15 Temmuz karşı darbesi – Ziya ULUSOY

 

ZİYA ULUSOY

 

 

 

 

Yurtta Sulh (YS) cuntasının darbe girişimi karşı darbedir. Çünkü öncelikle Erdoğan cuntası, 7 Haziran seçimlerini tanımayarak, soykırımcı ve tasfiyeci savaş stratejisini başlatmak için bütün yetkileri fiilen kendi elinde toplamakla darbe yaptı. Vekillerin dokunulmazlığını kaldırarak, Kürdistan belediyelerine el koymaya devam ederek darbesini sürekli kıldı. YS cuntasına karşı, Erdoğan cuntasının darbesinin aracı olmuş “parlamento”yu demokrasi mabedi ilan edenler, yalnızca Erdoğan cuntasının kuyrukçuluğunu yapıyor. MHP, CHP’ye ek olarak HDP’mizin de darbeci parlamentoyu askeri darbeye karşı da olsa savunma tavrı nesnel olarak Erdoğan cuntasına yaramıştır.

YS askeri darbesi, Erdoğan’ın sürekli darbesine karşı darbedir. Erdoğan cuntası, YS darbe girişimini kullanarak, OHAL ilan etti. AİHS’ni askıya aldı. İdam cezasını yeniden yasalaştırmaya çalışıyor. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yoluyla istediğini yapmaya hazırlanıyor. Sürekli darbesini sürdürüyor.

YS cuntasına, henüz pek fazla bilgimiz yokken, Kemalistlerin öncülüğündeki bir cunta olarak bakmıştım. Kürdistan’da soykırımcı savaşta beklenen zaferi elde edememenin ve Rojava’ya savaşta, Suriye içsavaşında yenilgi almanın moral bozukluğu içinde Kemalist subayların öncülük ettiği, Erdoğan cuntasına göre daha küçük çaplı ve ehven-i şer bir cunta olabileceğini ama iki cuntaya karşı halklarımızın bağımsız devrimci mücadelesini vurgulamıştım.

Veriler, YS cuntasına Gülenci subaylar kliğinin öncülük etttiğini, Kemalist subayların ise yaygınca katıldığını gösteriyor. Gülenci kliğin, Erdoğan’a benzer İslamcı-Türkçü ideolojisini dikkate aldığımızda, yalnızca iktidarı almayı ama dış politikada bazı farklılıklarına rağmen, faşist niteliği bakımından farklı olmayan bir iktidar oluşturmayı hesapladıkları anlaşılıyor.

Gerçi yenilgi koşulları karşı devrim içinde bunalıma ve iç çatışmaya yol açar ve durumu sürdürme yerine ya daha şiddetli faşist terörle sonuç alma veya burjuva demokrasisine doğru açılma uçlarından biri daha fazla olasıdır. Fakat gerek Gülenci klik, gerek Kemalist subaylar ve gerekse ikbal arayan subaylar, kitle desteği ummak için kağıt üzerinde bazı zayıf vaadler  dışında burjuva demokrasisine doğru bir açılma öngörmeyip, mevcut faşist çizgiyi devam ettirmeyi hedeflediler.

ABD ve AB emperyalistleri, başlangıçta bekle gör tavrına rağmen, Obama’nın gece yarısından sonra Erdoğan cuntasını tanıdığını ve desteklediğini açıklamasından sonra tavır netleştirerek Erdoğan cuntasından yana olmuşlardır.

Erdoğan cuntasının yalaka tetikçileri ve ittifak kalemleri, YS cuntasının ABD emperyalistleri tarafından örgütlendiği yalanıyla Erdoğan’ı antiemperyalist “kahraman” diye satmaya, Erdoğan faşizmine destek artırmaya çalışıyorlar.

YS cuntası, toplumsal destek yoksunu olması fark edilince bütün güçlerini seferber edemeden sahaya az askeri güç seferber etme dezavantajıyla, arada tereddüt geçirenlerin saf değiştirmesi nedeniyle başarısızlığa uğradı, Erdoğan cuntası yeniden üstün geldi. Fakat Erdoğan cuntası, YS cuntasının  karşı darbesini bahane ederek darbeciliğini yeni darbeci hamlelerle sürdürürken, dolayısıyla faşizmini daha saldırganlaştırırken, ileri sürüldüğü gibi daha güçlü hale gelmemiş, tersine güçsüzlüğünü göstermiştir.

Generallerin üçte bir gibi çok yüksek oranda darbeye katıldıklarını dikkate alırsak, daha planlı ve kararlı cunta girişiminin sonuç alacağı fikri subaylar arasında yayılmış, onlara yeni karşı darbeler yapma cesareti vermiştir.

Kürdistan’daki soykırımcı savaşın zafer kazanamayacağı fikri ve pratiği, Erdoğan cuntasının yeni bunalımlara düşmesini koşullandırmış, saflarının bölünmesi olasılığını öne geçirmiştir. Şimdi başlıca müttefiki olarak Bahçeli MHP’siyle sıkı birlik içindedir. Ergenekoncular, diktatörün, fırsat bulduklarında satmaktan geri durmayacak destekçileridir. CHP, ulusalcıları dışında, diktatöre karşı öfke duyan tabana sahiptir.

YS cuntasına karşı kitle seferberliği içine giren diktatör Erdoğan, İslamcı-Türkçü, şeriatçı ve idamcı, Alevi halkımıza saldıran, boğaz keserek dehşet saçan, mafyacı faşist kitle hareketini üretmiştir. Bu, geniş kitleler nezdinde Erdoğan diktatörlüğünün kitle desteğini daraltıcı, demokratik güçleri genişletici rol oynayacaktır.

Erdoğan, bölge liderliğini ele geçirerek Türk burjuvazisine daha büyük pazar payı ve petrodolar sermaye kapmada maceracı savaşçı çizgide oynamış, Neo Osmanlıcı bu politikasıyla yenilmenin yanı sıra efendisi emperyalistlerle ilişkisini zayıflatmış, “yalnız kurt” durumuna düşmüştür.

Böylece iktidar ve zenginlik hırsıyla, gözü dönük soykırımcı ve tasfiyeci faşizmiyle Erdoğan şimdi daha zayıftır.

İşçi sınıfı, halklarımız ve ezilenler, örgütlü ve birleşik mücadelesiyle, diktatörün saldırganlığına karşı mücadeleyi büyütmelidir.

Demokratik güçler HDK’siyle, HDP’siyle, cephe birliğini yeni demokratik partileri, kitle örgütlerini ve örgütlü olmayan güçleri katarak geliştirmeli, Erdoğan diktatörlüğüne tepki duyan artacak kitle potansiyelini etrafında toplamalıdır. Kürt Özgürlük Hareketi’inden ayrı durma yanılgısının zarar verdiği görülmeli, İslamcı-Türkçü sömürgeciliğin zulmüne karşı Kürt halkımızın örgütlü güçleriyle kolkola olmanın ancak Kürt halkımıza güven vereceği bilince çıkarılmalıdır.

Erdoğan’ın polis ordusu etrafında, İslamcı-Türkçü-mafyacı faşist vurucu güçleri örgütleyip halklarımıza saldırtacağı bilinciyle bütün demokratik güçler özsavunma fikrine sıcak bakmayı öğrenmeli, kör pasifizmin gafletine düşerek aldanmamalı. HBDH özsavunma için de, onun yanında da bir devrimci imkandır.

Ne Erdoğan cuntası, ne de askeri cunta! Halklarımızın bağımsız demokratik devrimci yolu umudun ve faşizmden kurtuluşun tek yoludur.

(Yeni Özgür Politika)

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir