar. Dedi ki, ‘Cizre’yi Sur’u ev ev temizleyeceğiz.’ Emrindeki subayların hepsinin darbeci olduğu ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı ‘uzaktan atışlarla hepsini temizleyeceksiniz’ diyordu. Biz de tankların önünde duruyorduk. Hatırlayan var mı? Unutulur mu hiç. İlk biz durduk o darbecilerin tanklarının önünde. O kılıf altında ülkeyi darbeye götürüyorlar dedik. Ama o zaman biz vatan hani, bu generaller kahramandı. Adım adım darbeyi böyle ördüler işte. Bunlar siyasi iktidarı şu veya bu şekilde savaşa sürüklediler, çözüm sürecini bitirmesini Erdoğan’ın kulağına fısıldadılar. Verdiler gazı, bunları inandırdılar. Savaş demek ordunun güçlenmesi, cenazeler demek toplumda şovenizmin, milliyetçiliğin tırmanması demektir. İşte böyle hazırladılar Türkiye’ye darbeyi.”

‘DÜN BARIŞ İÇİN SOKAĞA ÇIKANLARA SALDIRDIĞINIZ İÇİN ÖZÜR DİLEYİN’

Ülkenin adım adım darbeye sürüklendiğini söylemelerine rağmen önlerine tankların, panzerlerin dikildiğini hatırlatan Demirtaş, buna rağmen her yerde barış gösterileri yapmaya çalıştıklarını söyledi. Bugün ise Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere herkesi “Darbeye karşı sokaklara” çağrısı yaptığını kaydeden Demirtaş, “Ne güzel insanlar tanka, topa, darbeye karşı meydanlara çıksın. Yürekten yanlarındayız. Ama kusura bakmayın bir ay önce bu insanlar tanka, topa, bugün darbeci oldukları ortaya çıkanlara karşı sokaklara çıkanlara siz ücretsiz su dağıtmıyordunuz, ücretsiz su sıkıyordunuz bu insanlara. Bundan dolayı özür dileyeni, yanlış yaptım diyenleri duydunuz mu? Hayır. Gülen için meydanlarda ağladılar, o zaman da uyardık. Paralel devlet bütün kurumları ele geçirdi dedik. Onlar bizi televizyonlarda her akşam linç ettiler, vatan haini gösterdiler. AKP ile paralel işbirliği 17-25 operasyonlarına kadar al gülüm ver gülüm şeklinde gitti” dedi.

‘PARALEL ALTINIZI KAZIYOR DEDİK AMA DİNLEMEDİNİZ’

Barış isteyenlere düzenlenen saldırılar nedeniyle Cumhurbaşkanı ve diğer siyasetçilerin özür dilemesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, “Biz bunlara ne istedilerse verdik ey halkımız özür dileriz demek çok mu zor. Savcı yaptınız, vali yaptınız, rektör yaptınız. Şimdi hepsini gözaltına alıyorsunuz. Bunları biz seçmedik. Cemaatten torpili olmayanları, Fettullah’tan dua almayanları savcı, vali yapmadınız. Kimin gözaltına alınacağını, kimin tutuklanacağını cemaatin hücre örgütlenmesi karar verdi. Bunları en az on defa Beşir Atalay’a, Sadullah Ergin’e ben anlattım, sizin altınızı kazıyorlar dedim. Sayın Öcalan yıllardır anlata anlata dilinde tüy bitti ya. Paralel yapının tehditine, tehlikesine defalarca dikkat çekti. Ama dinlemediniz işte” şeklinde konuştu.

‘BÖYLE YAPARSAN DARBECİLER DEĞİL, SEN YANILIRSIN’

AKP’nin hala yaşananlardan ders çıkarmadığını kaydeden Demirtaş, “Üç ay OHAL ilan etmişler, yetmezse yine ilan edeceğiz diyorlar. Kime karşı kullanıyorsunuz. Darbeciye, darbe girişiminde bulunanlara karşı hukuk çerçevesinde atılacak her adımın yanındayız. Getir yasaları çıkaralım. Kriterimiz AİHM çerçevesinde çıkarılacak yasalardır. Ama sen işkenceyi, yargısız infazı KHK ile hayata geçiririm dersen yanılırsın. Darbeciler değil sen kaybedersin. Hukuk ortadan kalkarsa darbe hukuku sürüyor demektir. Suçları, işledikleri günah ne olursa olsun herkesin adil yargılanma hakkını savunmak zorundayız. Başka türlü toplumda barışı, birlikte yaşamı ve demokrasiyi inşa edemeyiz” dedi.

‘IŞİD KAFALILARIN DEĞİL TÜM TÜRKİYE’NİN SESİNE KULAK VER’

Meydanlardan, insanların duygusallıkla, bir kısım grupların idam istediğini hatırlatan Demirtaş, hükümetin bir kaç grubun değil, tüm Türkiye’nin sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi. Demirtaş, “Türkiye’nin geri kalanı da barış, demokrasi, Kürt sorununda çözüm istiyor. O halde duygusal grupların, meydanlara çıkmış insanların arasına sızmış radikal IŞİD kafalı grupların sesine kulak vermeyeceksin. Bunu bir fırsata çevirip IŞİD zihniyetini sokaklara taşıyanların provokasyonuna gelmeyeceksiniz. AKP’li, CHP’li, MHP, HDP’li herkes kendi fikrini söyleyecek. Ama bunu, ben nasıl bir din devletine, IŞİD devletine karşı götürürüm diye düşünenlere karşı sağlam duracağız” diye konuştu.

‘İMRALI’YA BİR HEYET GÖNDERMEKLE BAŞLAYABİLİRSİN’

Bu darbe karşıtlığını ülkede dinciliği değil, demokrasi ve laikliği güçlendirecekse bir anlamı olacağını vurgulayan Demirtaş, HDP olarak bunun arkasında olacaklarını kaydetti. HDP’nin laiklik ve demokratikliğin teminatı olacaklarını söyleyen Demirtaş, “Kimsenin kimseye inancını, mezhebini, yaşam tarzını dayatma hakkı yoktur. Devletin hiç yoktur. Alevi-Sünni, laik-dinci, AKP’li-HDP’li çatışması yaratmak isteyenler olabilir. En çok da bunlara karşı herkesin dikkatli olması gerekir. Eşitliğe, çözüme giden yolda adım atmak istiyorsak bu yolun yöntemi bellidir. Cumhurbaşkanına çağrı yaptık, liderler zirvesi toplayabilirsin. 15 Temmuz’a kadar yapılan hataları tek tek masaya yatıralım. Öfkeyi, kini bir kenara bırakalım. Toplum bizden artık barış istiyor. İmralı’da tecrit, yasak uygulayacağına önce ailesi ve avukatlarından başlayarak bir heyet gönderebilirsin. Bu bir çok şeyin önünü açar” dedi.

HÜKÜMET VE PKK’YE ÇAĞRI: DEMOKRATİK ARAYIŞIN FIRSATINI YARATMALIYIZ

Demirtaş, hükümet ve PKK’ye seslendi: “Demokratik arayışın fırsatını yaratmalıyız. Zor olduğunu, zorlukların olduğunun farkındayız ancak her türlü zorluğu aşmak demokrasi güçlerinin görevidir. Savaşla, ölümle, kanla ve gözyaşı ile varılacak yer bakın 15 Temmuz akşamında ortaya çıktı. Yapmayalım, konuşarak, yeniden çözüm sürecine dönerek birlikte yaşamın olanaklarını değerlendirelim. Eski tarz siyasetle yürümek doğru değil. Herkes bir kez daha bütün gelişmeleri yeniden değerlendirmek, masaya yatırmakla sorumlu ve görevlidir.”

‘O ZAMAN TOPLUM İÇİN DE DEMOKRASİ VE BARIŞ İLAN EDİN Kİ İNANALIM’

OHAL’in bir çözüm yolu olması gerektiğini kaydeden Demirtaş, Başbakan Yıldırım’ın “OHAL’i devlete karşı ilan ettik, topluma karşı değil” dediğini hatırlattı ve ekledi: “O zaman topluma da demokrasi ve barış ilan edin ki inanalım. Meydanlar ve alanlar iktidar yanlılarına açılır, muhalefete kapatılırsa bu da asıl niyetinizin ortaya çıkmasını sağlar. Darbeye karşı çıkmak AKP’li olmayı gerektirmiyor. Biz hem darbecileri hemde AKP’yi eleştirebiliriz.”

Cemaatçi kadroların tasfiyesi adı altında, tüm muhalif kesimlerin tasfiye edilmesine kalkışılmasının bir hata olacağının altını çizdi, sadece cemaat yanlısı olanların, darbe girişiminde yer almayanların mağdur edilmesinin de yanlış olduğunu söyledi.

‘GELİN BİRLİKTE DARBEYE KARŞI NE YAPABİLECEĞİMİZİ KONUŞALIM’

Gözaltı süresinin 30 güne çıkarılmasının başlı başına işkence olduğunu kaydeden Demirtaş, 12 Eylül darbesinde de bunun uygulandığını hatırlattı. Darbeye karşı olduğunu iddia eden hükümetin, darbeci general Evren’in yöntemlerini hayata geçirdiğini söyleyen Demirtaş, “Gelin başbaşa, el ele yeni yöntemler konuşalım. Demokrasiyi, özgürlükleri nasıl geliştireceğimizi konuşalım. Türkü Kürdü, Alevisi, Sünnisiyle bu halk, özgürlüğü, demokrasiyi hak ediyor başka birşeyi değil.”

‘GELİN EZİLENLERİ DİKKATE ALAN ANAYASAYI HEP BERABER YAPALIM’

Bir gecede 40 bin darbeciyi gözaltına alan hükümetin aylardır kayıp olan Hurşit Külter’i “bulamadığını” söyleyen Demirtaş, “İşte bunlar toplumda güvensizliği yaratacaktır. Cumhurbaşkanı ve Başbakana çağrı yapıyoruz. Gelin demokratik bir uzlaşı zemininde, toplumsal muhalefeti ezilenleri dikkate alan bir anayasa yapalım. Gelin savaşı bitirecek adımı atalım, Alevisine eşit yurttaşlık, Kürdüne kendini yönetme, anadilinde, kültüründe yaşama hakkını verelim, bu ülkenin çalışanına alınteri ile üreten emekçisine özgürlüğü, sendikal alanda, mücadele alanında, fabrikada, tarlada, üniversitede bizler verelim. Bunu yapalım ki, bir dahada ordu içinde veya dışında, yurt içinde ya da dışında aklında darbeyi geçiren, aklında zoru olduğunu anlasın” diye konuştu.

‘HENÜZ TEHDİT BİTMEDİ YÜRÜMEMİZ GEREKEN YOL VAR’

Alanda bulunan kitleye ve Türkiye halklarına seslenen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Alternatif, üçüncü bir çizgide yol olarak bütün ezilenler el ele vermelisiniz. Biz bunun siyasi mücadelesini veriyoruz, vereceğiz. Ama bu işin başka garantisi yok. Burada güvence AKP değildir, sokaklardır, sizsiniz. AKP’ye güvenerek, yarın zordan kurtulduğunda defalarca gördük. O nedenle bir yandan darbeye, bir yandan da diktatörlük girişimine karşı demokrasinin ve özgürlüğün savunucusu olacağız. Bu uğurda yola çıkan bütün demokrasi, devrim ve direniş güçleri ile el ele vermeye hazırız. Öyle ayrı yerlerde değil, ötekinin, farklılığına, ayrılığına saygı duyan herkesle aynı meydanlarda omuz omuza vermeye hazırız. Her yerde alanlara çıkarak, mevcut gidişata çoğulcu rengimizi katmalıyız. Dikkat etmemiz gereken şudur, kitlelerin karşı karşıya gelmesini isteyenler olabilir. Sadece buna karşı dikkatli olacağız. Bizim, AKP’ye oy verenlere karşı düşmanlığımız olamaz. AKP’yi savunmak için alanlara çıkanlarla bir düşmanlığımız olamaz. O da darbe karşıtı, biz de darbe karşıtı. Fakat bizim istediğimiz onun istediğinden biraz daha fazla. O Erdoğan ve AKP’yi sadece korumak istiyor, biz bütün ülkeyi korumak istiyoruz. Yine de bu farklılıklarımıza rağmen provokasyonlara rağmen bütün demokrasi güçlerini alanlarda, meydanlarda eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, laikliği, emeğin hakkını savunmaya davet ediyorum. Darbeyi durdurmayı başardık ama tehdit ve tehlike geçmiş değil. 15 Temmuz akşamı darbe başarısız oldu ama 16 Temmuz sabahı demokrasiye uyanmadık. Henüz yürümemiz gereken yollar var. Bu yolda halkımıza, direnenlere güveniyoruz.” (ETHA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir