HDK Eş Sözcüsü Koçyiğit: Demokratik kamuoyu acil inisiyatif almalı

HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sivil demokratik kamuoyunun inisiyatif alması gerektiğini ve pasif direnişin kabul edilemeyeceğini söyledi.

15 Temmuz’un AKP iktidarı için bir milat olduğunu belirten Koçyiğit, bundan sonra Tayyip Erdoğan’ın kendi rejimini daha rahat inşa edeceğine vurgu yaptı.

Darbe girişimi sonrası Öcalan’dan hiç bir şekilde haber alınamamasının çok kaygı verici olduğunu dile getiren Koçyiğit, acil bir heyetin İmralı adasına giderek görüşme gerçekleştirmesi gerektiğini belirtti.

Koçyiğit, bütün sivil demokratik kamuoyunun inisiyatif alması gerektiğini de vurgulayarak, bu süreçte pasif bir direnişin kabul edilemeyeceğini belirtti.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündeme ilişkin ANF’ye konuştu.

DARBE MEKANİĞİNİ İKTİDAR BAŞLATTI

Koçyiğit, 15 Temmuz darbe girişiminin AKP İktidarı için bir milat olduğunu belirterek, bundan sonra Tayyip Erdoğan’ın kendi rejimini daha rahat inşa edeceğine vurgu yaptı. AKP’nin sürekli işaret ettiği 2023 yılının da önünün açılmış olduğuna dikkat çeken Koçyiğit, şunları söyledi: “AKP İktidarı artık yoluna cemaatsiz devam edecek. Geçmişteki bütün kirli işleri cemaate mal ederek, bundan sonra daha temiz bir AKP inşa etmeyi planlıyor. Türkiye tarihi aynı zamanda darbeler tarihidir de. Darbe nedenlerini incelediğimizde; hukuksuzluğun diz boyu olduğu, demokrasinin geriletildiği, bir sınıf veya zümrenin halkın çıkarının üstünde tutulduğu her dönem darbeleri besleyen ve darbeleri tetikleyen süreçleri oluşturmuştur. 7 Haziran’dan bu döneme kadar darbeyi hızlandıran etkenleri görmememiz gerekiyor. AKP Hazirandan bu yana iki kez sivil bir darbe yaptı. Bu ülkede darbeler mekaniğini iktidar başlattı. Mecliste çoğunluğu kaybedince savaşı bir yöntem olarak tercih etti. Ama bu yöntem aynı zamanda da askerin elinin çok güçlenmesine ve yeniden inisiyatif almasına neden oldu. Buna güvenen asker de darbeye girişti. 7 Haziran seçimleri sonunda halkın iradesini hiçe sayarak, parlamentoya bir darbe yapan da AKP Hükümetidir. Sonrasında Kürdistan kentlerinde başlatılan savaş, ülkenin batısında da özgürlükler ve demokratik girişimleri engelledi. Kadınlara dönük cinsel saldırı ve tacizde çok ciddi artışlar yaşandı. Emek alanına çok ciddi bir saldırı oldu. Bunların her birisi Kürdistan’daki savaşın gölgesinde hayata geçirilen uygulamalardı. AKP Hükümeti bunları yaparken toplumu kutuplaştırmayı da ihmal etmiyordu. Tabii ki böyle bir yöntemin kendisi darbelere zemin oluşturuyordu. AKP’ye oy veren kesiminde bu politikalardan rahatsız olduğunu görüyoruz. TSK’nın güçlendirilip, koruma zırhına alınarak bölgedeki savaşta kullanılıp başarısız olması da darbeye en büyük etkenlerden birisidir. 17-25 Aralık’ta bir darbe olarak değerlendirilebilir.”

‘ARTIK REFERANSLARINI 15 TEMMUZ’DAN ALACAKLAR’

AKP hükümetinin tabanını sürekli sokağa çağırmasının üzerinde özellikle durulması gerektiğine vurgu yapan Koçyiğit, AKP’nin tabanını sokağa alıştırdığını ve bu şekilde muhalif kesimleri de kontrol etmeye çalıştığını söyleyerek şunları aktardı: “Halk sokağa çıkmasaydı da darbe bastırılacaktı. Ölü doğan bir darbe girimiydi. Ama bu şekilde halk bastırılmış gibi gösterildi ve daha meşru bir hal aldı. Halkı sokağa çağırma meselesi bir milat olacak AKP için. Kendi başkanlık rejimine giden yolda halk desteğini de alarak çok ciddi bir ilerleme sağlamaya çalışacaktır. Artık AKP hükümeti yeni tarihsel kod yarattı. 15 Temmuz’un demokrasi zaferi ilan edilmesi ve her gün halkı sokağa çağırarak kutlama meselesi de AKP’ni tarihsel bir zaferinin başlangıcıdır. Kendi rejimini inşa ettiği dönüşümün de başlangıcıdır. Bugün artık referanslarını 15 Temmuz’dan alacaklar. Darbe mevcut Anayasa ve devlet mekaniğine yapılır; ama AKP sanki dine yapılıyormuş havasına sokarak halka cihad çağrısı yaptı. Yapılan dine bir saldırıymış gibi gösterdi. İktidarlarını buradan yeniden kurgulayacaklar. İktidar kendisine yeni bir tarih yazıyor burada.”

‘OHAL’İN NE OLDUĞUNU İYİ BİLİYORUZ’

AKP Hükümetinin 81 ilde üç ay boyunca OHAL ilan etmesini de değerlendiren Koçyiğit, hayatın normal bir şekilde aktığının ve buna gerek olmadığını dile getirdi. Koçyiğit, “Bir biri karşısında konumlanmış toplumsal kesimler yok. Darbeye kalkışanların bir çoğu gözaltına alınmış. Bunları görmek gerekiyor. O zaman biz OHAL’i kime karşı ilan ediyoruz bu sorunun yanıtını hükümet vermek zorunda? Bölgede uzun yıllar OHAL uygulandı ve biz ne olduğunu iyi biliyoruz. OHAL kabul edilebilir bir uygulama değildir. Herhalde hiç birimiz kendimizi güvende hissedemeyiz bu koşullarda. Kürdistan’da zaten bir OHAL hali vardı şimdi bunu bir bütün olarak ülkeye yaymak istiyorlar. Bütün ülkenin bu koşullara eğilmesini istiyorlar bunun ülkeyi bir uçurma götüreceği ve ülkeyi bir iç savaşa götüreceğini hükümet göz ardı etmemelidir. Buradan çıkışın yolu; demokratik, özgürlükçü bir yaklaşım ve herkesi kapsayacak mekanizmalar oluşturmaktır. “

‘İMRALI’DA ÇOK ACİL BİR GÖRÜŞME YAPILMALI’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan haber alınamamasının çok rahatsız edici olduğunu belirten Koçyiğit, durumdan son derece kaygılı olduklarını da vurgulayarak, şöyle konuştu: “İmralı adasındaki görüşmelerde Öcalan’ın cemaate ilişkin tespit ve söylemlerinin doğrulandığını bir kez daha görmememiz gerekiyor. 2013 yılında başlayan görüşmelerde Öcalan yetkililere ve Tayyip Erdoğan’a sürekli olarak bu sürecin yaşanacağını söylüyordu. Bu önerileri dikkate almayan Hükümet demokratikleşme noktasında hiç bir adım atmadı aksine güvenlikçi politikalara teslim oldu ve geldiğimiz noktada darbeler mekaniği devreye girdi. 5 Nisan’dan bu yana Öcalan’la hiç bir şekilde görüşülmüyor. Bu Anayasal bir düzende suçtur. Biz şuan da şunu merak ediyoruz gerçekte yaşıyor mu? Bu soru işareti olarak hala ortada duruyor. Bunun tatmin edici bir şekilde yanıtlanması gerekiyor. Bir an önce ziyaret edilmesi ver yerinde görülerek kamuoyuna açıklanması gerekiyor. Basında çıkan darbe sırasında bir suikast planlandığı bizi hiç şaşırtmadı. Bunun engellenip engellemediğinin gidip yerinde görülerek teyit edilmeli. Bu olmadığı takdirde yaratacağı sonuçlar hiç de iyi bir yere evirilmeyecektir. Hükümetin bunu da görmesi gerekiyor.”

‘ORTAK BİLDİRİYE İMZA ATILMASI DEĞERLENDİRİLMELİ’

Darbe sonrası meclisteki dört siyasi partinin ortak bir bildiriye imza atmasının çok önemsenmesi gerektiğini dile getiren Koçyiğit, şöyle devam etti: “Darbeye karşı yan yana durmanın bir başlangıç olarak kullanılıp, ülkenin demokratik bir sürece evirilmesi yönünde kamuoyunda çok ciddi bir beklenti var. Ne yazık ki AKP ve Saray bunu bir karşı darbe hamlesi olarak değerlendiriliyor. Bunu totaliter sistemini sağlamlaştıracağı bir başlangıç olarak değerlendiriyor. AKP kendi rejimini inşa edeceği bir kaldıraç olarak kullanmaya çalışıyor bu durumu.”

‘AKTİF BİR SÜRECE GİRİLMELİ’

Bütün sivil demokratik kamuoyunun inisiyatif alması gerektiğine vurgu yapan Koçyiğit, bu süreçte pasif bir direnişin kabul edilemeyeceğini belirtti. Ülkede demokrasi ce özgürlüklerden yana olan kesimlerin askeri ve sivil darbeye karşı üçüncü bir yol inşa etmeleri gerektiğine dikkat çeken Koçyiğit, “ Bu yolu geliştirmeliyiz. Yeni bir başlangıcı denememiz gerekiyor. Dur bakalım ne olacak diye beklediğimiz her an toplumun aleyhine AKP’nin de lehine döndüğünü görmemiz gerekiyor. Böyle bir süreçte öncü olmak ve demokratik kamuoyunu toparlayacak bir misyon yüklenmeli. Bunun örgütlenmesi gerektiğinin tarihsel bir sorumluluk gerektiğini görmek gerekiyor. Pasif direniş sol güçler açısından kabul edilebilir bir tutum değildir; aktif bir sürecin içine girilmesi gerekiyor.”

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir