Aykol: Kürdistan’ı bombalayanlar bugün Ankara’yı bombalıyor

Basın Bayramı olan 24 Temmuz’u gazeteciler bu yıl onlarca gazetecinin tutuklu olduğu, yüzlerce sitenin sansürlendiği, gazetecilerin tehdit altında olduğu, ifade ve düşünce özgürlüğünün neredeyse tümüyle ortadan kaldırıldığı bir ortamda karşılıyor. Gerçekleri yazdığı için en ağır saldırıya uğrayan Kürt basının önemine işaret eden Özgür Gündem Gazetesi Yazarı Hüseyin Aykol, “Biz Kürt kentleri bombalanıyor dediğimizde bizi terörist ilan ettiler. Şimdi aynı generaller İstanbul ve Ankara’yı bombalıyor. O yüzden gerçeklerin yazılmasının ve medyanın ne kadar önemli olduğunu anlamaları lazım” ifadesinde bulundu.

2. Meşruiyet döneminde sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olan 24 Temmuz, Türkiye’de her yıl Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanıyor. 1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından ilan edilen 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı, “sokağa çıkma yasakları” adı altında yürütülen fiili sıkıyönetim uygulamaları döneminde onlarca Kürt gazetecinin tutuklandığı, darbe girişimi gerekçesiyle ilan edilen OHAL ile birlikte onlarca basın kurumunun kapatılarak, gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklandığı bir ortamda kutlanıyor. Ayrıca sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olan bu tarihte yüzlerce basın kurumu da sansüre uğruyor.

Sansür, kapatma, tutuklama, baskı…

Basın Bayramı’nın kutlandığı bir dönemde TGS verilerine göre 33, kimi kaynakların verilerine göre ise en az 38 gazeteci tutuklu bulunuyor. Sadece “sokağa çıkma yasakları” döneminde en az 14 DİHA muhabiri tutuklandı. Bir kısmı bir müddet sonra serbest bırakılan DİHA’nın halen 9 muhabiri tutuklu. Son olarak dün ilçede süren yasak boyunca Nisêbîn’de haber geçen JİNHA editörü Zehra Doğan, basın bayramı arifesinde tutuklandı.

Yine DİHA’nın geçen bir yıl boyunca 41 kez sitesi sansürlendi, çok sayıda muhalif basın organı üzerinde de sansür ve baskı politikaları uygulandı. İMC Tv gibi televizyon kuruluşları keyfi bir şekilde Digitürk gibi yayın platformalarından çıkarıldı.

OHAL baskıyı derinleştirecek

OHAL ilanı ile birlikte Cemaat ile ilişkilendirilen çok sayıda gazeteci de tutuklandı, birçoğu arandığı için yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Ayrıca cemaate ait olduğu belirtilen çok sayıda basın kuruluşu da yine kapatıldı. T24, Diken, Habersol gibi kurumların da kapatılacağı belirtiliyor. OHAL büroları tarafından yargı kararı olmadan gazetelerin kapatılabileceği bir dönemde, basın üzerindeki baskıların artması da bekleniyor.

‘Türkiye halkları gerçeği yazanı anlamalı’

30 yıllı aşkın meslek hayatı boyunca iktidarların saldırılarına ve basın üzerindeki baskılara tanıklık eden hedefteki Özgür Gündem Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, “Türkiye halklarının, medyanın gerçekleri yazmasının ne kadar önemli olduğunu anlaması lazım. Bu nedenle bu güne kadar nasıl çalışıyorsak aynı şekilde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

‘Basın baskı altında tutuluyor’

Basın bayramının ortaya çıkış koşullarına dikkat çeken ve Abdulhamit döneminde meclisin kapatıldığını dile getiren Aykol, ikinci meşruiyetle birlikte kapatılan meclisin yeniden açıldığını ve sansüre son verildiğini söyledi. Abdulhamit döneminde zaten az olan basına da ciddi bir sansür uygulandığını belirten ve örnekler veren Aykol, “O dönemde burun demek yasaktı, çünkü burunla kimin ve neyin kast edildiği anlaşılıyordu. Tıpkı bugün saray dediğimizde kimi kast ettiğimiz anlaşılması gibi” diye konuştu. 1946 yılında yeniden çok partili hayata geçildiğini, Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin kurulduğunun altını çizen Aykol, bu gerekçeyle TGC’nin sansürün kaldırılması nedeniyle ulusal basın günü olarak ilan ettiğini hatırlattı. Aykol, her yıl 24 Temmuz sansürü kaldırma günü olarak kutlandığını fakat sonrasında Demokrat Parti’nin muhalif basını susturduğunu, gazetecileri tutuklayıp, baskı altında tutulduğunu söyledi.

‘Sansüre karşı sonuna kadar savaştık’

Türkiye’de basının her zaman baskı altında olduğunu, darbeler sonrası çıkan gazetelerin kapatıldığını dile getirdiğini belirten Aykol, günümüzde de benzer baskıların sürdüğünü dile getirdi. Aykol, Kürt basınına da dikkat çekerek, “Kürt Basını 1990’lı yıllar ortaya çıkmaya başladı. Bu günlerde 27′ inci yılımızdayız. Bu arada radyo, televizyonlarımız oldu. Günlük gazetelerimiz tekrar tekrar kapatılsa da biz yeniden çıkardık. Bunun bedeli ağır oldu. Gazetelerimiz bombalandı, arkadaşlarımız öldürüldü ve tutuklanarak sürgün edilenler oldu. Biz bu sansüre karşı mümkün olduğunca sonuna kadar savaştık, mücadele ettik ve bu günlere geldik” dedi.

‘Bizden korkuyorlar’

Aykol, bölgede, “ulusal kurtuluş savaşı” verildiğinin atını çizerek, Kürtlerin hak ve eşitlik mücadelesi verdiğini belirtti. Aykol, “Onlar bölünmek istemiyorlar, Türkiye’den ayrılmak istemiyorlar ama eşit şartlarda, özür ve kimliğine sahip çıkarak, bir kaç halkın yaşadığı büyük devletlerde bir kaç yabancı anadil var” hatırlatmasında bulundu. Kürt halkına karşı yürütülen saldırılara da ve bölgedeki savaş gerçekliğine de işaret eden Aykol, “Tüm bu yapılanları çıplaklığı ile yayınlayan bir basın ve medya olduğumuz bizden korkuyorlar. Bizi düşman gibi görüyorlar ve öyle davranıyorlar. Biz sadece habercilik yapıyoruz. Bu haberler onların ne kadar soykırımcı ve katliamcı olduğunu ortaya çıkarıyorsa bu bizim suçumuz değil. Bizim yaptığımız haberler aslında onların ne kadar soykırımcı katliamcı olduğunu ortaya çıkarıyorsa bu bizim suçumuz değil onların suçu” şeklinde konuştu.

Aykol, bölgedeki savaş gerçeğine de işaret ederek, “Arkadaşlarımız tutuklanıyor, saldırıya uğruyor. Sansür uygulanıyor ancak biz bu sansüre boğun eğmiyoruz, gazetecilerimizi çıkarıyoruz” dedi. Buna karşı AKP basını ve merkez medyanın ya sansüre uğradığını ya da haberleri çarpıttığını söyleyen Aykol, medyadaki ciddi otosansüre dikkat çekti.

‘Nasıl çalışıyorsak aynı şekilde devam edeceğiz’

Kürt basının gerçekleri yazdığı için iktidarların saldırısına uğradığını ve “askeri suçluyorsunuz” denildiğini belirten Aykol şöyle konuştu:

“Biz Kürt kentlerinin yakılıp yıkıldığını, bombalandığını yazdığımızda bize kızıyorlardı. Şimdi aynı generaller 15 Temmuz akşamı meclisi bombaladı. Ankara’da mecliste bombalayanlar ile Kürdistan’ı bombalayan generaller aynı generaller. Şimdi bu size yapılıyor acaba anlayabildiniz mi? Daha önce Kürdistan’da yapılanlar bugün İstanbul ve Ankara’da yapılıyor. Şimdi bunların medyanın ve gerçekleri yazmanın ne kadar önemli olduğunu anlamaları lazım. Şimdiye kadar ne yapıyorsak bundan sonra da aynısını yapmaya gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.”




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir